24 Eylül 2020 , Perşembe

Bizi Gördüklerinde… (When They See Us…)

Netflix’in mini dizileriden olan ‘’when they see us’’ 1989 yılında yaşanan gerçek bir olaydan
uyarlanmıştır. ‘’Central Park 5’lisi’’ olarak adlandırılan olay Amerika’da yargı ve polis sisteminin ne
kadar çürümüş ve algı yönetmeyle toplumun nasıl yönlendirebileceğini gözler önüne seren bir
trajedidir.
Her gece yaptığı gibi Central Park’ın kuzeyinde çıkan ABD’li bir kadın cinsel şiddete uğramış bir şekilde
polisler tarafından bulunur ve polis o saatte parka bulunan yaşları 12-16 arasında olan beş siyahi
çocuğu olaydan sorumlu tutar.
Aileleri gelmeden baskı altında alınan ifadeleriyle çocuklar suçlu bulunur ve 16 yaşındaki hapse
diğerleri ise ıslahevine gönderilir. Siyahi çocukların beyaz bir kadına cinsel şiddette bulunması
toplumda bir nevi infial yaratır ve o dönem iş insanı olup şu an ABD Başkanı olan Donald Trump,
eyalette idam cezasının geri gelmesini ve bu çocukların idam edilmesi yönünde bir ilan yayınlar.
Gerçek yıllar sonra açığa çıkar; çocuklara suçsuz şekilde içeride kalmalarının sonucu New York eyaleti
tazminat öder…
Ne yazık ki Central Park 5’lisinin yaşadıklarına benzer şeyler dünyanın her yerinde görülmekte. Yargı
sisteminde olmasa bile farklı şekillerde toplumların kodlarında saklı ayrımcılık hükümetlerin bilinçli
politikalarından ya da bilinçsiz şekilde süreç yönetememelerinden benzer şeylerle karşılaşılmakta.
Bu benzer örneklerden biri ise COVID-19 süreciyle birlikte ülkemizde yaşanmakta..
Dünya 4 aydır Corona pandemisine karşı bir savaş veriyor. Ülkemizde ilk kayıtlı vaka 10 Mart günü
görüldü, görülmeye devam ediliyor.
Artık COVİD19’un ne olduğunu ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini az çok bilmekteyiz. Dünyadan
takip ettiğimiz kadarıyla ise ülkelerin nasıl önlem alması gerektiğine karşı çoğumuzda bir fikir oluşmuş
durumda.
Hastalığın yayılmasını zamana yayabilen ülkeler süreci görece daha az zararla atlatacak ancak bugün
İtalya’da yaşanan durum gibi süreci zamana yayamayan ülkelerde sağlık sisteminin belki
ekonomilerinin çöküşleri anlamına gelecek bir sürece götürüyor.
Türkiye’de süreç başlangıçta kontrollüyken bir noktadan sonra yayılmanın önüne geçilemedi. Belirli
alınması gereken kararlar zamanında alınsa da sadece 65 yaş üstü vatandaşlarımıza yönelik sokağa
çıkma yasağının uygulanması toplumda bu yaş grubu insanlara yönelik karşıtlığa yol açtı.
Sağlık Bakanlığı’nın süreci yönetimi başarılı bulunur ya da bulunmaz buradaki esas sorun Bakanlığın
virüsün yayılımı konusunda toplumu bilgilendirmede eksik kalması ve bir yaş aralığını hedef haline
getirmesidir.
Virüs yayılımını 20-54 yaş aralığı sağlamaktadır, 65 yaş üstü ise bağışıklık sisteminin görece zayıf
olmasından dolayı virüsle savaşmada zayıf kalmaktadır. Kısaca şu an oluşan algının tersine yayılım 65
yaş üstü tarafından sağlanmamaktadır.
Toplumdaki bu algının kırılmasını tek bir yolu bulunmaktadır. O da enfekte olan vatandaşlarımızın yaş
aralığının açıklanması, aynı şekilde kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yaş bilgilerinin ve hastalık
geçmişlerinin paylaşılması. Tam şeffaf süreç yönetimi herhangi bir yanlış algıya yol açmayacak şekilde
bu şekilde sağlanır.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir