24 Eylül 2020 , Perşembe

Koronavirüs ve Kamusal Sorumluluk

Dünya Sağlık Örgütü 11/03/2020 tarihinde Koronavirüs salgın olarak ilan etti. Türkiye resmi olarak
11/03/2020 tarihinde ilk vaka bilgisini geçti. O günden bugüne önlemlerin ve kısıtlamaların daha da
ağırlaşmasını bekliyoruz.
Olağanüstü bu durum sebebi ile gündelik hayatımızı ve seyahat etme özgürlüğümüzü kısıtlıyoruz. Bu
kısıtlama salgının yayılmamasına etkili bir rol oynamamıza vesile oluyor.
Bu süreçte uzmanları dinledik, sosyal hayatımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirdik. Tokalaşmadık,
ellerimizi düzenli yıkadık, yaş almışlara gerekli olmadıkça temasta bulunmadık. Toplum olarak
tokalaşmayı, sarılmayı yani teması sevmemize rağmen sorumluluğumuzu ve durumun ciddiyetini
kavrayarak alışkanlıklarımızı değiştirdik.
Market çalışanları hayatımızın devam etmesini sağlarken, sağlık çalışanları hayatımızı korumaya
çalışıyorlar ve halk olarak hepimizin sorumluluğu var.
Bizler halk olarak bilinçli davranırken devlet yetkililerinden de aynı bilinçle çalışmalarını bekledik.
Devletten beklediğimiz;
1- Bilime dayalı çözümler,
2- Yaygın test,
3- Kısıtlamaları uygulamada disiplin,
4- Sorumluluk,
5- Ekonomik planlama,
Bazı ülkeler karantina ile virüsü yavaşlatırken bazıları yaygın test ile yavaşlatmayı planlıyor, peki biz ne
yapıyoruz?
Yaygın test uygulayamıyoruz çünkü bir takım eksiklikler var. Sağlık bakanı günde 10.000 – 15.000 test
yapma amacımız var demişti ama 26 Mart tarihi itibari ile bu sayı 7.286’dır. Yaygın testin uygulanması
ekonomi ve sağlık yönetimi açısından planlama gerektiriyor. Testlerin hazır olması, personel eğitimi
ve eksik personelin temini önem arz etmektedir.
Seyahat engeli veya kısıtlı karantina bölge oluşturmak ise devlet tarafından öncelikle uygulanabilecek
bir tedbirdir. Bu tedbir ile virüsün yayılımını bir sürede dahi olsa yavaşlatabilir. Bu da diğer tedbirler
için zaman kazandırır.
Kısmî olarak kendi karantina hayatımızı yaşadığımız bu dönemlerde yaşanan bazı olaylar karşısında
salgının yayılması ihtimaline endişeyle seyirci kalıyoruz.
Doğduğum şehir, memleketim
Karabük ve Karabük halkının sağlığı korunmuyor!
Ne yazık ki devlet yetkilileri, Karabük ve Karabük halkı açısından bilim ile bağlı kalarak hareket etmedi.
Devlet yöneticileri, hava sahası koronavirüs nedeniyle kapatılan, ülkelerine dönemeyen ve İstanbul
Havalimanı’nda bekleyen aralarında Cezayir, Ürdün ve Tunusluların da bulunduğu 1.500 yolcuyu
Karabük’e gönderme kararı aldı. Yaklaşık 1500 insanı Karabük vilayetinde bulunan KYK yurdunda
karantinaya aldılar.
Yaşam hakkı korunması gereken bir haktır ve bu çerçevede devletin önlem alması tabi ki önemlidir.
Ancak bu önlemi alırken kamu menfaati ve gerçekliğini de dikkate almalıdır.

Hali hazırda Karabük vilayetinde hastane, doktor ve yoğun bakım ünitesi yeterli değilken;
1-Yaklaşık 1500 kişinin karantina için bu vilayete götürülmesinin nedenleri,
2- Bu kararı alanların ve onaylayan devletin yetkilileri,
halka açıklanmalıdır.
Karabük’ün sağlık alanında ki şartları Büyükşehirler ile aynı değildir. Hastane, doktor, hemşire gibi
sağlık personeli ve yoğun bakım ünitesi sayısı salgının ileri safhalara geçmesi halinde yeterli
olmayacaktır.
Daha hangi şehirde, kaç koronavirüs pozitif vakası olduğunu açıklama sorumluluğu dahi almayanlar,
bu taşımanın sorumluluğunu nasıl almıştır?
Kısıtlamaları bireyler ve devlet uygulamalı!
İtalya’nın kuzey bölgesinde ortaya çıkan virüs, bireylerin güneye kaçması sebebi ile yayılımını arttırdı
ve ülkenin tamamında etkisini gösterdi. 26 Mart itibari ile Almanya’nın Saksonya eyaletindeki
Wittenberg belediyesine bağlı Jessen ve Schweinitz şehirleri, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle
karantinaya alındı. Bugün İtalya, Fransa, İspanya vb. gibi ülkelerde sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.
Bunun sebebi virüsün yayılımın yavaşlatmak ve sağlık sisteminin çökmesini engellemek. Yani sokağa
çıkma yasağı veya şehirlerarası seyahatin kısıtlanması çok yönlü koruma sağlamaktadır. Devlet
insanların yaşam haklarını korumalıdır binaenaleyh ülkemizde mahsur kalan bu kişilere barınma alanı
oluşturulmalıdır.
Devlet bu kişilerin yaşam hakkını korurken kısıtlamalara uymalı ve tedbirlerini almalıdır. Bu nedenle
öncelikle bu kişilerin farklı bir şehre taşınma sebepleri değerlendirilmeli ardından da hangi şehre
taşınabileceği belirlenmelidir.
Son günlerde İstanbul Havalimanına gelen ve/veya mecburi kalan yolcular karantina amaçlı şehir
dışına (Sakarya, Karabük vb. gibi) gönderiliyorlar. Bu uygulama bakanlığın, bu kategoride ki insanları
şehir dışına gönderme politikası olduğunu anlamamızı sağlıyor ancak Karabük gibi bir şehrin ek
1500’e yakın insana daha sağlık hizmeti sunabileceği politikası anlaşılamıyor.
Şehrin emekli/yaşlı nüfusun yoğun olup, hastane, sağlık personeli ve yoğun bakım ünitesinin kısıtlı
olduğu dikkate alındığında bu karar Karabük’e ve Karabük halkına ihanettir.
Nasıl ki bakanlar halka evde kal veya kendi OHAL’ini ilan et diyorsa, devlette zorunlu olmadıkça
şehirler arası seyahati engellemeli ve sağlık politikasını gözden geçirmelidir.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir