28 Ekim 2020 , Çarşamba

İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Özcan: Bakanlık Tedbir Almadıkça Grip Aşısı Krizi Kapıda

Koronavirüs salgını nedeniyle önemi daha da artan grip aşısının tedarik edilmesine ilişkin ciddi sorunlar yaşanabileceğini söyleyen İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Pınar Özcan, “Sağlık Bakanlığı bu konuda tedbir alınmadıkça aşı krizinin kapıda olduğunu” ifade ediyor.

 İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Pınar Özcan Pandemi döneminde yaşanacak Grip aşısı krizine ilişkin http://kozmopolitik.com.tr/ ‘ye değerlendirmelerde bulundu.

Koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl grip aşısına yoğun bir talep olması beklenirken Türkiye’ye aşı tedarik eden iki büyük firmadan biri olan Sanofi Pasteur, geçen yılla aynı sayıda tedarik yapmayı planladığını açıkladı.
Yerli aşı üzerinde çalışmalar devam etse de hala aşı tedariki yabancı firmalar üstünden sağlanmakta.


Koronavirüs salgınıyla birlikte risk gruplarının aşılanmasının önemi daha da arttı ancak grip aşısı dönemi gelmeden diğer aşılar konusunda sıkıntılar yaşanmaya başlandı.


Eylül ayı sonundan itibaren grip aşısında da benzer bir durumun yaşanması beklenirken, Türkiye’ye grip aşısı sağlayan büyük firmalardan biri olan Sanofi Pasteur, geçtiğimiz haftalarda eczanelere gönderdiği yazıda “Tüm dünyada talep edilen tedarik miktarlarının tam olarak sağlanamaması durumu oluşabilir. Bu sebeple 2020-2021 sezonu için grip aşısı tedarikine Türkiye geneli için toplam olarak geçen yılki adetler civarında başlamaya planladığımızı bildirmek isteriz” uyarısında bulundu.


İstanbul Eczacılar Odası Genel Sekreteri Şeker Pınar Özcan, ülkemizde 65 yaş üstü ve kronik hastalıkları olan kişi sayısı yaklaşık 30 milyon civarında, Bu vatandaşlarımız risk grubundalar yani öncelikli olarak aşılanması gereken vatandaşlarımız bu grupta. Aşı firmalarının bu yıl Türkiye’ye getireceklerini söyledikleri rakam 1.5 milyon. Basit bir hesapla bakanlıkça bu konuda tedbir alınmadıkça aşı krizinin kapıda olduğunu ifade etmekte.


Aynı zamanda Özcan bu sene aşı olmanın önemini Koronavirüs tüm virüsler gibi vücuda girdiğinde; bağışıklık sistemimiz bu virüsle savaşır ve süreç içerisinde zayıflar. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak bu süreci daha kolay ve daha az komplikasyonla atlatmamızı sağlar. Grip de virüse bağlı bir hastalık ve mevsimsel olarak grip virüsünün aktif olacağı bir döneme giriyoruz. Grip aşısı uygulanması kişinin grip olma riskini en aza indirger, dolayısıyla bağışıklık sisteminin grip nedeniyle zayıflamasının önüne geçilmesini sağlar. Olası bir covid ‘e karşı bağışıklık sistemimiz bir riskten korunmuş olur sözleriyle ifade etmekte.


Pek çok haber kanalında zatürre aşısının tedariğinden yana da sıkıntı yaşacağımız konuşulmakta İstanbul Eczacılar Odası bu durum karşısında Zatürre aşısı eczanelerimizin elinde maalesef şu an yok, Eylül’ün ikinci yarısında kısıtlı sayıda eczanelere verileceği bilgisi var. Bunun yanında sadece 65 yaş üstü hastalara ve risk grubundaki hastalara ücretsiz uygulanmak üzere Aile sağlığı merkezlerinde zatürre aşısı bulunuyor bilgilendirmesinde bulunuyor.


Sağlık Bakanlığı olası aşı krizine karşı nasıl önlem alabilirdi?

Bu soruya Pınar Özcan değerlendirmesi şöyle: Sürecin iki kısımda değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özcan, Kısa ve uzun dönem olarak değerlendirmek gerek bu soruyu. Kısa dönemde pandemi sürecinin hemen bitmeyeceği biliniyordu. Bu anlamda aşı firmaları ile çok daha önce görüşerek Türkiye’ye getirilecek aşı miktarının ihtiyaç duyulan sayılara çok daha yakın sayıda olması yönünde adım atılabilirdi. Şu an gelecek aşı miktarı zaten geçen seneki miktarlarla aynı. Uzun dönemde değerlendirecek olursak bizim aşı üretebiliyor olmamız gerekirdi. Yerli ilaç üretimin ne kadar hayati olduğunun kanıtıdır bu durum diyerek duruma açıklama getiriyor.

İstanbul’da eczane sahibi olan Osman Tosun ise geçen yıllara oranla 3-4 yıl kat fazla aşı talebiyle karşı karşıya olduklarını ifade ediyor.

Aşı firmalarını getireceği aşı miktarı talebin ancak yaklaşık 15 te biri.
Arzın pandemi döneminde bu kadar yoğunluk karşısında nasıl önlem alınabileceğine yönelik ise bir yığılma olur mu olmaz mı biraz da yaşayıp göreceğiz. Az önce de belirttiğim gibi hastalarımız şimdiden gelip taleplerini iletiyorlar, biz de mecburen listeler oluşturmak yoluna gitmeye çalışıyoruz. Aşılar gelmeye başladığında, bir pandemi döneminde olduğumuzu da göz önünde bulundurarak, bir çeşit randevu sistematiği oluşturmaya çalışacağız.

Aslında burada belirleyici olan temel unsur bana göre, gelen aşı sayısı olacak. Ne kadar az aşı gelirse karmaşa o oranda artmış olacak. Tüm eczaneler şu an aşı almak isteyen vatandaşlarımızın listeleri oluşturuyorlar. İnsanlar panik halinde belki birkaç farklı eczanelere bile isimlerini yazdırarak aşıya ulaşmaya çalışıyorlar. Ancak şu anki bilgilere göre aşı firmalarını getireceği aşı miktarı talebin ancak yaklaşık 15 te biri. Bu sayılarla yığılmanın olacağı ve öncelikli olarak aşıya ulaşması gereken risk grubundaki vatandaşların bile aşıya ulaşamayacağı aşikâr.

Eczanelerimiz öncelikli olarak risk grubundaki hastalardan aşı vermeye başlayacaklardır ancak yeterli sayıda aşı gelmeyecek olması nedeniyle yeni bir kaosun yaklaştığı ortada. Bir diğer eczacı Simla Hanım ise her geçen gün talep arttığını belirtiyor. Şu anda yaklaşık 200 kişi grip aşısı için sırada beklediğini, ancak geçen seneki tecrübelere göre ekim-kasım ayında benim gibi orta halli bir semt eczanesinin bu kadar aşı temin etmesi maalesef çok zor olduğunu belirtiyor.

Salgının başından beri hastalarla ilk temas halinde olan eczacılar hayatlarını kaybetmekte. Hem ekipman sıkıntıları hem de sağlık çalışanı olarak değerlendirilmemek gibi sorunlarla da aynı zamanda mücadele etmek zorundalar. Simla Hanım hala ekipmalarını kendileri temin etmek zorunda olduklarını söylüyor ve ekliyor; Eylül ayı itibarı ile geldiğimiz nokta maalesef üzücü. 9 meslektaşımız covid-19 sebebi ile hayatını kaybetti. Bulaş oranı çok artmış durumda ve maalesef covid-19 tanısı alan ya da şüphesi olan kişilerin kendilerini karantinaya almadıklarına bizzat şahit oluyoruz.

DEVLET TARAFINDAN RESMİ ANLAMDA YAPILMIŞ BİR İYİLEŞTİRME YOK

Pınar Hanım ve Osman Bey bu durumu şu sözlerle ifade ediyorlar, Devlet tarafından resmi anlamda yapılmış bir iyileştirme olduğu maalesef söylenemez. Serbest eczane sahibi eczanelerimiz kişisel koruyucu ekipman desteği, eczanelerimizin sürekli ve etkin şekilde dezenfeksiyonu, bulaş riskinin azalması için tamamen elektronik reçeteye geçilmesi konularında bile sorunları çözülmüş değil.

Hâlbuki tüm eczacılarımızın birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu olduğu tanımında yola çıkarak hem çalışma koşulları hem de ekonomik ve yasal haklar anlamında desteklenmesi sosyal devlet olarak adına zorunluluktur. Ayrıca geçtiğimiz hafta Kamuda görev yapan eczacılar için açıklanan ek ödeme miktarının, aynı kurumda görev yapan diş hekimi ve pratisyen hekimlerden iki, uzman hekimlerden dört, öğretim üyelerinden yedi kat daha az olması kabul edilebilecek bir durum değil. Bu eşitsizliğin bir an önce giderilmesi gereklidir.

Yıllardır sağlık sistemimizin dokularına, ruhuna zihnine sirayet etmiş böyle bir hastalık var, mevzuatımız da zaman içinde böyle şekillenmiş. Bu konuda dünyanın epey gerisindeyiz maalesef ve yol almak da kolay olmuyor. Umarım karar alma makamlarında bu yönde bir bilinç oluşur ve hem mevzuatta hem zihinlerdeki değişim hareketi hızlanır. Yani düşünün insan sağlığına (hatta bitki ve hayvan sağlığına da) hizmet etmek için akademik düzeyde son derece de yoğun ve nitelikli bir eğitim almış olan bir meslek grubu sağlık sınıfından sayılmıyor ve onun bu alandaki bilgi, deneyim ve yeteneklerinden gereği gibi yararlanılmıyor, bu bir ülke için cinayetle eşdeğerdir.

Eczacılarımız gerek serbest eczanelerde gerekse kamu kuruluşlarında ilk günden beri ön safta mücadele veriyorlar. Ancak hala kişisel koruyucu ekipman devlet tarafından verilen bir destek söz konusu değil. Bu ekipmanları eczacılarımız kendi imkânları ile sağlamaya çalışıyorlar.

Eczanelerin dezenfeksiyonu anlamında İstanbul Eczacı Odası olarak ilçe belediyeleri ile tek tek görüşerek dezenfeksiyon sağlamaya çalışıyoruz.
Evet maalesef bir dönem kendi ihtiyaçlarımız için ücretini ödeyerek nereden maske temin edebileceğimiz dahi belirsizdi.

Üstelik pandemi sürecinin en yoğun en yıpratıcı günlerinde. Şu anda serbest eczaneler açısından böyle sorunlar yok. Fakat kamu hastanelerinde görev yapan meslektaşlarımızın sorunları olduğu yönünde haberler alıyoruz kendilerinden.

Tabi önümüz kış ve beklenen hızlı vaka artışı gerçekleşirse aynı sorunların hatta daha ciddi düzeyde yeniden ortaya çıkma olasılığı var. Umarım konuyla ilgili merciler bu konuda önlemler alıyordur.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir