28 Ekim 2020 , Çarşamba

Siyaset Üzerine Tespitler-1

Toplumsal barışın sağlanamadığı ülkelerde ne demokrasi, ne adalet ne de üretim olmaz.

Demokrasi, adalet ve üretimin olmadığı yerlerde ise, hurafeler, jurnaller ve hayaller hüküm sürerek iktidar olur.

Bu koşullar altında toplumun tüm dinamikleri sürekli bedel ödemek zorunda kalırlar. Bu bedeller sosyal, hukuki, ekonomik haklar ve hak edişler olmak üzere toplumun temel ihtiyaçlarını kapsamaktadır. Aynı durum topluma demokrasi, adalet ve üretim vadeden kesimler için de geçerlidir. Kendi içinde demokrasiyi içselleştirmemiş, adaleti kendi haklarının savunulması olarak algılayan ve üretimin kişisel çıkarlara hizmet ettiği modeli benimseyen kimse ve gurupların toplumsal barışı tesis etmesi düşünülemez.

Peki toplumun tamamını kapsayacak şekilde bakış açımızı derinleştirmenin ve genişletmenin önündeki engeller nelerdir?

Bunun en geçerli örneği toplum ve kendi organizasyonu içerisindeki etkisini yetkisinden aldığını ve alacağını düşünen siyaset modeli ile hareket eden kişi ve guruplardır. Bu gibi kişi ve gurupların yetki almadan toplum sorunları ve çözümleri üzerinde hiçbir etkisi olmadığı gibi yetişme geleneklerinden dolayı yetki aldıklarında da aldıkları yetkiyi koruma ve yükseltme dışında bir hedefleri olmamaktadır. Bu örnekte yer alan siyasetçilerin hasbelkader aldıkları yetkiyi kendi organizasyonlarını ve ikballerini garanti altına alacak şekilde bulundukları guruplar gibi dar alanda acımasızca kullandıkları bir gerçektir. Toplumu öncelemeden üretilen siyaset kişisel çıkarlara hizmet etmenin dışında hiçbir işe yaramaz. Bu nedenledir ki bu profilde yetki alan sözüm ona siyasetçiler bulundukları koltuğa hapsolurlar.

Şunu çok iyi anlamalıyız ki bu bir hastalıktır ve bu hastalık sistemseldir. Mevcut sistem toplumun tüm dinamiklerini kendini kurtarma üzerine bağımsız organizasyonlara itmektedir. Bu nedenledir ki Türkiye’de patron ve siyasetçi sayısı bir hayli fazladır. Oysa ki sistem içerisinde patron ve siyasetçi sayısı artıkça topluma hizmetin ve toplumsal barışın önü kapanmaktadır. Herkes kendi derdi ve ikbali için mücadele etmektedir. Oysa ki şiarımız birimiz hepimiz hepimiz birimiz için olmasına rağmen.

Bu gibi toplumsal barışın gölgesinde siyaset yapanların yapmış oldukları çalışmaların tamamının sürdürülebilir olmadığını da görmekteyiz. Saman alevi gibi sönen etkinlik ve eylemler bunun en büyük örnekleridir. Oysa ki hayatın her alanında olduğu gibi siyasette de sürdürülebilir ve kişilerden bağımsız yürüyecek organizasyonların kurulması gerekmektedir.

Bu nedenle yapmaktan ziyade yapıyormuş gibi görünülen organizasyonlar tamamıyla kişilere hizmet etmektedir. Bir eylem ve etkinlik olduğu zaman bir bakıyorsunuz hep aynı profiller orada. Profil ne? Siyasetçi… İktidar da olsa muhalefet de olsa bir siyasetçinin görevi nedir? Toplumu temel hak ve hukuku noktasında bilinçlendirmek ve bu hakları alması noktasında örgütlü bir şekilde mücadele etmesini organize etmek.

Bizim siyasetçilerimiz ne yapıyor?

Toplumun temek hak ve hukukunu arkasına toplumu almadan bağımsız olarak savunmaya çalışıyor. Bir etkinlik ve organizasyona gidiyorsunuz siyasetçi orda ama toplum yok? Birbirini besleyen ve onaylayan aynı düşüncedeki bir kesim orada. O zaman orada olman neye hizmet ediyor? Kendine hizmet ediyor. Siyasetten ve temel haklarından yoksun kitleler ise bu gibi kişilerin kendi sesleri olduğunu düşündürülerek peşlerinden gidilmesi sağlanıyor.

Erdoğan’nın 20 yıla yakın zamandır yaptığı miting ve konferanslara neden adam taşındığını, gerekçelerini ve sonuçlarını dahi sorgulamadan, taşıma kitle diye salt eleştirel bir şekilde yaklaşılmasının, gerçek rakamlar değil diye üstünün kapatılmasının nedeni nedir? Neden taşıyorlar? Neden rakamları şişiriyorlar? Bunu dahi sorgulamadığınız zaman emek karşıtı sistemin 20 sene en gerici zihniyet tarafından yönetilmesine müsaade etmeniz gayet normalleşiyor.

Yapılan etkinlik ve organizasyonların hedefi içeriği her ne olursa olsun topluma sahiplendirilmediği müddetçe kişilere hizmet etmektedir. Bunu başaramayan kişilerin kendisini siyasetçi olarak adlandırması doğru olmaz. Siyasetçi sadece kendi düşüncesinde ki kesime siyaset yapmaz. Bu nedenle her zaman toplum diyoruz, halk diyoruz, halkın iktidarı diyoruz. Toplum ve halkın iktidarı hedefinin gölgesinde siyaset ilerici zihniyeti değil, zengin ve zengileşecek kişileri iktidar yapar. Bugün ki iktidar da buna en büyük örnektir.

Ne yapmalı, nasıl yapmalı konusuna bir sonraki köşe yazılarımızda değineceğiz.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir