28 Ekim 2020 , Çarşamba

DİKEY BAHÇELERİN İRONİSİ OLARAK ÇEVRECİLİK

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Konuşan Duvarlar projesi kapsamında, 2010 yılında uygulamaya başlatılan dikey bahçelerin kaldırılmasıyla kamuoyunda derin bir çevre ve halk sağlığı tartışması yürütülüyor. Kaldırılan dikey bahçelere ilişkin basına yansıyan yorum ve görüşleri incelendiğim zaman özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin yaptıkları açıklamaları şaşkınlıkla okuduğumu belirtmek isterim.

Trafik gürültüsünü ve egzoz gazını filtrelediğini söyleyerek kaldırılmasına karşı çıktıkları dikey bahçeler ile Bakanlık yetkililerinin aslında çevre ve halk sağlığı konularında aslında ne kadar duyarlı olduklarını öğrendim.

Hatta üst düzey bir bakanlık yetkilisinin, dikey bahçelerin birçok kuş ve böcek türüne de ev sahipliği yaptığını belirtmesi, biyoçeşitlilikten bahsetmesi ve kıymamak lazım diye yaptığı çağrıyı okuduğumda, geçmişte Bakanlığa yönelttiğimiz eleştiriler aklıma geldi ve haksızlık ettiğimizi düşünerek çok üzüldüm.

Hâlbuki 2014 yılında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kamu yararı gördüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da ÇED Olumlu kararı verdiği Manisa-Yırca Köyü’ndeki termik santral projesi için üstelik yargı süreci devam ederken, 6000 zeytin ağacının sökülmesi sonrası da aynı tepkiyi vermişlerdi.

2017 yılında ODTÜ Ormanı’ndaki yol çalışması gerekçesiyle, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bir gecede kesilen binlerce ağaç için de televizyonlara çıkıp görüş verdiklerini ve ne kadar üzüldüklerini hatırladım.

2018 yılında, Sinop İnceburun’da kurulması planlanan Nükleer Santral Projesi için 650 bin ağaç kesildiği haberleri kamuoyuna yansıdığı zaman da tıpkı dikey bahçelerde olduğu gibi halk sağlığını düşünerek karşı açıklama yapmışlardı. Zaten sorun; Sinop Nükleer Santrali için 14 Eylül 2020’de verdikleri ÇED Olumlu kararının da sehven olduğunu söyleyeceklerdir.

2019 yılında, Çanakkale Kaz Dağları’nda Kanadalı Alamos Gold firması, Kirazlı Maden Projesi maden sahası inşası için 197.808 1 ağaç kestiğinde de buradaki flora ve faunayı düşünerek üzülmüşler ve karbon yutak alanlarının kaybını dert edinmişlerdi.

Hatırlayın; Ordu-Fatsa ve Artvin-Cerattepe maden projelerinde de üzüntülerini basının karşısında ifade etmişlerdi. Hatta Trabzon-Çaykara, Rize-Güneysu, Artvin-Arhavi gibi Doğu Karadeniz’deki birçok farklı yerde inşa edilen hidroelektrik santraller nedeniyle derelerin kuruması sonucu biyoçeşitliliğin kaybolması tehlikesine karşı tüm HES projelerini iptal etmişlerdi.

Üçüncü köprü, Üçüncü Havalimanı ve bağlantı yolları inşası ile Kuzey Ormanları’nın 15.000 hektar azalması ve arazi kullanım değişiklikleri sonucu 4.4 milyon ton CO 2 eşdeğeri salım 2 olduğunda da dikey bahçelerin kaldırılması kadar gündem yaratmışlardı.

Kanal İstanbul projesi çevresel etki değerlendirme raporuna göre en az 200.878 ağacın bulunduğu 420,6 ha orman alanının, 4.071,18 ha tarım alanının ve su kaynaklarının yok olmasını, proje etki alanında bulunan 249 kuş türünün ve yaban hayatın zarar görmesini istemedikleri için ÇED olumsuz kararı verdiler. Onay verdikleri ÇED raporunda İngilizcede horse mackerel olarak adlandırılan istavritin Türkçeye at uskumru olarak çevrilmesi, Bakanlığın faunayı korumanın ötesinde bir vizyonu olduğunu göstermesi bakımından da önemli buluyorum.

Türkiye’deki 15 termik santralin 31 Aralık 2022 tarihine kadar filtresiz çalışmalarına ilişkin meclisten geçen torba yasa kamuoyu tepkisi olmasa bile veto edilecekti. Zaten Bakanlık tıpkı dikey bahçelerin kaldırılması gibi kömürlü termik santralleri de çevre ve halk sağlığı sorunu olarak değerlendiriyor.

Son olarak pandemi sürecini hatırlayın; Türkiye’de kamu ve özel tüm hastanelerde ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti sunacak adımlar atılırken, sağlık emekçilerini koruyacak gerekli tedbirler alınırken, küçük esnafı destekleyecek, çalışanların hak kayıplarını önleyecek fiili ve yasal düzenlemeler tek tek hayata geçirilirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da boş durmamış, Salda Gölü Millet Bahçesi inşaatı, Olimpos İmar Planları, Kirazlıyayla Maden Projesi gibi salgınla yarışır hızdaki talan projeleri ve planları tek tek iptal etmişti.

Hal böyleyken geçmiş deneyim ve açıklamalarına bakılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerine acilen kulak verilmeli. 2011-2020 yılları arası imalat ve bakım tutarının toplamı 179.754.108,00 TL+KDV olan, sulama ihtiyaçları ve bakım maliyetleri ile sürdürülebilir bir peyzaj sistemi olmayan bu meblağa 1.000.000 m² yeni aktif yeşil alan imal edilebilecek, istinat duvarlarımızı süsleyen dikey bahçeler mutlaka korunmalıdır.

Yoksa maazallah Bakanlık, yukarıda örneklerini verdiğim 18 yıldır uyguladığı başarılı ve sürdürülebilir politikalarla elde ettiği, muazzam orandaki kişi başına düşen yeşil alan miktarının azalmaması için yeni projeler geliştiriverir.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir