Bir Türk + Bir İtalyan = Politika Bölüm 1 / One Turk+One İtalian = Politics Part 1 - Kozmopolitik

 Bir Türk + Bir İtalyan = Politika Bölüm 1 / One Turk+One İtalian = Politics Part 1

İtalyan dostum Francesco Trupia ile bir süredir siyasi gelişmeler hakkında tartışıyoruz. Uluslararası ilişkiler üzerine eğitim alıp yüksek lisansına devam eden dostumla AB - Türkiye ilişkileri, Avrupalıların Türkiye'ye bakış açısı, Kürt sorunu/PKK, Ortadoğu ve Avrupadaki gelişmeleri bir Avrupalı gözüyle dinlemek istedim. Yazı dizisi gibi gerçekleştireceğim bu röportajlar Türkçe-İngilizce olacağı için tercüme hataları için şimdiden özür diliyorum.


We are discussing for a while on the political developments with my Italian friend Francesco Trupia. Francesco raduate and receive ongoing training on international relations and I wanted to listen from Europeans about EU-Turkey elations,European perspective of Turkey,The Kurdish problem/ Kurdistan Workers' Party (PKK), developments in the Middle East and Europe.I'll realize like article series. The interviews to be Turkish-English and I apologize in advance for translation mistakes.


Let's start with the classic question.What European Union is considering about Turkey?
First, we have to consider the membership between Turkey and EU continues since 1960s. Hence, Turkey is a otential candidate country for EU yet. The relations between Turkey and EU have been in formal negations as a state policy and strategic target according to the field of trade. However, there are ongoing matters in the state of foreign affairs in which Turkey has to clarify how it is going to act politically in order to achieve its position as official country in the EU. For instance, its relation with the Turkish Republic of Northern Cyprus is become an unsolved issue for Brussels. In addition, Turkey looks like a Muslim country for the Western understanding. The main matter is a cultural one. There is a difference between the European concept of "laicism", which describes the separation of politics and religion fields, and the concept of "laïcité", by which in Turkey is shown a secular path of religious freedom, secularism culture of religion, the declining importance of faith in individuals' daily lives.


Klasik soruyla başlayalım.Avrupa Birliği (AB) Türkiye hakkında ne düşünüyor?
İlk olarak, Türkiye ile AB arasındaki ilişkiyi 1960'lardan beri devam düşünmek zorundayız. Bu nedenle, Türkiye'nin AB için potansiyel bir aday ülke henüz. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin devlet politikası ve ticaret alanına göre stratejik hedef olmasından kaynaklı resmi olumsuzluklarla karşılaşmıştır. Bununla birlikte Türkiye AB'ye resmi üye olma konumunu elde etmek için gerekli olan siyasi hareketlerini açıklaması için dış politikada görüşmeler sürmektedir. Örneğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Brüksel'de hala çözümlenebilmiş değil. Buna ek olarak Türkiye Batı anlayışına göre Müslüman bir ülke gibi görünüyor.
Asıl mesele kültürel birliktir."Laiklik" kavramında Avrupa ile aranızda farklılıklar var, politik ve din konusunda hangi konularda ayrıldığını açıklar laikliğin kavramı. Türkiye'de ise bireylerin günlük yaşamlarında inancın azalması, din kültürü için sekülerizm, dini özgürlükler için seküler yaşam biçimi gibi gösteriliyor.

Although Turkey is a secular country, I think it seems to be a Muslim country from EU?
According to my first answer upon, it is clear that the majority of the Turkish population is Muslim. This scenario brought the political apparatus of EU to think about which type of European community is going to be done. Not only in the case of Turkey, but with regard Israel as well. Is it the block of “Christian Western Europe” or we have political space and a cultural understanding for a Muslim country into EU? On the other hand, the European civil society often forgets how many Muslim/Turkish minorities Europe has. From Bosnia Herzegovina to Macedonia, from Albania to Kosovo as well as Bulgaria. For sure, this interesting picture interplays into the entire debate on Turkey accession to the EU community. It sounds strange, but it is the truth. The EU community, both political apparatus and society, must take a serious cultural responsibility on this topic.


Türkiye laik bir ülke olmasına rağmen AB tarafından Müslüman ülke olarak görülüyor diye düşünüyorum doğru mu?
İlk sorunun cevabında da belirttiğim üzere Türkiye nüfusunun çoğunluğu Müslüman olduğu gayet açık. Bu durumu Avrupa toplumunun düşüncesi AB'ye politik aparat olarak getirdi. Sadece Türkiye açısından değil fakat İsrail için durum daha iyi. "Hristiyan Batı Avrupa" bloku yada biz Müslüman bir ülkenin AB'ye girmesi için gerekli olan politik açıklığa ve kültürel anlayışa sahip miyiz? Öte yandan Avrupa sivil toplulukları Avrupa'nın ne kadar Müslüman/Türk azınlığının olduğunu unutuyor. Bosna Hersek'ten Makedonya'ya,
Arnavutluk'tan Kosova'ya bunun yanı sıra Bulgaristan da dahil. Herhalde Türkiye'nin AB'ye üyeliğiyle ilgili tüm tartışmaların içinde ilginç bir tablo oluşturuyor. Garip geliyor ama gerçek. Bu konuyla ilgili AB topluluğu ve siyasileri ciddi bir kültürel sorumluluk almalıdır.


You're trained in international relations. How do you assess the relationship between you by the EU and Turkey?
Personally, by rejecting the UE mainstream, I think the political relationship between Europe might be seen in the field of geopolitics. Historically, thanks to its geographic stand, Turkey has represented the bridge between the Old ontinent and Middle East, that is, a corridor toward the Asia and the far East. Unfortunately for us, I mean for Europeans, many political men have already lost how much the fascination of Turkish takes place into the Balkan area. Speaking from the traditions of the Ottoman Empire and the Islam, if we are going to point Turkey out as friend-country of EU, the Bosphorus shows its strategic hub toward the Black Sea and Caucasus. On the contrary, if we consider Turkey as outside country because it never has been and it never will be part of Europe and UE, we should take in consideration that the Europe itself is losing the chance to grow up. A serious relation with Turkey means to give up a self-isolation from the Asia, from the Chino-Russıan rise to worldwide phenomena of the developing countries as India as the region of Southeast Asia.


Uluslararası İlişkiler konusunda eğitimini tamamladın. AB ve Türkiye arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsun?
Şahsen AB ana akımı reddedilerek siyasi ilişkilerin jeopolitik alanında görülebilir diye düşünüyorum. Tarihsel, coğrafi konumu sayesinde, Türkiye bir nevi köprü gibi Eski Kıta ve Ortadoğu, Asya ve Uzakdoğu arasında koridor temsil edilebilir. Ne yazık ki bizim için, yani Avrupalılar için, birçok politikacı insan açısından Balkanlardaki Türk hayranlığı nasıl yerleşti sorusunu zaten kaybetti. Osmanlı İmparatorluğu ve İslam geleneklerinden konuşurken, eğer Türkiye'yi AB dostu ülke olarak işaret etmiyorsak, Boğaz bize Karadeniz ve Kafkasya'ya yönelik stratejik merkez olduğunu gösteriyor. Aksine, Türkiye'yi biz dışarıda bir ülke olarak görürsek, çünkü hiçbir zaman Avrupa'nın ve AB'nin bir parçası olmadı olamayacak diyerek, Avrupa'nın büyümek için şansını kaybettiğini dikkate almalıyız.
Türkiye ile ciddi ilişkiler demek Asya'dan, dünya çapında yükselişte olan Rusya-Çin fenomenlerinden, gelişmekte olan ülkelerden Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinden kendini izole etmesi anlamına gelir.


Turkish people think like “ EU is a Christian unity and they will never accept with us”. EU is indeed Christian unity or socio-economic unity?
Actually, I think your second description of EU is the right one. According to my first and second answers upon, that’s why I said Turkey is an incoming candidate country into the EU community.


Türkler "AB Hristiyan birliği ve bizi kesinlikle kabul etmezler" diye düşünüyor. AB gerçekten Hristiyan birliğimi yoksa sosyo-ekonomik birlik mi?
Aslında, ikinci tanım yani sosyo-ekonomik birlik tanımının AB için daha doğru olduğunu düşünüyorum. Birinci ve ikinci sorularda ki cevaplarım ise neden Türkiye'nin AB toplumunun içine gelen bir aday ülke olduğunu belirttim.

You have a lot of knowledge about Turkey and how did you find when you arrived in September 2014?
My first visited places in Istanbul in which I remained for understanding the soul of young Istanbul have been Gezi Park and Taksim Square. Of course, I could not grasp everything from the Turkish culture by visiting Istanbul. It is a cosmopolitan city, more or less close to the West way of life. I’d like to say clearly that I did not felt too much “shocked”. I felt like in the other European capitals I visited as London, Lisbon, Sofia, Belgrade or Rome. The minarets which go up from the mosques and stand squarely in the amazing Bosforusus’s landscape are the main difference between Istanbul and other capitals in Europe. Trust me, I felt in Turkey many more in several Balkan cities than in Istanbul …


Türkiye hakkında birçok bilgiye sahipsin ve Eylül 2014'te geldiğinde Türkiye'yi nasıl buldun?
İstanbul'da ilk ziyaret ettiğim yerler Genç İstanbul'un ruhunu anlamak için Gezi Parkı ve Taksim Meydanı oldu. Tabii ki sadece İstanbul'u ziyaret ederek Türk kültürüne dair her şeyi
kavradım diyemem. Az çok Batılı yaşam şekline yakın olduğu kozmopolit bir şehir İstanbul. Açıkça söylemem gerekirse "şok" etkisi yaşadığımı söyleyemem. Ziyaret ettiğim diğer Avrupa başkentleri Londra, Lizbon, Sofya, Belgrad yada Roma gibi hissettim. Camilerden yükselen minareleriyle ve doğrudan Boğaz manzarasıyla Avrupa'daki diğer başkentler ile İstanbul arasındaki temel fark budur. İnan bana bir çok Balkan şehrinde İstanbul'dan daha çok Türkiye'de hissettim.


In 1998, Abdullah Öcalan fled from Syria to Italy. Although Turkey Abdullah Ocalan wants to be delivered from Italy, this proposal was not accepted. This incident had caused great harm to bilateral relations, what do you think about this topic?
The Ocalan case must be interpreted in according to the relation between EU, Nato and Turkey. Italy denied to Ocalan his staying because he was considered the father of terroristic Kurdish organization and chief of PKK, namely leader of terrorists according to the West.
Fortunately for him, the European Union pushed Turkey in order to abolish the death penalty. Turkey had a double choice: to chose for the death penalty sentence or, on the other hand, decide to imprison him.

1998 yılında Abdullah Öcalan Suriye'den İtalya'ya kaçtı.Türkiye İtalya'dan Abdullah Öcalan'ın teslim edilmesini istedi ancak bu öneri İtalya tarafından kabul edilmedi. Bu olay ikili ilişkilere büyük zarar vermişti. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Öcalan olayını AB,NATO ve Türkiye arasındaki ilişkiye yorumlanmalı. İtalya Öcalan'ın
İtalya'da kalışını yalanlamak durumunda kaldı çünkü Batı Öcalan'ı PKK'nin başı, terörist Kürt örgütünün babası yani teröristlerin lideri olarak kabul ediliyordu.Neyse ki onun için, AB ölüm cezasının kaldırılması koşuluyla Türkiye'ye iadesini sağladı. Türkiye için iki seçenek vardı: Ya ölüm cezasını seçecekti yada diğer taraftan onu hapsetmeliydi.


Kurdish diaspora in France is actively working on. How this situation in Italy?
Surely we have a Kurdish community in Italy, but it is not the largest non-native community. In Rome, in the area of “Testaccio”, there is an important community of Kurds. However, Italy – especially the South part of the country -, is already affected by the migration process from the North Africa. This is the main problem to fix according to the incoming people from “abroad”.


Kürt diasporası Fransa'da aktif olarak çalışıyor. İtalya'da bu durum nasıl?
İtalya'da da Kürt topluluğa var şüphesiz, fakat yerel olmayan en büyük topluluk değil. Roma'da "Testaccio" alanında Kürtlerin önemli bir topluluğu var. Ancak İtalya -ülkenin özellikle güney kısmı- zaten Kuzey Afrika'dan göçlerden dolayı etkileniyor. Bu "yurtdışından" gelen insanlara göre düzeltilmesi gereken temel sorunlardan biri

Safa Barış Sarimusli & Francesco Trupia