CHP Gençlerin 20 Nisan Bildirisini Konuşuyor - Kozmopolitik

 CHP Gençlerin 20 Nisan Bildirisini Konuşuyor

16 Nisan referandumundan sonra CHP Gençlik Kolları’nda yıllardır emek veren gençler 20 Nisan Perşembe günü CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelerek 16 Nisan referandumunda umudunu Cumhuriyet Halk Partisi’ne bağlayan kitlelerin sesi olmak için bir bildiri yayınladı.

Türkiye’nin birçok ilinden CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelerek şikayetlerini ve isteklerini dile getiren ve CHP yönetimi tarafından konuşulan Gençlik Kolları üyelerinin yazmış olduğu 20 Nisan bildirisi:

20 NİSAN BULUŞMASI BİLDİRİSİ:
İtiraz ediyoruz! Hileli referandumu takip eden günlerde gösterdiği atalet ve teslimiyetçilikle Cumhuriyet Halk Partisi, umudunu kendisine bağlayan kitleleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Biz, 20 Nisan 19:00’da CHP Genel Merkezine giderek bu gidişe “DUR” diyen bir avuç genç, bu bildiriyle umudunu CHP’ye bağlayan kitlelerin sesi olmak niyetindeyiz, sesimizi yükseltiyoruz!

Çermik’te oylarını korurken sandık başında şehit edilen Abdo Yıldız ve Şeyhmuz Yıldız, Keçiören’de sandık görevi sırasında hayatını kaybeden Muzaffer Babayiğit, İstanbul’da CHP Sandık Kurulu Üyesi olan ve geçersiz oylara itiraz ettiği için vahşice linç edilen Melisa Yet ve sırf oy kullanabilmek, kullandıkları oyları koruma adına mücadele veren tüm vatandaşlarımızın iradesini ve sorumluluğunu hissederek bu bildiriyi kaleme alıyoruz.

CHP’ye dair böyle bir itirazı yükseltmemizin sebebi geçtiğimiz referandum sürecinde partinin oynadığı hayati roldür.

Bütün eleştirilere, ezberlere rağmen CHP; 133 milletvekili, tarihsel kompozisyonu, 180’in üzerinde belediyesi ve taşıdığı kurumsal varlığı ile HAYIR kampanyasının sürdürebilmesinde itici bir güç olmuştur. Bu nedenle 16 Nisan’da referandumda oluşturulan gayrimeşru sonuç sebebiyle CHP’nin tarih önündeki sorumluluğu bir kat daha artmıştır.

Toplumun bazı kesimlerinde CHP’ye karşı uzun bir süredir var olan bütün kızgınlıklar ve ön yargılara rağmen partimizin referandum süreci ve oylama günündeki varlığı büyük kitlelerin sandığa gittiği süreçte, geniş halk kitlelerine umut aşılamıştı.

Maalesef partimiz 16 Nisan günü itibariyle bir hatalar silsilesine sürüklenmiştir. Daha sandıklar kapanmadan referandum neticesini hükümsüz kılan YSK kararına karşı ne gün içinde ne de seçim akşamı kuvvetli bir karşı koyuş gerçekleştirilebilmiştir.

16 Nisan akşamından başlayarak ilerleyen günlerde yoğunluğu artan bir şekilde savrulma yaşayan Cumhuriyet Halk Partisi, demokrasimizin geleceğinden endişeli olan geniş kitleleri öngörülemez şekilde kaygı ve endişeye sürüklemiştir. Parti yönetimi sürekli yaşanan olayların gerisinde ve yetersiz kalmıştır. 16 Nisan Pazar akşamından başlayan bu yalpalama hali HAYIR oyu veren büyük kitleleri “SİYASAL ve TOPLUMSAL DEPRESYONA” itmiştir. Halk kitleleri CHP’nin, ülkenin tek adam rejimine gidişine karşı çıkan HAYIR oylarını korumak ve savunmaktan aciz olduğunu düşünmektedir.

Bugün CHP Genel Merkezi tarafından maalesef gözlemlenemeyen bu toplumsal bunalımı görebilmek için büyük verilere, derinlemesine araştırma yöntemleri uygulamaya gerek yoktur. Seçimlerin hukuki meşruiyetinin korunabilmesine dair tekrarlanan hatalar ile hâlihazırda Siyasal İslam’ın toplumun diğer kesimlerine yönelik yükselttiği tehditler birleştiğinde bu ‘toplumsal depresyon’, tünelin çıkışındaki umut ışığını yitiren bir toplumun içine sürükleneceği doğal bir ruh hali olarak önümüze çıkıyor.

İçinde bulunduğumuz toplumu gözlemlediğimizde bu tahlili yapabilmekteyiz. Bu tekrarlanan hatalar nedir? 2014 Yerel Seçimlerinde yaşanan Ankara seçimleri faciasının toplumun belleğinde yarattığı hasarlar hala daha tazeyken, seçimlere ilişkin hukuksuzluklar 7 Haziran gibi büyük çabalarla usulsüzlüklerin en aza indirgendiği örneklerde bile mevcutken, CHP, 16 Nisan’da oluşan ve AKP’lilerin bile ‘ŞAİBE’ olarak tanımladığı seçim krizini yönetememiştir.

Öncelikle parti organları tarafından yapılması gereken sonuç değerlendirmesinin çok geç yapılması, AKP’lilere zafer ilanı ve kutlama fırsatı vermiştir. Sayım devam ederken ve istatistiki tahminler HAYIR çıkacağı yönündeyken, topluma umut ve direnç verebilecek bir açıklamanın yapılmaması yenilgiyi peşinen kabul etme halinin bir tezahürüdür. Bütün bunların üstüne büyük önem atfedilen ve tüm aktörlerle her cepheden girişilen bir referandum mücadelesinde, kampanyanın temeli Cumhuriyetin ve tüm kazanımlarının varlık mücadelesi olarak belirlenmişken sonuçlara ilişkin 8 dakikalık bir açıklamanın yeterli olarak sunulması da manidardır. Seçimi takip eden günlerde ise, üstelik tam da YSK’nin itirazları karara bağlayacağı saatlerde, en radikal adimin atılabileceği mesajı verildikten kısa sure sonra gelen geri adim, adeta bir teslimiyet ve kabullenme ilanı gibi algılanmıştır. Başlangıçtaki niyet ne olursa olsun bu kararsızlık, tutarsızlık ve yalpalama hali kitlelerin partiden duyduğu hayal kirik ligini ve meşru-hukuki bir muhalefet imkânına dair umutsuzluğu derinleştirmekten başka hiçbir ise yaramamıştır.

Bu krizin sonucunda 24 milyon HAYIR oyu veren kitlenin yaşadığı büyük hayal kırıklığına bağlı olarak, bugün yıldırılan yurttaşların bırakın gelecekteki herhangi bir seçimde oy kullanmayı, ileride yapılacak başka dernek-oda-federasyon seçimlerine dahi katılmayı kendisine yük olarak göreceği bir sosyal psikolojik olgunun gelişmesi muhtemeldir. Zaten yeterli düzeyde olmayan siyasal, sosyal ve sivil bilincin tamamen yok olması tehlikesi, 16 Nisan gecesi ile başlayan hatalar silsilesi sonucunda iyiden iyiye belirginleşmiştir.

Bahsedilen 4 günlük dönem içerisinde ortaya konan teslimiyet ve tepkisizlik durumu artık CHP yönetimlerinin uzun yıllardır bilindik ve alışılagelmiş hataları ile sınırlı kalabilecek durumda değildir. Günümüz CHP yönetimi bu korkunç meşruiyet krizine hala eski idare-i maslahat formülleri içinde yanıt vermeye çalışırken, geniş halk kitleleri çalınan oylarına ve gasp edilen geleceklerine sahip çıkmak için Türkiye’nin birçok kentinde sokaklara çıkmaktadırlar. 16 Nisan için ortaya konmuş çok değerli ve büyük bir gönüllülük iradesi, geleceğinden endişe duyan, ülkesini seven ve kollayan milyonlar tarafından inşa edilmiştir.

Bu kriz hali bütün ülkeye dair bir gerçekliktir. Mevcut kanunu, bir kurul kararı ile çiğneyen YSK, Türkiye’yi Anayasa değişikliğini belirleyen bir referandumdan ANAYASASIZ olarak çıkarmıştır. Anayasasızlık süreci son 2 yılda başlamış, CHP’nin de altını çizdiği ancak tersine hareket ettiği şekilde “dokunulmazlıklar” konusu ile derinleşmiş ve 16 Nisan’da yaşananlar ile tamamlanmıştır. Bütün ülke çapında hukuksuzluğun kamu otoritelerinin ellerinde meşrulaştığı bir “Kurumsal Hukuksuzluk” durumu mevcuttur.

Mensup olmakla gurur duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran siyasal örgüt olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün organlarına, üyelerine ve tabanına sesleniyoruz:

Bugün, hemen hiçbir rejimde eşine rastlanamayacak bir hukuksuzluk ve keyfilik ile ülkenin tüm kurumları yok edilmekte, bir tek adam rejimi kurulmaktadır. Bütün siyasal kariyer hesaplarını ve dengeleri bir tarafa bırakıp, bu korkunç yozlaşmaya DUR demek gerekmektedir. Vatandaşın HAYIRına sahip çıkmak, yurdun YARINına sahip çıkmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi kurulmakta olan tek adam rejiminin göstermelik muhalefet partisi olamaz! Kökü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olan partimiz bu büyük toplumsal kriz döneminde, tarihsel mirasına yakışır bir radikalizmle bu oyunu bozmalıdır. AKP’nin bu kanunsuz değişikliği gerçekleştiren kadroları üzerinde, barışçı bir toplumsal muhalefet cephesi olarak baskı oluşturulmalıdır. Türkiye’de bir daha hiçbir seçimde hile ve usulsüzlük yapılmaması için dijital ve elektronik yöntemlerden de faydalanılarak yeni bir seçim güvenliği düzenlemesi ivedilikle gerçekleştirilmelidir. Bu düzenlemelere dair kamu idaresinin alacağı önlemler haricinde vatandaşın yaygın olarak kullanabileceği yeni pratikler, yeni fikirleri kapsayacak çoğulcu bir yöntemle oluşturulmalıdır. Bu şartlar altında, Cumhuriyetin; nasıl, neden, kimler için ve kimler tarafından gasp edildiğini, 16 Nisan gecesi gerçekliği üzerinden bütün Anadolu’da anlatmak koşulu ile Sine-i Millet seçeneği değerlendirilebilir. CHP, önümüze konan OHAL, KHK, Varlık Fonu gibi uygulamaların izinde yaşamlarımızı ve geleceğimizi bütün ülke çapında son yaşanan referandum ve sonuçları ile birlikte yeniden tartışmaya açmalıdır.

Biz, bu bildiriyi kaleme alan, geçmişte farklı siyasi görevlerde bulunmuş genç bir kadro olarak şu durum tespitinde mutabıkız: Türkiye, meşruiyeti tartışmalı bir referandum surecinin ardından toplumsal bölünmüşlüğü yansıtan bir tabloyla ve anayasasızlık durumuyla karşı karsıyadır. Bu olağanüstü şartlarda demokrasi ve özgürlükler için mücadeleye önderlik etmek CHP’nin tarihsel misyonu gereğidir. CHP’yi yönetme konumunda bulunanlar bu inisiyatifi almakta tereddüt etme hakkına dahi sahip değildir. Biz, bu bildiriyle parti yönetiminin bugüne kadarki süreçte sergilediği yalpalama haline, kararsızlığa, duruşsuzluğa ve en çok da tutkusuzluğa itiraz ediyoruz! Partimizi, tarihinden aldığı güçle silkinmeye, ayağa kalkmaya çağırıyoruz!