CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen İle Kadına Karşı Politik Şiddeti Konuştuk - Kozmopolitik

 CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen İle Kadına Karşı Politik Şiddeti Konuştuk

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik şiddet türleri, şiddetin artmasına etki eden faktörleri, İstanbul Sözleşmesinin önemini ve CHP'nin mevcut kadın politikalarını kozmopolitik.com.tr 'ye konuştu.

Ayşegül Kaplan / Kozmopolitik

►Siz bir kadın olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kimlere ne gibi görevler düştüğünü düşünüyorsunuz? Devlet yetkililerine ne gibi görevler düşüyor?
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, öncelikle şiddete yol açan nedenleri doğru tespit etmekten geçiyor. Erkeklerin saldırılarına tekil olaylar gibi yaklaşırsanız şiddeti sonlandıramazsınız. Kadına şiddet her geçen gün artıyor ve yasaların öngördüğü önleyici tedbirler ısrarla alınmıyorsa erkek şiddeti politik ve örgütlüdür.
Kız çocuklarıyla erkek çocuklarını eşit yetiştirme konusunda aileye ve eğitimcilere, 6284 sayılı kanunun uygulamasında devlete, ayrımcı söz ve davranışların sonlanmasında herkese görev düşüyor.
Her gün bir kadının öldürüldüğü ülkemizde kadın hakları konusu öncelikli bir politika olarak ele alınmalı, Kadın Bakanlığı kurulmalı. Kadınların ekonomik bağımsızlığının sağlanması için kadınlara yönelik istihdam politikası geliştirilmeli. Aile sigortası projemizde olduğu gibi kadını güçlendirici adımlar atılmalı. Şiddete uğrayan kadının gizliliği ve korunması ciddiyetle ele alınmalı. “Aşk cinayeti” gibi başlıklarla şiddeti özendirenler cezalandırılmalı. İyi hal indiriminin olmaması için her bir duruşmayı takip etmek, sosyal medyada mücadele vermek zorunda kalmamalıyız. Yapılacak çok iş var, ama şu kısmı kesin: kadının özgürleşmesine karşı ısrarla ve bilinçle hareket eden bu iktidarla bu iş çözülmeyecek.

"İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün uygulanması için çalışıyoruz"

►Siz İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmak istenmesi noktasında ne düşünüyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul Sözleşmesinin uygulanması konusunda yaptığı çalışmalar var mı?
İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında TBMM’de Adalet ve Kalkınma Partisi dahil olmak üzere tüm partilerin oyuyla onaylanmıştı. Söylenenin aksine, bu sözleşmede aile yapısına zarar veren veya aile kültürünü ortadan kaldıran hiçbir madde yok. Tam tersine, ev içi şiddetin olduğu halde sağlıklı ve mutlu ailelerden zaten söz edilemez. Sözleşme, sorunun ancak bütüncül bir politikayla ve hem ulusal, hem de uluslararası organların işbirliğiyle çözülebileceğini söylüyor. Önleyici tedbirlerin ve ayrımcılığın sonlanmasının altını çiziyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz 2011’de oy verdiğimiz düşüncede, aynı noktadayız. Kadın cinayetleri artarak sürüyorken başkaları neden fikir değiştirdi anlamak çok güç!
Cumhuriyet Halk Partisi olarak mecliste İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün uygulanması için çalışıyoruz. Kadın kollarımız “Umut her yerde” isimli projesiyle şimdiden 38 ili ziyaret etti, bu illerde çeşitli sivil toplum örgütleriyle, partililerimizle, varsa kadın kooperatifleriyle toplantılar yaparak İstanbul Sözleşmesi ile nafaka hakkının yanında ekonomik krizi konuşuyorlar. Proje 81 il tamamlanana kadar devam edecek. Kadın politikalarından sorumlu genel başkan yardımcılığımız da kadın milletvekillerimizle birlikte kadın haklarıyla ilgili çalışan sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin siyasete sağlıklı bir şekilde yansıması için çalışıyor, işbirliği yapıyor. Ancak tekrar ifade edeyim, kadına yönelik şiddetin çözülmesi için bütünsel ve kararlı bir politika ile iktidar değişikliği şart.

►Fiziksel psikolojik ve flört şiddetinin yanında kadına karşı politik şiddetle de karşı karşıyayız. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Evet, erkek siyasetçiler hata yaptığında bu hatayı o kişiye mal ederken, kadın siyasetçinin hatasını kadın olmasına bağlamak bir şiddet türüdür. Kadını yalnızca kadına rakip görmek ve göstermek, kadın dayanışmasını ortadan kaldırmaya çalışmak politik şiddettir. Kadına “yalnızca kadınlarla ilgili konuşabilirsin” demek şiddettir. Erkeğin yaptığına kulis, kadının yaptığına dedikodu demek şiddettir. Mecliste kadın milletvekiline “Bir kadın olarak sus” demek şiddettir. Eşitliği sağlamadan bu çözülmeyecek, eşitliği ise kadınların dayanışması ve hak bilincine sahip erkeklerin desteğiyle sağlayacağız.

►Son olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle mesajınız nedir?
Bu topraklarda kendi okutulmadığı için çocuğunu okutmaya çalışan kadınlar da, her gün evde şiddet görmesine rağmen tekrar ayağa kalkıp çözüm arayan kadınlar da, tecavüze uğrayıp yaralarını sarmaya çalışanlar da, el emeğini toprağa döken, her şeye rağmen üretenler de, kız çocuğunu erkek çocuktan ayırmayanlar da birlikte ya da ayrı ayrı, aynı mücadeleyi veriyor. Bu ülkede kadınların eşsiz bir yaşam mücadelesi var. 6284 sayılı Kanun da, İstanbul Sözleşmesi de bu mücadelenin yansıması, bunlara karşı durmaya çalışan siyasetçiler toplumun en az yarısını karşısına alıyor. Kadınlar yaşamak istiyor ve kadınları yaşatmamak üzerine kurulu her tür siyasi anlayış yıkılmaya muhtaç.