CHP’de Devrimci Demokratlar’dan Açıklama - Kozmopolitik

 CHP’de Devrimci Demokratlar’dan Açıklama

CHP’de Devrimci Demokratlar: ‘CHP Değişirse Türkiye Değişir,Türkiye Değişirse Ülkemize Huzur Bölgemize Barış Gelir’ Başlıklı Açıklamada solla yeniden güçlü bir biçimde buluşmalı ve barışmalıyız! Solun, inançlar dahil olmak üzere her alanda özgürlükleri öne çıkaran, savaşı reddeden, kimsesizlerin kimsesi olarak sosyal bir refah devletikuracağını ve adaleti bıkmadan usanmadan anlatılması gerektiği vurgulandı.

CHP Devrimci Demokratlar’ın açıklamasının tam metni :

‘CHP Değişirse Türkiye Değişir,Türkiye Değişirse Ülkemize Huzur Bölgemize Barış Gelir’

2019’UN TEKRARI YOK!

Ülkemizde yönetim biçimi değişti. Erdoğan hem AKP Genel Başkanı hem de Cumhurbaşkanı sıfatıyla ülkeyi yönetiyor. Yasama, Yürütme, Yargı erklerinin arasında artık kuvvetler ayrılığı prensibi yok, yargı tümüyle siyasallaştı. Cumhuriyetten kalan bütün değerler hızla tahrip ediliyor, tüm toplum kesitleri baskıyla susturuluyor. Meclis değiştirilen iç tüzükle fiilen tasfiye edildi. Müfredattan evrim teorisi kaldırılarak yerine cihattın bir ibadet olduğu yazıldı. Dini vakıflar eğitim ve öğretimin asli unsuru haline getirildi. İmam Hatipler 15 Yıl önce yaklaşık 60 bin öğrenci mevcuduna sahipken şu an yaklaşık 1,5 Milyon öğrenci mevcuduyla en yaygın öğretim kurumuna dönüştürüldü. Kutuplaştırma Hatun Tuğluk Ananın cenazesine saldırmaya kadar vardı. Bütün bu hamleler, 2019 seçimleri, “dönüşü olmayan” bir şekilde “Siyasal İslamcı” bir sisteme geçişe göre planlanıyor…

BU SÜRECİ TERSİNE ÇEVİRMELİ

Bu gericileşmeyi durdurmak ve rotayı yeniden demokrasiye doğru çevirmek için önümüzde bir tek yol var: Demokrasi güçlerinin de desteğini alarak CHP’yi iktidar yapmak! Bunun becermek için CHP’nin öncelikle sağlam bir ideolojik bütünlüğe ve örgüte ihtiyacı var.

Bunun için bakış açımızı da, siyaset yapma tarzımızı da değiştirmek zorundayız:

Birincisi, bütün enerjimizi mahallede, ilçede, ilde parti içi iktidarı ele geçirmek için harcamaktan vazgeçmeliyiz! İkincisi ise, “Ne yaparsak yapalım, Türkiye seçmeninin çoğunluğu sağcı, dinin etkisinde. Seçmenin sola alerjisi var. Bu alerjiyi kırmak için örneğin; Sağdan isimleri partimize katmalı, imam hatipleri açan parti olduğumuzu söylemeli ve iftarlar vermeliyiz. Böylece dinin etkisindeki seçmenleri kazanabiliriz” yaklaşımını terk etmeli, kendimiz olmalıyız! İlk bakışta kulağa hoş gelen partiyi merkeze ve sağa çeken, soldan uzaklaştıran bu yaklaşımın bize hiçbir faydasının olmadığını en azından son 30 yıldır yaşayarak, kerelerce öğrendik!

ARTIK GERÇEKLERİ GÖRELİM

Korkularımızın gölgesinde kalarak, “şunu yaparsak böyle anlarlar, bunu söylersek bize şöyle derler” anlayışıyla yol alamayız. İnandırıcı, güven verici olmak istiyorsak korkularımızdan arınmış bir şekilde kitlelerle kucaklaşmalıyız. İşte o zaman inandırıcı oluruz, halka güven veririz ve daha geniş kitlelerle kucaklaşırız! Örneğin; önümüzdeki süreç, miadını dolduran siyasal İslam’la dindarlıkları yarıştırma süreci değil, tersine siyasetle dini kalın çizgilerle bir birinden ayırma, inançlar da dahil laiklik perspektifiyle özgürlükleri öne çıkarma ve bütün sorunları özgürlük temelinde çözme sürecidir. Bu anlamıyla önümüzdeki kongreler süreci, partimizi ve ülkemizi küçük ve kişisel çıkarlara göre değil, solun evrensel bakışına uygun olarak sol değerlerle donatma, partiyi gerçek sol kadrolarla tahkim ederek, öncelikle partinin değişimini sağlama sürecine dönüştürülmelidir. Baskının, ceberutun, yolsuzluğun ideolojisi olan sağcılığın hiçbir derde deva olamadığını ve olamayacağını, adaleti de, özgürlüğü de, demokrasiyi de, ülkenin bütünlüğünü de soluninşa edeceğini yüksek sesle dile getirmeliyiz! Bunu yapabilmenin ilk adımı Kongre süreçlerini “Blok Listelerin” değil, “Çarşaf Listelerin” yarıştığı alanlara dönüştürmeliyiz. Kişiler değil, fikirler yarışmalı! Arkasından bu süreç, partimizde “Delege Sistemini” tümüyle ortadan kaldıracak, ayrılıkları ve birlikleri kişiye değil, ideolojik-politik hatta endeksli hale getirecek, Genel Başkan dahil, il ve ilçeler dahil tüm yöneticilerin üyelerin doğrudan oylarıyla seçileceği bir sürece çevrilmelidir! Parti örgütlenmesine kadar sağlam ve özgür olursa, yöneticileri belediye başkanları değil üyeler özgür iradeleri ile belirlerse, işte o zaman sağlıklı ve özgür düşünen, “yanlışa yanlış, doğruya doğru” diyen yöneticileri de seçmiş oluruz! Partimiz CHP’de şu anki kongre süreci bunun için bir fırsattır. Ne yapıp edip, o çok savunduğumuz liyakat anlayışını, çoğulculuk anlayışını, parti içi demokrasi anlayışını öncelikle partimizde ete kemiğe büründürmeliyiz!

ÇÖZÜMÜ SOL ÜRETİR

Ancak bu da yetmez!“Mevlana anlayışı” terk edilmeli, ideolojimizle, yani sosyal demokrasiyle, solla yeniden güçlü bir biçimde buluşmalı ve barışmalıyız! Solun, inançlar dahil olmak üzere her alanda özgürlükleri öne çıkaran, savaşı reddeden, kimsesizlerin kimsesi olarak sosyal bir refah devletikuracağını, “çok kazanandan çok az kazanandan az” adaletli bir vergi sistemini, yoksulluğu değil refahı hedeflediğini, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, herkes için adaleti savunduğunu döne dolaşa bıkmadan usanmadan anlatmalıyız! Bilinmeli ki, CHP değişirse Türkiye değişir, Türkiye değişirse bölgeye barış gelir!

CHP YÜKLENDİĞİ MİSYONA UYGUN DAVRANMALIDIR

İster normal sürede, ister erken bir baskın seçime hazır olmak ve hem belediyeleri, hem de parlamentoda çoğunluğu sağlamak için ciddi bir iktidar yürüyüşüne başlamak zorunlu bir görevdir. 16 Nisan referandum sürecindeki “Hayır Kampanyası”, arkasından “Adalet Yürüyüşü” ve son olarak da “Adalet Kurultayı” iktidar yürüyüşüne başlamak için ciddi bir güç biriktirmiş, önemli bir zemin hazırlamıştır. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar bellidir:

1 PROGRAM KURULTAYI TOPLANMALI!

Yeni bir “Türkiye Hikayesi” yazmak ve buna uygun “Başka Bir Türkiye MümkünHayali” yaratabilmek için, “Anayasa, Adalet, Eğitim, Laiklik, Kürt Sorunu, Barış, Ekonomi, Kentleşme, Tarım, Ulaşım, Sendikalaşma” gibi temel konuları kapsayan kamucu ve halkçı bir “Program Kurultayı” acilen toplanmalı ve “2019 İktidar Programı” şimdiden açıklanmalıdır. Bu yaklaşımın bir parçası olarak barış için adımlar atılmalı ve bir “Ortadoğu Barış Konferansı” örgütlenmelidir.

2) İTTİFAKLAR ETE KEMİĞE BÜRÜNMELİ!

Resmi olarak beyan edilmese de “Sol nasıl olsa çantada keklik, partililerde itiraz etmezler, biz sağcılarla işbirliğini öne çıkaralım. Kürtlerle de ilişkiyi gizleyelim ama sağcılarla genişleyelim” yaklaşımı derhal terk edilmeli, Cumhuriyet dönemi dahil son 600 yıllık dönemde Kürtlerle ittifak yapılmadan hiçbir gücün iktidar olamadığını da görerek, Kürtlerle, Solla, Merkez Sağla kısacası“Hayır Dostlarıyla” yalnızca masa başında değil, program üzerinden ve “hayatın içinde” kurumsal ilişkiler kurulmalı, özellikle yerel yönetimler ve milletvekilliği seçimlerinde ittifaklar yapılmalıdır. OHAL’ in kaldırılması için Türkiye çapında bir kampanyayı başlatmak, 2019’da ki tüm seçimlerde sandıklara birlikte sahip çıkmak ve zulme uğrayan herkesin yanında olmak ise bu ittifakın birincil görevi olmalıdır.

3) KADROLAR YENİLENMELİ!

Partimizin bu haliyle geleceğin yükünü taşıyamayacağını, aynı insanlarla yeni şeyler söylenemeyeceği ve iktidara yürünemeyeceğini görerek, program kurultayında ortaya çıkan ideolojik – politik bakışa uygun olarak kadrolar yenilenmelidir! Bunun için de “Mahalle Delegeliklerin”den başlayarak “Çarşaf Liste” uygulaması öne çıkartılmalıdır!

4) ÖN SEÇİM ZORUNLU OLMALIDIR!

Önümüzdeki yerel ve genel seçim döneminde partimizdeki bütün adaylıklar, milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyelikleri merkez atamalarıyla değil ön seçimle belirlenmelidir.

5) HERKES KENDİ ADAYIYLA ÇIKMALI!

Cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk turda her siyasi partinin kendi adayını çıkarması için çaba sarf edilmeli, propagandanın merkezine “başkanlık değil, demokratik parlamenter sisteme” oturtularak ilk turda “Çatı Aday” yaklaşımı ve ısrarı terk edilmelidir.