CHP'de Devrimci Demokratlar'dan Kongre ve Kurultay Süreci Çağrısı - Kozmopolitik

 CHP'de Devrimci Demokratlar'dan Kongre ve Kurultay Süreci Çağrısı

CHP'de Devrimci Demokratlar 17 Temmuzda başlayan parti içi kongre ve akabinde yaşanacak kurultay sürecine ilişkin bir çağrıda bulundu.

CHP'de Devrimci Demokratlar yayınladıkları çağrıyla kongre süreçlerini bir tartışma platformlarına dönüştürerek ideolojik zenginlik yaratmak ve yeni kararlar alarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetecek kadrolar seçilmesi, gerektiğini vurguladı.

İşte CHP'de Devrimci Demokratlar'ın Kongre ve Kurultay Süreçlerine İlişkin Yayınladıkları Çağrı Metni:

Parti Meclisimizin aldığı kararla 17 Temmuz’da kongre sürecimiz başladı. Kongrelerdeki muradımız; üye ve delegelerimizle birlikte kongrelerimizi birer tartışma platformlarına dönüştürerek, ideolojimizi zenginleştirmek, yeni kararlar almak ve partimizi yönetecek kadroları seçmektir. Hedefimizi böyle tarif etmemize rağmen bu kongre sürecinin de partimizin yenilenmesine hizmet edecek hale dönüşmediğini daha sürecin başında yaşananlardan yola çıkarak söyleyebiliriz.
İlçelerimizde sandalye kapma mücadelesi yoldaşlık hukukunu zedelemiş durumda. Ülkemizde yaşanan toplumsal “adalet” duyarlılığına rağmen kongre sürecimiz kısır çekişmeler içerisinde cereyan etmekte. Koltuk altı kayıtlar, 12. Maddeden özel kayıtlar parti içindeki tüm guruplar tarafında eğer ilçede etkinse ilçede, ilde etkinse ilde, ikisinde de etkin değillerse genel merkezde birtakım ilişkiler kullanılarak yapılmakta ve bu kayıtların öğrenilmesi sonucundan da çok sert tartışmalar yaşanmaktadır. Kimi ilçelerde nüfus müdürlüklerinin, belediye başkanlıklarının ve parti yönetim gücünün kullanılmasında tereddüt dahi edilmemekte.Bu gözü karalılık öylesi boyutlara taşındı ki, boş arazilere, evlere onlarca kayıtlar gösterilmiş, mahalle dengelerini bozacak sahte nakillere dahi vardırılmış durumdadır. Geçmişten beri üyelik yapımızın ve üyeliğe kabul sistemimizin mevcut sorunları yaratan ve çoğaltan bir işleyişe sahip olduğunu defalarca seslendirmiştik. Ulaşabildiğimiz tüm yöneticilere ve örgüt toplantılarına katılan her üyeye, yöneticiye; “bir olağanüstü tüzük kurultayıyla partimizin anayasası olan tüzüğümüzü demokratik işleyişe kavuşturmadan, üyelik yapımızdaki aksaklıkları gidermeden, partimizi kurulların yönettiği bir işleyişe kavuşturmadan, üyenin hatta halkın iradesinin yansıtıldığı bir sistemi kurgulamadan sakın kongreler sürecini başlatmayın” diye önerilerde bulunmuştuk.
Bu önerilerimizi gelen geçer ifadelerle değil somut örneklerle desteklemiştik. Örneğin: Tüm yöneticilerimizde şahittir ki, biz üyelerimizin en fazla % 5’ni parti çalışmalarımıza katabiliyoruz, üyelerimizin yarısının iletişim bilgilerine dahi sahip değiliz. Delegelerimizi özellikle mahalle delegelerimizi akrabalık, hemşericilik, inanç gibi alt kimliklere dayalı bir şekilde seçmekteyiz. Sıraladığımız tüm bu uyarılar dikkate alınmadığı gibi kendimizi kongreler sürecinin içinde bulduk.
Doğaldır ki, anlayışımızın değişmediği, hedefin sadece kişilerin bir yerlere getirilmesine kilitletildiği bir ortamda yani tasın eski tas olarak kullanıldığı, hamamın eski hamam olarak işletildiği bir ortamda köklü bir değişiklik beklemekte çok olanaklı değildir. Sürecin başındayken bu eski alışkanlıklarımızdan vazgeçelim. Gelin hep birlikte şunları gerçekleştirelim:
A – Her mahalle kongresini (bir tekini dahi ihmal etmeden) düşüncelerin yarıştırıldığı, mahallelerin, ait olduğu ilçelerin, illerin, Türkiye’nin sorunlarının tartışıldığı, çözümlerin üretildiği platformlara dönüştürelim.
B – Seçilecek delegeyi, yöneticileri, inancına, etnik kökenine, akrabalıklarına, hemşericiliklerine dayanarak seçme yerine adalete, liyakate, ideolojik gelişmişliklerine, alacağı sorumluluklara göre seçelim.
C – Seçilecek delegeyi, yöneticileri, birilerini ya da kendilerini bir yerlere getirmeyi hedefleyen anlayışta olanlardan değil partimizi iktidara getirmeyi hedefleyenlerin arasında oluşturalım.
D – Evet efendimci, küçük hesapçı, kendine çalışan anlayışlarla ne iktidar alınır ne de ülkemiz bu iktidardan kurtarılır. O nedenle delege ve yöneticilerimizi, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilen, özgürce düşüncelerini ifade edebilen, hiçbir baskıya, menfaat ilişkisine boyun eğmeyeceklerden seçelim.
E - Kongre süreciyle birlikte CHP, çoğulcu, katılımcı, eşitlikçi, özgürlükçü ve statüko karşıtı bir anlayışa evirilmelidir. Çoğulculuk anlayışı temel savunumuzdur. Dikensiz gül bahçesi yaratmak bizim anlayışımıza yakışmaz. Dolayısıyla farklı düşüncelerin yaşam bulacağı kanallar kapatılmayarak, faklı düşünenlerin partimizde delege, yönetici olmasının önü açalım.