CHP'li Niyazi Nefi Kara: Getirilmek İstenen Sistem Bir Amerikan Projesidir - Kozmopolitik

 CHP'li Niyazi Nefi Kara: Getirilmek İstenen Sistem Bir Amerikan Projesidir

Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara kozmopolitik.com.tr’ye referandum çalışmalarına ve getirilmek istenen başkanlık sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kara, 16 Nisan da yapılacak referandum ile getirilmek istenen başkanlık sisteminin Amerikan projesi olduğunu belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, kozmopolitik.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Can Poyraz'a şu açıklamalarda bulundu:

2007 yılında “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” isimli bir kitap yayınlandı. Bu kitabın yazarı CIA’in Türkiye masası eski şefi Graham E. Fuller’di. Kitabın 64. Sayfasında görüyorsunuz ki, Atatürk’ün öncülüğünde 1924 yılında hazırlan anayasa ve o yıllarda halifeliğin kaldırılması gibi köklü reformlar şiddetle eleştirilmektedir. Aynı kitapta, AKP’nin çizgisinden ve politikalarından övgüyle söz edilmektedir. Kitabın başlığından da anlaşılacağı gibi, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin yerine yeni bir Türkiye Cumhuriyeti önerilmektedir. Atatürk’ün bizlere ve bizden sonraki nesillere miras olarak bıraktığı tam bağımsız, demokratik bir Cumhuriyet bu kişileri rahatsız etmektedir. Modern bir Cumhuriyetin tam olarak yaşatılması için tam bağımsızlık, milli egemenlik ve bağımsız ekonomi gibi ilkeler gerekmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu jeopolitikte birinci sınıf bir demokrasi ile bağımsız bir ekonomi ile var olması ilk zamanlardan beri istenmemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasasının bir darbe anayasası olduğunu kabul ediyoruz Bu anayasanın değiştirilmesi gerektiğini ve yöntemini de her fırsatla dile getiriyoruz. Ancak, yeni bir anayasanın yapılması için sistemin değişmesine neden ihtiyaç duyuluyor bunu anlamakta zorlanıyoruz. Parlamenter rejimin eksiklikleri, demokrasinin eksiklerini gidermek için Başkanlık sisteminin getirilmesine ihtiyaç yok.

Ülke bunca darbeyi, ekonomik krizi, dış politikadaki hataları ve en son 15 Temmuz FETÖ darbesini parlamenter sistem nedeniyle yaşamadı ki İktidarın günü kurtarmaya dayalı yanlış politikaları ülkemizi bugün bulunduğu çıkmazın içine sürüklemiştir hatta esas yanlış, parlamenter sistemi işletmemektir.

Halk tarafından onaylanacağına göre, demokratik bir anayasa olacaktır algısı yaratıyorlar. Geçmişte bu hep böyle mi olmuştur?
Hayır, böyle olmamıştır. Tarihte seçimle gelmiş bazı Cumhurbaşkanlarının bununla yetinmeyip kendilerini imparator ilan ettirene kadar çalışabildiklerini ve her aşamada halkın oyuna başvurarak taleplerine meşrutiyet kazandırmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Peki, dünyada bugün parlamenter sistemle yönetilen demokratik ülkeler arasında, Türkiye’den başka, başkanlık rejimine geçmiş yada geçmeye çalışan ülke var mı?
Tabi ki var. Zimbabve, Gana ve Malavi bunlardan bir kaçı

Elbette bu ülkelerin demokrasi, hak özgürlükleri içselleştirmelerini Türkiye ile kıyaslayamayız. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik yapısını, kuvvetler ayrılığını ayak bağı gibi görenlerin hazırladıkları başkanlık sisteminin Türkiye’yi gelecekte nasıl risklerle karşı karşıya getirebileceğini anlamak açısından önemlidir.

Zimbabve’yi 1980’den 1987’ye kadar Başbakan olarak yöneten Robert Mugabe o yıl yapılan anayasa değişikliğiyle Başkan olmuştur.

1957’de kurulan ve parlamenter sistemle yönetilen Gana’da Başbakan Kwamd Nkrumah 1960 yılında düzenlenen bir referandumla ülkesini başkanlık rejimine geçirmiş. Orada da hedef hızlı kalkınma. Sonuç ne olmuş? 1964 yılında Nkrumah kendi partisi dışındaki bütün partilerin yasaklanması için referandum yapmış. Halkın %99’unun oyuyla bütün muhalefet partileri yasa dışı ilan edilmiş.

Malavi de 1964 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra parlamenter sistemle idare edilmeye başlanmış. Ülke 1966'da başkanlık sistemine geçmiş. Başbakan Hastings Kamuzu Banda başkan olmuş. Malavi başkanlık sistemine geçerek bir diktatörlüğe dönüşmüştür.

Bugün başkanlık rejiminden parlamenter demokrasiye geçmeye çalışan ülke var mı?
Kazakistan bunlardan biri. Geçtiğimiz aylarda verdiği demeçte Nazarbayev ‘’Ülkemizde Cumhurbaşkanı yetkilerinin bir bölümü parlamento ve hükümete devredilmesi gerektiğini ve bunu yapmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.” Dedi.

Başkanlık rejimiyle yönetilen başka demokratik ülkelerde getirilmek istenilen maddelerin benzerleri var mı?
Metin TBMM ve Cumhurbaşkanı seçiminin beş yılda bir aynı tarihte yapılacağını söylüyor. Dünyada başka hangi demokratik ülkede cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri aynı günde yapılıyor? Bilinen örnek yok. Sadece demokrasiyle yönetilmeyen Somali’de buna benzer bir örnek var.

Metnin 7. maddesine göre “Cumhurbaşkanlığı süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.” Diğer başkanlık rejimlerinde, örneğin Amerika’da hiçbir başkan iki defa seçilse bile hiçbir şeklide sekiz yıllık toplam süreyi aşamaz. Fransa’da yine böyle. Şimdi, öyle anlaşılıyor ki, yeni anayasa yürürlüğe girene kadar, cumhurbaşkanının bugünkü görev süresi hesaba katılmayacak ve 2019 yılında yapılması öngörülen seçimlerle takvim işlemeye başlayacak. Yani, cumhurbaşkanı iki seçim üst üste kazanırsa şimdiki süresi de ilave edildiğinde fiilen 15 yıl cumhurbaşkanlığı yapmış olacak. Ayrıca son döneminde TBMM erken seçim yapılmasına karar verirse Cumhurbaşkanı yeniden aday olabilecek ve bu süre daha da uzayacak. Bu, anayasa değişikliği ile getirdikleri iki dönem kuralına aykırı olduğu gibi başka demokratik ülkelerde ve demokratik başkanlık rejimlerinde pek örneğinin olmadığı bir durumdur.

Tasarıda Cumhurbaşkanı yardımcılarını atama ve onların görevlerine son verme yetkisi var. Ayrıca, çok sayıda Cumhurbaşkanı yardımcısı seçilebileceği de belirtilmekte. Bunun örneği nerede var? Fransa gibi yarı başkanlık sistemlerinde başkan yardımcılığı makamı yoktur. Amerika’da sadece bir başkan yardımcısı vardır. O da başkanla birlikte seçiciler kurulu tarafından dört yıl için seçilir ve başkanın başkan yardımcısını görevden alma yetkisi yoktur.

Gördüğünüz gibi başkanlıkla yönetilen ülkelerde bile bu maddeler yok. Olağanüstü hallerde anayasa değişikliği yapılabilir mi?
Avrupa demokrasilerinde Fransa, Portekiz, İspanya, Brezilya, Romanya ve Belçika gibi ülkelerin anayasalarında olağanüstü hal dönemlerinde anayasa değişikliği yapılması yasaklanmıştır.

1980 sonlarına kadar 12 Avrupa ülkesinin %62’si koalisyonlarla, %33’ü azınlık hükümetiyle ve sadece %6’sı tek parti hükumetiyle idare edilmişti. O dönemde İtalya, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, İzlanda ve Lüksemburg’da hiç tek parti hükümeti kurulmamıştı.

Freedom House’un 2015 verilerine göre, tam demokratik olarak kabul edilen 49 ülkeden 34’ü parlamenter sistemle yönetilmektedir.

İnsani gelişme endeksinde dünyanın en ileri 30 ülkesi içinde sadece 4’ü başkanlık rejimiyle yönetiliyor. Bunlar Amerika, İsviçre, Güney Kore ve Fransa.

Bu örneklerin hepsi gösteriyor ki, Türkiye’de yaşanan demokrasi ve ekonomik krizlerin sebebi parlamenter sistem değildir. Sorun temel değerleri ne kadar içselleştirdiğiniz, kuvvetler ayrılığına ne kadar saygı duyduğunuz, ekonomik olarak dezavantajlı grupları ne kadar önemsediğiniz gibi daha bir çok etkendir. Ve maalesef, tek bir kişiye toplumsal hayatın tüm kesimleri hakkında karar verme yetkisini vermek şu an içinde bulunduğumuz krizlerin hiçbirine bir çözüm üretmeyecektir.

Ekonomiye, demokrasiye, teknolojik gelişmelere, temel hak ve özgürlüklere, sivil topluma, bilimsel dünyaya, sosyal hayata, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına sahip çıkmak için tek bir kişiye ihtiyacımız yok. İyi işleyen bir demokrasi, iyi işleyen bir parlamenter rejim bunun için yeterlidir.

Peki hayır çıktıktan sonra ne olacak?
İlk olarak gelecek vaat etmeyen AKP politikalarının anayasayı ihlal ederek uyguladıkları fiili başkanlık sisteminin son bulması sağlanmalıdır. Cumhurbaşkanı milletin iradesine saygı gösterip anayasal sınırlarına çekilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin erozyona uğrayan demokrasisi, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi alanlarda gelişme sağlaması ve Atatürk’ün hayalini kurduğu çağdaş dünyada Türkiye’nin 3. Sınıf değil 1. Sınıf bir demokrasi ile temsilinin sağlanması için ülkede uzlaşma kültürü yaratılmalıdır.

Ve en önemlisi, şu an içinde bulunduğumuz OHAL derhal son bulmalıdır.