CHP'li Yedekçi: Sur'da Kimlere, Nasıl Rant Sağlıyorsunuz? - Kozmopolitik

 CHP'li Yedekçi: Sur'da Kimlere, Nasıl Rant Sağlıyorsunuz?

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde aslına uygun şekilde restorasyon çalışmalarının yapılması ve koruma amaçlı imar planına sadık kalınması gerektiğini vurgulayarak, ilçedeki vatandaşların mağdur edilmemesi gerektiğini de dile getirdi. Yedekçi, Sur’daki acele kamulaştırmanın amacının rant sağlama amaçlı olup olmadığını olmadığı sorusunu da sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi’nin meclis genel kurulunda yaptığı konuşma şöyle:
Diyarbakır çok önemli bir kent. Tarihin ilk çağlarından günümüze kadar önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir kentimiz Diyarbakır. Diyarbakır aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde de yer alıyor, Surları ve Hevsel Bahçeleri'yle birlikte. En eski yerleşim merkezi adını Diyarbakır'ın surlarından alan Sur ilçesi. İlçeye hâkim olmuş büyük uygarlıkların bıraktığı izler kentin kimliğini oluşturmakta ve bu kent kimliğinde en önemli noktayı sivil mimari unsurlar yani konutlar oluşturmakta ve bu konutları çevreleyen kuçe adı verilen daracık sokaklar oluşturmakta.

Kuçe adı verilen dar sokak kapısından içeri girildiğinde iç avlu ve avluyu çevrelen cephelerin mimari üslubundaki zenginlik, değişkenlik, farklı fonksiyonları içeren mekânların akıcılığı, rasyonelliği bu niteliklere haiz her evin kapısından içeri girildiğinde fark edilebilir.

Suriçi, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararı ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca kentsel sit olarak koruma altına alınmış ve Suriçi'nde 147 anıtsal, 448 sivil mimarlık örneği olmak üzere, toplam 595 adet tescilli yapı bulunmaktadır.

Suriçi'nin 2011 yılı Koruma Amaçlı İmar Planı verilerine göre yapı sayısı 9.846 adet olarak tespit edilmiş, bunun 1.422'si hazineye, bir kısmı da daha önceki kamulaştırma kararıyla maalesef TOKİ'ye geçmiştir. Geri kalan parseller de şahıs mülkiyetindedir. Bakanlar Kurulunca, 2016 yılında Diyarbakır ili Sur ilçesinde bulunan 16 mahalle ve Yenişehir ilçesinde bulunan 2 mahalle olmak üzere toplam 18 mahallede kamulaştırma kararı alınmıştır. Suriçi bölgesi yaklaşık 160 hektar olup, bunun 140 hektarı kamulaştırılacaktır. Bölgede 7.714 adet parselin yüzde 82'si kamulaştırılmak istenmektedir.

Yetkililer tarafından bu çalışmalar yapılırken ne ticaret ve sanayi odasından ne esnaf ve sanatkârlar odasından ne mimarlar odasından ne başka bir sivil toplum kuruluşundan görüş alınmamaktadır ve ne yapılırsa yapılsın koruma amaçlı imar planına uyulmak zorundadır.

İlgili kamulaştırma kararı, kamu kurum ve kuruluşlarına ve vakıflara ait yapıları da kapsamaktadır. Bu çerçevede çalışmalar yapılırken hukuka uygun, bilimsel, kentin sosyal, kültürel ve tarihî dokusuna uygun çalışmalar yapılmalıdır.

Bizim önerimiz, Kültür Bakanlığının öncülüğünü yapacağı ulusal düzeyde bir proje yarışmasıyla kültür, turizm, eğitim, rekreasyon ve dinî turizmi amaçlayan bir çalışma başlatılması ve Sur'da aslına uygun restorasyon çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir. Az önce bahsedildi orada yapılan çalışmalardan, bazalt taşından. Şimdi yapılan uygulamada neler yapılıyor? Orada betonarmeden binalar yapılıyor ve o taş o cepheye yapıştırılıyor. Hâlbuki yapılması gereken ne? Hükûmetin her konuşmasında ağzından düşürmediği "Koruma amaçlı imar planına sadık kalarak yapacağız." dediği ama inşaatlar başladığında söylediklerinin doğru olmadığı ortaya çıkan nedir? Mesela "kuçe" adı verilen sokak dokusunun korunması öneriliyor bu planda ama 15-20 metrelik caddeler açıldı. Tarihî tescili yapılar ve tescile değer yapıların korunması öneriliyor ama bu yapılar korunmadı. "Bazalt duvar örülmeli." deniyor.

Sayın milletvekilim, bazalt duvarın örülmesi gerekirken sadece yapıştırılıyor. Bir de tabii Diyarbakır evleri özel evlerdir, mahremiyet düşünülerek tasarlanmıştır. Daracık sokaklarda karşılıklı evler birbirini görmesin diye cumbanın önüne pencere yapılmaz, iki yanına pencere yapılır. Şimdi sizin yaptıklarınızda nasıl? Önde cumba var. Her parselde tek cumba olur, sizin yaptığınız projelerde her yerde ayrı ayrı cumba var. Şimdi oradaki vatandaşlar -basından da takip ediyoruz- acele kamulaştırma kararı çıktıktan sonra -Diyarbakır Sur'a da gittik- diyor ki -daha önce AKP'li belediye başkanları benzer açıklamalar yapmışlardı- "Bizim elimizden buraları alacaklar, zenginlere verecekler." Yani bir anlamda bir soylulaştırma çalışması yapılacak endişesi var. Şu anda da buna benzer çalışmaların orada olduğunu, bazı ünlü isimlerin oralardan ev aldığı, vatandaşların hesabına para yatırıldığı söyleniyor. Hesaplarına yatırılan 18-20 bin lirayla vatandaşların bir ev alabilmeleri söz konusu değildir. Ayrıca kentsel dönüşüm yapılırken, acele kamulaştırma yapılırken oradaki vatandaşın demografik yapısı da değerlendirilmeli. Orada insanlar nasıl yaşıyor? Aileler iç içe yaşıyor. Adam çocukları, gelinleri, torunları beraber yaşıyor. İki katlı evde on tane odası var. Şimdi sizin verdiğiniz parayla bir senelik kirasını ödeyebilir mi? Bir tane daire tutsa 20 kişi aynı evde kalabilir mi?

Bir başka durum daha var. Çok önemli günlerden geçiyoruz. Mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Ramazan ayı birlik, beraberlik, kardeşlik, dayanışma ruhudur. İnsanları susuz, elektriksiz bırakma günü değildir. Ramazan ayında insanların suyunu kestiniz ve insanlar şu an orada susuzlar, elektriksizler. Bu mudur bizim Müslümanlık anlayışımız? Bu mudur Ramazanın dayanışma ruhu? Yanlıştır. Yazık ediyorsunuz. Bu yanlıştan bir an önce dönün.

Bir başka konu var, çocuklar. Çocukların okul tatiline iki haftadan biraz fazla zaman kaldı. İki hafta daha beklenemedi mi? Bu çocuklar sokaklarda, evlerinden dışarıda. Bu çocukların okula gidip gitmemesi AKP'li hiçbir milletvekilinin umurunda değil mi? Niçin bu konuda bir duyarlılık gösterilmiyor?

Kentsel dönüşümle ilgili son on beş yılda, İstanbul'da son yirmi bir yılda onlarca, yüzlerce mağdur yarattınız. Lütfen, Sur'daki vatandaşımızı bu mağdur ordusuna dâhil etmeyiniz. Çünkü Diyarbakır çok önemli bir alan ve Diyarbakır'da yapılan yanlış Türkiye'nin genel anlayışının dışında. Evet, orada bir terör sorunu var, evet orada bir terörle mücadele var ama bu demek değildir ki bütün kenti yıkacaksınız, yok edeceksiniz, hiç tarihî, kültürel iz kalmayacak, ondan sonra orayı terörden temizleyeceksiniz. Bu bu anlama gelmemektedir. Devletimiz terörle daha demokratik, daha adil mücadele edebilecektir.

Bu durum bizim aklımıza Türkiye Büyük Millet Meclisi binasıyla ilgili... Halkla İlişkiler binasını yıktınız, üzerine kocaman bir pankart yapıştırdınız; dediniz ki: "Milletin Meclisini Millet Yapar", altına da "GYODER", yandaşlara yaptırdınız.

Şimdi bizim aklımıza gelen ilk soru: Sur'da kimlere, nasıl rant sağlıyorsunuz? Sur'daki acele kamulaştırmanın amacı acaba birilerine rant sağlamak mıdır, yandaşlarınıza para kazandırmak mıdır? Bunu çok merak ediyoruz.

Özetle: Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yaşayanlar, "kentsel dönüşüm" adı altında, evlerinden, köylerinden, doğdukları yerlerden uzaklaştırılmak istemiyorlar. Kentsel dönüşüm demek o yerdeki insanların yaşadığı ortamı rehabilite etmek demektir, günümüz koşullarına uygun hâle getirmek demektir; oradaki herkesi oradan uzaklaştırıp binaları yıkıp görünürde tarihî eser intibaı yaratacak, taklit, çirkin, "kitsch" binalar yapmak demek değildir. Tarihimize, ecdadımıza, gerçekten gönülden saygı duyuyorsanız bu eserleri aslına uygun ve bilimsel olarak restore etmek zorundasınız çünkü siz şu anda Hükûmetsiniz.

Mahallelerini bırakmak istemeyen bu insanlar Sur'da yıkım istemiyor, düşük bedeller karşılığında insanların evini ellerinden bir şekilde alıyorsunuz ve bu bir anlamda mülkiyet hakkının gasbıdır ve oradaki insanların gerek sosyolojik gerek psikolojik gerek ekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşadığı ortadadır. Gittik orada esnaf kan ağlıyor. Buradan birbirine benzer kopya evleri göstererek orada sanki bir cennet mahal yaratmışsınız gibi anlatmanın bir anlamı yok. Rekreasyon alanlarını binaları yıkarak oluşturuyorsanız biz ona karşıyız. Biz sizin şehirlerin böğrüne hançer gibi sapladığınız yapıları yıkıp oraları rekreasyon alanı yapmanızı istiyoruz. Türkiye'nin ve dünyanın en önemli kentlerinden bir tanesi, bence en önemli kenti olan İstanbul, İstanbul'un fethi... Bir çağ açıp bir çağ kapattı Fatih Sultan Mehmet, o İstanbul'u fethederek ama bugün Sayın Cumhurbaşkanının da söylediği gibi sizin yaptığınız kötülükleri görseydi herhâlde çok üzülürdü, şu anda da kemikleri sızlıyordur.

Kentlerimizin üzerinden TOKİ eliyle yaptığınız ucubelikleri bir an önce çekiniz, kentlerimize dokunmayınız. Daha önce söyledim, tekrar ediyorum: TOKİ Genel Başkanının maaşını 3 kat yapalım, evinde otursun; kentlerimize dokunmasın, insanlarımızın yaşam hakkı gasp edilmesin.