Erdal Sarıkaya: Yaşadıklarım Yargı Üzerindeki Vesayetinin Kanıtı - Kozmopolitik

 Erdal Sarıkaya: Yaşadıklarım Yargı Üzerindeki Vesayetinin Kanıtı

Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeği ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın dosyasında skandal ‘hata’lar birbirini izledi. Bu ‘hata’lar nedeniyle dava dosyası kapanma aşamasına geldi.

Gezi Direnişi’nin İstanbul’daki ayağında polisin attığı gaz fişeği ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın dosyasında yapılan skandal ‘hata’lar birbirini izledi.

Skandallar zinciri ilk olarak ‘tarih hatası’ ile başladı. Ulusal Kriminal Büro ‘nun olay anında kamera görüntülerinde görülen polislerin sicillerini ve kimliklerini tespit etmesi üzerine Sarıkaya soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Talebi değerlendiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlarını Soruşturma Bürosu, ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ karar verdi.

Başsavcılığın aldığı karar Sarıkaya’nın adresine tebliğ edileceği sırasında tarihler ‘karıştırıldı’; 8 Mayıs’ta İstanbul Adliyesi’nden postaya verilen tebligat, Sarıkaya’ya “15 Nisan’da tebliğ edildi” yani ‘bildirildi’ olarak kayda geçti. Bu tarihlere göre, Sarıkaya tebligat postaneye verilmeden 23 gün önce kararı öğrenmiş oluyor!

‘Hata’ bununla da sınırlı değil. Tebligat, yeni ikamet adresini bildirmesine rağmen Erdal Sarıkaya’nın 4 yıl önce ikamet ettiği eski adresine gönderildi. Bu ‘hata ‘ nedeniyle Erdal Sarıkaya’ya ulaşan bir tebligat olmazken, 15 Nisan tarihini dikkate alan Başsavcı, yasal itiraz süresi içerisinde ‘ret kararı’na itiraz edilmediği gerekçesiyle kararın kesinleştiğine hükmetti. Yapılan bu ‘hata’lardan dolayı İtiraz hakkını kullanamayan Sarıkaya ve avukatlarının Anayasa Mahkemesi ve AiHM yolu da böylelikle kapanmış oluyordu.

Ancak skandal bununla da bitmedi. Dosya, tam Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderilmek üzereyken, yapılan zincirleme ‘hata’ları son anda fark eden Erdal Sarıkaya ve avukatları yapılan usulsüzlüklere dikkat çeken bir dilekçe yazarak, işlemlerin geçersiz olduğuna vurgu yaptı. Yazılan dilekçe ile ‘hata’lardan dönülerek Başsavcı’nın kararı hükümsüz kılınırken, Anayasa Mahkemesi ile AİHM yolunun açılması sağlandı.

Dosyanın avukatlarından Avukat Tolga Çakır, yaşanan skandalı şu şekilde aktardı: “Başsavcı sicil numaraları ve isimleri belirlenen polisler hakkında ek kovuşturmaya gerek olmadığına ve dosyanın Faili Meçhul Bürosu’na gönderilmesine karar veriyor. Dosya tam bu büroya gönderilecekken tebligatta usulsüzlük yapıldığını tespit ettik. 8 Mayıs’ta İstanbul Adliyesi’nden çıkan tebligat, 15 Nisan’da tebliğ edilmiş olarak görülüyor. Ayrıca Sarıkaya’nın yeni olan ikamet adresine değil de eski ikamet adresine tebliğ ediliyor. Üstelik Başsavcı, 15 Nisan’ı dikkate alarak karara itiraz süresinin geçmiş olduğunu belirterek, ret kararının kesinleştiğini kaydediyor. Bu da şöyle bir sonuç doğuracaktı; Başsavcılık kararına itiraz etme hakkını kullanmadığımız için Anayasa Mahkemesi’ne ya da AİHM’e gitme yolumuz kapanmış olacaktı. Bu usulsüzlükleri belirterek, itiraz dilekçemizi verdik. Şimdi top Sulh Ceza Hâkimliği’nde.

‘Erdoğan’ın Gezi nefretini gösteriyor’
Erdal Sarıkaya ise, yaşananların Tayyip Erdoğan’ın Gezi’ye karşı beslediği nefretin göstergesi olduğunu belirterek, iktidarın yargı üzerindeki vesayetinin kesin kanıtı olduğunu söyledi. Gezi dosyalarını Erdoğan’ın istedi gibi 4 yıl boyunca soruşturma kapsamında tuttuklarını şimdi de Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na göndererek, kapatmaya çalıştıklarını ifade eden Sarıkaya, “Böylece AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme yolumu da kapatmış olacaklardı” diye konuştu.