Erkan Baş: 1125 İşçinin Bir Ayda Kazandığını Erdoğan Bir Günde Harcıyor - Kozmopolitik

 Erkan Baş: 1125 İşçinin Bir Ayda Kazandığını Erdoğan Bir Günde Harcıyor

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, "İşçiyi domatese, patatese karşı koruyun. Domatese, patatese ne kadar zam geliyorsa asgari ücrete de o kadar zam yapın." dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi.

Direnişte olan TOKİ işçilerini, Meclis’te kendilerini ziyaret eden Tariş ve Antalya'daki Mardan Palace Oteli işçilerini selamlayarak konuşmasına başlayan Erkan Baş 'asgari ücret'in işçilere yapılan en büyük haksızlık olduğunu söyledi. "İşçiyi domatese ezdirmeyin" diyen Baş, asgari ücretle ilgili emekçilerin taleplerini sıraladı.

Yarın ilk duruşmaları yapılacak olan tutuklu 3 Havalimanı işçilerine de değinen Baş, tüm yurttaşları işçilere destek olmaya ve duruşmaya katılmaya davet etti.

Erkan Baş, HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven'in tahliye edilmemesine de tepki göstererek, HDP ile dayanışma içinde olacaklarını söyledi.

"1125 İŞÇİNİN BİR AYDA KAZANDIĞINI ERDOĞAN 1 GÜNDE HARCIYOR"

Erkan Baş'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"İşçilere dönük haksızlıkların en büyüğü, kapitalist sömürünün en çıplak fotoğrafının adı nedir biliyor musunuz? O zalimliğin adı "Asgari Ücret"tir. Al bunu yaşa; kira öde, karnını doyur, kıyafet al, çocuğunu okula gönder, su, elektrik, doğalgaz, telefon faturalarını öde, otobüse bin işe git, kafeye git çay iç, canın başka şeyler de isteyebilir, onları da bu asgari ücretten ödersin diyorlar. Bütün bunları böyle sıralayınca ve asgari ücretin de, üstelik Asgari Geçim İndirimi dahil 1600 lira olduğunu düşününce ne kadar anlamsız geliyor değil mi? Size en az bunun kadar anlamsız ve utanç verici başka bir fotoğraf daha anlatacağım: Burda Ankara'da 1000 odalı sarayda yaşayan bir zat var. Onun da bir maaşı var, fakat gel gör ki o maaş asgari falan değil. O sarayda; zevk, sefa, aşırı tüketim, israf, görgüsüzlük kelimelerinden geçemezsiniz, hatta adını söylerken zorlandığımız, ayıp değil ya, ne olduğunu bilmediğimiz “ejder meyveli smoti” gibi kelimelere sık rastlarsınız ama asgari kelimesini duyamazsınız. Tam 1125 işçinin bir ay ter döküp kazandığını Recep Tayyip Erdoğan bir günde harcıyor. Yani bir ayla çarparsanız 33750 asgari ücretlinin maaşı, başka bir biçimde söylersek bir futbol stadyumu dolusu insanın harcadığı parayı Tayyip Erdoğan tek başına harcıyor, Saray'da israf ediliyor. Bu arada asgari ücretin 25 katı olan kendi maaşını da harcamıyor, onu da cebinde saklıyor. Yahu Recep Tayyip Erdoğan, bir otur düşün, sen 33750 asgari ücretlinin, yani bir stadyum dolusu insanın, onların ailelerinin, çocuklarının hepsinden daha mı değerlisin? "Bir kefenim var" diyordun, şimdi bak matematik diyor ki, senin bir kefenin değil, 33750 asgari ücretli ve ailesinin emeğine el koyup harcadığın bir sarayın varmış... Öğreniyoruz ki, cumhurbaşkanının aldığı, asgari ücretin 25 katı olan maaşla OECD içinde asgari ücrete göre en yüksek cumhurbaşkanı maaşının olduğu 4 ülke olmuş Türkiye. Ne mutlu Recep Tayyip Erdoğan'a, ya da ne kadar utanç verici değil mi? İnsani değerlerde dünya sıralamalarının dibine demir atan ülkemiz üst sıralara ancak cumhurbaşkanının aldığı maaşın fazlalığıyla tırmanabiliyor. Herkes şunu açıkça biliyor artık, o Saray'ın diğer adı 'israf'tır, emek hırsızlığıdır. Ve bizim sözümüz de şudur: Saraydan alıp halka vereceğiz.

"ASGARİ ÜCRET 2800 LİRA OLMALI"

“Dün DİSK bir açıklama yayınladı ve yaşanabilir asgari ücret oranını duyurdu. Yaptıkları araştırmalara dayanarak diyor ki DİSK, minimum asgari ücret net 2800 lira olmalıdır. Türkiye'de emekçiler ekonomik büyümeden pay alamıyor. Son 15 yılın refah payı tek seferde asgari ücrete eklense şu an asgari ücrete tek seferde yüzde 70 zam yapmaları gerekir. Ancak, “bir lokma bir hırka” diyerek halkı aldatan din tüccarları, kendilerinin zevk ve sefa içinde yaşayabilmelerinin tek yolunun halkın refah payına el koymak olduğunu da biliyorlar, asgari ücret boşuna düşük tutulmuyor.

"İŞÇİYİ DOMATESE EZDİRMEYİN"

Teklifimiz ise çok basit, işçiyi enflasyona ezdirmeyeceğiz diyorsunuz ya, tamam hodri meydan. Biz de işçiyi domatese ezdirmeyin diyoruz. Domatese ne kadar zam geldiyse asgari ücrete de o kadar zam yapın. Yapabilir misiniz, işçiyi domatese karşı koruyabilir misiniz.?

Domatese gelen yüzde 53 zammı asgari ücrete yansıtabilir misiniz? Biz varız, buyurun konuşalım diyoruz. İşçilerin, emekçilerin teklifi açıktır ve birkaç maddeyle ifade ediyoruz.

- İşçiyi domatese, patatese karşı koruyun, domatese, patatese ne kadar zam geliyorsa, asgari ücrete o kadar zam yapın,

- İşçi ve memurlar için Asgari Geçim İndirimi hariç tek asgari ücret belirleyin ve tümüyle vergi dışı bırakın.

TUTUKLU HAVALİMANI İŞÇİLERİNİN DAVASI

Değerli arkadaşlar, partimiz Türkiye İşçi Partisi tüm işçilerin temsilcisi, sesi olduğu gibi bugün en çok da 3 Havalimanı işçilerinin sesi olmak zorundadır.

3 Havalimanı Cumhuriyet tarihinin en pahalı projesi olarak hayata geçirildi. Kötü çalışma koşullarından, iş cinayetlerine, ekolojik yıkıma, ihale içeriğinden uçuş güvenliğine kadar birçok başlıkta büyük yolsuzluk ve talanın adı olan bu havalimanı Saray Rejiminin rant ve güç gösterisi uğruna inşa ediliyor.

7650 hektarlık bu inşaat alanının %81’i orman, %9’u göller ve göletler, %3’ü ise mera alanıydı. Bugün bu havalimanı nedeniye göl ve göletler betonlanmış, mera alanlarına el konmuş, İstanbul’un akciğeri Kuzey Ormanları’nın büyük bölümü tahrip edilmiş, kentin kuzey köylerinde tarım ve hayvancılık bitirilmiştir.

Önceki gün devletin resmi kurumu olan CİMER, 2013’ten bu yana 3 Havalimanı inşaatında iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin sayısının 52 olduğunu duyurdu.

Bakın, bu sayıları duydukça kahroluyoruz. çünkü bunların aslında birer sayı olmadığını, her birinin bir can olduğunu, ekmek mücadelesi veren bir baba, bir oğul, bir ağabey, bir eş olduklarını biliyoruz. 52 can, 52 işçi kardeşimizi yitirdik bu inşaatta. Üstelik daha da acısı, bu verilen sayıdan bile emin olamıyoruz. Ne yazık ki 3 Havalimanı inşaat alanında yaşanan kimi ölümlerin gizlendiği, projeyi yürüten şirketlerce bu iş cinayetlerinin üstünün örtüldüğü söyleniyor. Gerçek sayı 52’nin bile üstünde olabilir.

Şu anda 5’i sendikacı yöneticisi olmak üzere toplamda 31 kişi tutukludur. Bu öylesine akıl dışı bir durum ki, aslında firma yetkilileri bile çalışma koşullarının uygunsuzluğunu protestolardan sonra kabul etmişti.

Şimdi işçi sınıfının cesarete ve dayanışmaya en fazla ihtiyacı olduğu dönemi yaşıyoruz.

Deniz nasıl deniz olduğu için dalgalanıyorsa, işçi de işçi olduğu için direnecek, mücadele edecektir. Ve işçilerin partisi de onları yalnız bırakmayacak, söz veriyoruz.

Tutuklanan arkadaşlarımızın ilk davası yarın (5 Aralık) İstanbul Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde saat 09.30’da görülecek. Bizler orada, işçi kardeşlerimizin yanında olacağız. Buradan tüm duyarlı kamuoyunu davanın takipçisi olmaya ve Havalimanı işçilerinin yanında olmaya çağırıyoruz.