Esra Özakça: AİHM'de de Hukuk Yokmuş - Kozmopolitik

 Esra Özakça: AİHM'de de Hukuk Yokmuş

AİHM’in 149 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında tedbirli tahliye talebine ret kararı vermesine tepki gösteren, kendisi de 74 gündür açlık grevinde olan ‘ev hapsi’ndeki Esra Özakça, “Türkiye’de olmadığı gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de hukuk olmadığını görmüş olduk” dedi. CHP Milletvekili Şenal Sarıhan da kararı hukuki olmaktan çok siyasi olarak gördüğünü açıkladı.

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde devam ettikleri açlık grevi eylemi 149. gününde.

Haziran ayı sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan acil talepli başvuruda, eğitimcilerin ciddi hayati risk taşıdığına dair raporlar sunularak, Gülmen ve Özakça’nın serbest bırakılmaları istenmişti.

Ancak AİHM’den, iki eğitimcinin tahliye edilmesi için yapılan başvuruya geçtiğimiz gün (2 Ağustos) ret kararı çıkmıştı.

Mahkeme, Gülmen ve Özakça’nın cezaevi hastanesinde tutulmalarının, “yaşamlarına ya da organlarına telafi edilemez zararlar verecek gerçek ve acil bir risk oluşturmadığına” karar vermişti.

Avukat Timtik: Eylemlerine devam edecekler

Halkın Hukuk Bürosu’ndan avukat Ebru Timtik, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Gülmen ve Özakça’nın AİHM’in kararından etkilenmediklerini aktardı.

Karar sonrası müvekkilleriyle görüşen Timtik, “Onların tek talebi işlerine geri iade edilmek oldu ve öyle de kalacak. Onlar için değişen bir durum yok, tutukluluk da devam edebilir diyorlar. Eylemlerine devam edecekler” şeklinde konuştu.

Timtik, “İşin kötü tarafı, bize yerel mahkemeleri işaret ediyor. Ancak defalarca itiraz ederek hep bir üst mahkemeye gittik. Nuriye ve Semih’i tutuklayan 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi iktidarın isteğiyle bu kararı verdi” diye ekledi.

Esra Özakça: AİHM’de de hukuk olmadığını görmüş olduk

Eğitimcilerin gözaltına alınıp tutuklanmalarının ardından açlık grevine başlayan ve 74 gündür eylemine devam eden Semih Özkaça’nın eşi Esra Özakça ise “Biz AİHM karar verir diye mücadele başlatmamıştık” dedi.

Kararı, adında insan hakları geçen bir mahkemeye yakıştıramadığını belirten Esra Özakça, tepkisini “Türkiye’de olmadığı gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de hukuk olmadığını görmüş olduk” sözleriyle dile getirdi.

Semih Özakça’nın, hastanede tutulmak ve sürekli muayene olmak istemediğini belirten Esra Özakça, açlık grevinin devam ettirilmesine dair de, “Eşimin gözlerimin önünde erimesi kolay değildi. Ben de katılmak istedim. Bu karardan sonra da devam edeceğini biliyordum çünkü o kimseden bir şey istemiyor, sadece hakkı olanı geri istiyor” şeklinde konuştu.

Esra Özakça son olarak kendileri için tek yolun, “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın OHAL’e karşı açtığı ve kitleselleştirdiği bir eylemde haklarını insanlarla aramaya devam etmek” olduğunu söyledi.

CHP’li Sarıhan: AİHM’in kararı siyasidir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan da AİHM’in verdiği karara ilişkin basın açıklaması düzenledi.

Kararın ‘saknadal’ olduğunu belirten Sarıhan, yaptığı açıklamada “kararı hukuki olmaktan çok siyasi bir karar” olarak niteledi.

Sarıhan’ın açıklaması şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, cezaevinde açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın “devlet tarafından iyi bakıldığını” belirterek tahliyelerine gerek olmadığı yönündeki kararı hukuki olmaktan çok siyasi bir karardır.

24 uzman hekimin “hayati tehlike” riski üzerinde durmasına rağmen AİHM’in, gece yarısı “öldünüz mü?” diye uykularından uyandırılan, açlık grevinin 149. gününde Sincan Cezaevi İnfaz Kampüsü Hastanesi’nde yemekhaneye yakın odalarda ve yanlarında refakatçi olmadan adeta tecrit koşullarında tutulan iki eğitimci için verdiği karar, son birkaç yıldır alınan “skandal” kararlardan biri olarak tarihe geçmiştir.

Bu koşullarda, OHAL Komisyonu’nun, her gün ölüme biraz daha yaklaşan iki eğitimcinin işlerine iade edilmeleri için gereken incelemeleri bir an önce yapıp karar vermesi yaşamsal önem taşımaktadır.

Yaklaşık bir ay önce yaptığımız çağrıyı yenileyerek OHAL Komisyonu’nu derhal göreve çağırıyoruz: AİHM’in kararı devletin yaşam hakkını koruması sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Bu iki insanın yaşam hakkını korumak hala devletin görevidir. Haksız yere işlerinden edilen iki eğitimcinin yaşamını kurtaracak kararı bir an önce verin!