İlerici Kadınlar'dan Meltem Kolgazi: 8 Mart'ta Direnerek Güçleniyoruz! - Kozmopolitik

 İlerici Kadınlar'dan Meltem Kolgazi: 8 Mart'ta Direnerek Güçleniyoruz!

İlerici Kadınlar Meclisi’nin Türkiye koordinasyon üyesi Meltem Kolgazi ile 8 Mart ve İlerici Kadınlar’ın mücadele gündemleri üzerine konuştuk. Kolgazi, iktidarın saldırısı çok boyutlu olduğunu söyledi.

Meltem Kolgazi, 8 Mart ve İlerici Kadınlar’ın mücadele gündemlerini kozmopolitik.com.tr 'ye değerlendirdi.

1- Meltem Kolgazi kimdir, bize kendinizi tanıtır mısınız?
Öğretim Üyesiyim, İlerici Kadınlar Meclisi Üyesiyim. 2010’den bu yana aktif bir şekilde kadın mücadelesinin içinde yer alıyorum. 2015 yılında İlerici Kadınlar olarak yola çıktık.

2-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için İlerici Kadınlar Meclisinin öne
çıkardığı mücadele başlığı nedir?

İlerici Kadınlar Meclisi olarak bu sene sloganımız ‘Direnerek Güçleniyoruz’. Bu sloganı seçtik çünkü kadınların önemli bir direniş sergilediğini düşünüyoruz. AKP iktidarının kadın düşmanı politikalarına, gericiliğe, eşitsizliğe ve yoksulluğa karşı direniyoruz. Kadınlar sokakta, işte, okulda, cezaevinde, evde, mahkemede var olduğu her yerde direniyor. Fakat bize göre bu direniş örnekleri bir geriye doğru gidiş değil. Kadınlar yeni bir örgütlenme döneminin öncesini
olgunlaştırıyor bize göre. O yüzden direniyoruz ve direnerek güçleniyoruz dedik. Bugün tabloya baktığımızda 8 Mart 2019’da kadınları bir araya getiren başlıklar eşitsizlik, şiddet, taciz, istismar, gericilik, işsizlik yoksulluk, kadın düşmanı yasalar ve kadın düşmanı politikalar olarak sayabiliriz ve kadınları bir araya getiren şeylerin listesi daha da uzatılabilir. Bu kalabalık liste karşısında kadınların direnişi örgütlemekten başka çaresi yok. Öne çıkan aslında kadınları yok eden ve kadınları toplumsal yaşamdan silecek bir duruma getiren başlıca sorumlu AKP iktidarından kurtuluş olmalıdır. Diğer taraftan bu yıl en çok öne çıkan AKP iktidarının ve onun politikalarının bir sonucu olarak kadınların eşitlik talebinin dahi terör olarak nitelendirilmesidir. ‘Eşitliğe inanmıyorum’ lafı bir kişisel görüş olmaktan bir devlet politikasına dönüşmektedir.

3- Türkiye’de sizce kadına yönelik en büyük saldırı nedir?
Yukarıda saydığım başlıkları yineleyebilirim ve yine bugün en öne çıkan Toplumsal cinsiyet eşitliğini terör olarak nitelendiren gruplar ve bunu politikalarıyla, uygulamalarıyla üreten ve destekleyen bir iktidar var. Kadınların en temel talebi ve insan hakkı olan eşitlik talebinden bahsediyoruz. Bugün eşitlik talep eden kadınlar yıkıcı ve terörist olarak nitelendiriliyor. Eşitlik ve yurttaşlık haklarını talep etmek sapkınlıkla eş tutularak propaganda ediliyor. Bu tablo bize kadın – erkek eşitliğinin mümkün olmadığını, erkek üstünlüğünün kabul edilmesi gerektiğini propaganda eden faşist rejimleri hatırlatıyor. YÖK başkanı toplumsal cinsiyet eşitliğini mütenasip bulmadığını ve yerine aile değerlerinin konması gerektiğini söylüyor. Kadınların eşitlik mücadelesiyle kazandıkları temel haklara karşı saldırı birçok başka saldırıyı da doğuruyor. Üstelik kapitalizm koşullarında kadınların mücadele ederek kazandığı kâğıt
üstündeki eşitlik dahi sorgulanıyor ve ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

4-Günümüzde kadınlar derin emek sömürüsünün yanı sıra kadın olmalarından
kaynaklı da birçok şiddet türüne maruz kalıyorlar. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?

2019 Türkiye’sine baktığımız zaman kadın ve erkeğin eşit olamayacağını, kadının esas varlığının anne olmak ve esas amacının yeni nesiller yetiştirmek olduğunu söyleyen, aileyi yücelten, dini ve ahlaki birtakım değerleri evrensel insan hakları üzerine koyan bir iktidar var ve bu iktidarın arkasında da bir kitle desteği var. YÖK başkanı toplumsal cinsiyet eşitliğini mütenasip bulmadığını ve yerine aile değerlerinin konması gerektiğini söyleyebiliyor. Bu politikaların toplumsal düzeyde karşılığı kadınlar için daha fazla şiddet daha fazla kadın cinayeti, kadın işsizliğinin artması, erken yaşta evlilik, eğitimden ve üretim süreçlerinden dışlanmak anlamına geliyor. Çalışma hayatındaki kadınlar için bunların yanı sıra daha düşük ücret, güvencesiz ve esnek, uzun ve kuralsız çalışma, iş yerinde şiddet ve cinsel taciz olarak tezahür ediyor.

5- 8 Mart sonrasında İlerici Kadınlar’ın mücadele gündeminde neler var?
Bundan sonraki çalışmalarınız nasıl devam edecek biraz bahseder misiniz?

8 Mart sonrası önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. Bu vesileyle kadınların hayal ettiği ve ihtiyaç duyduğu kentleri konuşacağız. Ama sonrasında önümüzde 1 Mayıs var. Hem işte hem evde çalışan emekçi kadınların gündemlerini daha fazla konuştuğumuz, kadın direnişlerini ya da kadınların öncü olduğu direnişleri konuşacağız. Emekçi kadınların haklarını, mücadelelerini ve beklentilerini tartışacağız. Düzenli olarak bulunduğumuz illerde ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Şiddet, Emek, Sosyalizm’ başlıklı bir dizi atölye yapıyoruz. Şiddet başlığındaki oturumları yapıyoruz. 1 Mayıs’a doğru emek oturumlarını yapacağız. Atölye ve etkinliklerimizi twitterdan @ilericikadin ve facebook ve instagramdan @ilericikadinlar hesaplarından takip edebilirsiniz.
Teşekkürler.