Kefen Giyerim, Tek Tip Elbise Giymem - Kozmopolitik

 Kefen Giyerim, Tek Tip Elbise Giymem

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan 6 gazeteci ile görüşerek dayanışma ziyaretlerini sürdürdü. Tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, Gökmen Ulu, İnan Kızılkaya, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu ve Oğuz Usluer ziyarette, tek tip elbise giymeyeceklerini, cezaevlerinde tek tip elbise uygulamasının başlatılmasının Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştıracağını söylediler.

“TEK TİP ELBİSE GİYMEYİZ, ADİL YARGILANMAK İSTİYORUZ”

Görüşmede tutuklu gazeteciler, mahkemede sundukları delillerin dikkate alınması durumunda özgür kalacaklarını, adil yargılanmak istediklerini vurguladılar. AKP'nin dayatmak istediği tek tip elbise uygulamasının ise Türkiye’yi demokrasi açısından geriye götüreceğini, asla tek tip elbiseyi giymeyeceklerini söyleyen gazeteciler, sözde delillere haklarında açılan davalarda yargısal bir taciz altında tutulduklarını belirttiler.

30 Aralık 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Şık, CHP’nin Adalet Kurultayı’nı önemsediğini, kurultayda hapiste olmayıp ama yine de tutuklu olan gazetecilerin durumunun da konuşulması gerektiğini söyledi. Şık, "Meslektaşlarıma şöyle sesleniyorum; 11 Eylül 2017 Pazartesi günü davamız var hatırlıyor musunuz?" diye konuştu.

“KEFEN GİYERİM TEK TİP ELBİSE GİYMEM”

16 Ağustos 2016'dan bu yana tutuklu bulunan, kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, "Silivri Dokuz Nolu Cezaevi’nden Türkiye’nin en iyi gazetesi çıkar" dedi, "insan iradesini kıran tek tip elbiseyi" kabul edemeyeceğini ekledi. Kızılkaya, şöyle devam etti:

“Tüm meslektaşlarıma selamlarımı iletiyorum. Silivri Dokuz Nolu Cezaevi’nden Türkiye’nin en iyi gazetesi çıkar. Ancak matbaamız ve bir arada olma koşulumuz yok. Şu an tek kalıyorum.. Aynı davadan yargılandığım Ayhan Bilgen ve Bekir Kaya birlikte kalıyor. Onlarla birlikte kalabilirim. Bu konuyu cezaevi yönetimine ilettim. Spora tek başıma çıkıyorum. Tanımıyorum ama spora Deniz Yücel ile çıkabilirim. Talebimin dikkate alınmasını istiyorum. Koğuşlarda kıyafet sayımı yapıldı. Kefen giyerim, tek tip elbise giymem. Tecrit koşulları yumuşasa da, suçu ne olursa olsun insan iradesini kıran tek tip elbiseyi kabul edemem. Aynaya nasıl bakacağım? Bu Nazi dönemi uygulamasıdır. İnsan onuruyla bağdaşmaz. Bu elbiseyi giyemem. Tek öğün yemeğe razıyım. Bize düşman hukuku uygulandı. Özgür Gündem’e göz dağı verilmesi için tutuklandık. Dışardaki gazeteci sayısı az olabilir ama onların sesi gür çıkıyor bize moral veriyorlar. Ben Kürt olarak dünyaya geldim. Türkçeyi sonradan öğrendim. Devlet ile meselem yok. Dünyaya Türkler ile aynı pencereden bakıyorum. Benim sorunum demokrasiyle. Devletin insan haklarına bu kadar müdahale ettiği bir sistem yeryüzünde çok az görülmüştür. İktidar Türkiye’deki halklara karşı militarist uygulamalardan vazgeçmelidir. Kendi iç barışını sağlayamayan bir ülkeyiz. Suriye’de asker konuşlandırarak kendi iç barışımızı nasıl koruyacağız? Selahattin Demirtaş’ın davasına bakacak hakim bulunamıyor. CHP Genel Başkanının tutuklanacağı ne cüretle söylenebiliyor. Türkiye toplumunun başına bir zindan örülmüş durumda. Bu baskıyla baş etmenin en iyi yolu normal bir hayata insanların devam edebilmesi. Korkuyla insanlar normal hayatlarının akışını bozarlarsa iktidarın istediği olur. En çok toprağı, konuşmayı, bir kahveye oturarak çevreyi seyretmeyi özledim. CHP’nin Adalet Kurultayı çok önemli. Gazetecilere sahip çıkmaları çok önemli. Bu kurultaya tüm mağdurlar, çingeneler, kayyum atanan belediyelerin yöneticileri, mevsimlik işçiler de çağrılsın.”

“ADİL YARGILANMAK İSTİYORUZ”

31 Ekim 2016 tarihinden beri tutuklu olan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Kadri Gürsel, savunmalarının dikkate alınmasını ve adil yargılanma istediğini yineledi:

“Cumhuriyet Gazetesi ile Sözcü Gazetesi’ne yapılan operasyon Türkiye’ye zarar verdi. Türkiye’yi yönetenlerin Cumhuriyet ve Sözcü Gazetesi’ne karşı siyasi operasyonlar başlatıp, gazetecilik dışında faaliyeti olmayanları, terör örgütüne bilerek, isteyerek yardımla suçlanmalarının ülke içinde ve dışında kendi inandırıcılıklarına büyük bir darbe indirdiğinin muhasebesini yapmalarının zamanı geldi de geçiyor. Bizim içerde geçirdiğimiz süre bir yıla yaklaşıyor. Biz adil yargılanmak istiyoruz. Savunmalarımız dikkate alınsın. HTS kayıtları temelinde savunmamı yapıyorum. Hakkımda görüşme diye iddia edilen konu bana tek taraflı gönderilmiş 85 mesajdır. Mahkeme reddi olmayan HTS kayıtlarını dikkate almıyor. Görüşme karşılıklı olan bir şeydir. Bylock iddiası asılsız ve temelsizdir.

"NAMUSLU GAZETECİLERE İHTİYAÇ VAR"

Gazetecilik, sadece demokrasilerde icra edilebilen bir meslek. Türkiye demokrasiden uzaklaştıkça gazeteciliğin elverişli koşullarda yapılması imkanı ortadan kalkıyor. Lakin bu durum demek değildir ki, Türkiye’de gazetecilik yapmak imkansızdır. Gazetecilik fevkalade riskli bir iş haline gelse de, karakteri teslim olmalarını engelleyen gazetecilerin varlığı bir biçimde devam ettiği müddetçe Türkiye için, demokrasi için umut vardır. Her ülkenin medya teknolojilerinin şartları ne olursa olsun bağımsız profesyonel ve namuslu gazetecilere ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç gelecekte de devam edecektir.

Dolayısıyla gençlere, gazeteci olmak isteyenlere tavsiyem şudur; gazetecilikte ısrar etsinler ve bu mesleği en iyi şekilde öğrenmeye olan arzularını korusunlar ki, geleceğin demokratik Türkiye’sinde ülkenin vazgeçilmez nitelikli insan kaynağından mahrum olmayalım."

MURAT SABUNCU'DAN GÜLMEN VE ÖZAKÇA MESAJI

Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, açlık grevindeki tutuklu kamu emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için mesaj gönderdi, "Bu bayramda benim için en büyük mutluluk Nuriye ve Semih'in haklarının iade edilerek hayata dönmeleri olur" diye konuştu:

“Özgürlüğü kaybedişimizin 300'üncü günü. Bunun bir demokrasi nöbeti olduğunun farkındayız. İfade özgürlüğünün sadece bizim için değil, bu ülkede yaşayan herkes için bir hak olduğunun bilinciyle mücadele etmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki günler bayram. Bu bayramda benim için en büyük mutluluk Nuriye ve Semih'in haklarının iade edilerek hayata dönmeleri olur. Hep beraber ayrıştırmadan mutlulukla kutlayacağımız bayramların özleminin içindeyim. Koğuşlarda elbiselerimiz sayıldı. Tek tip için hazırlık sürüyor. Bu bizlere giydirilmeye çalışılırsa Türkiye’de gazeteciliğin imajı çok uzun süre toparlanılamayacak. Bu Türkiye’nin kurumları için bir ayıp olacak.”