Kerestecioğlu: Katar ya da Suudi Arabistan’dan Yana Değil, Barıştan Yana Saf Tutmalı - Kozmopolitik

 Kerestecioğlu: Katar ya da Suudi Arabistan’dan Yana Değil, Barıştan Yana Saf Tutmalı

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Katar krizi ile ilgili Türkiye’ye çağrıda bulunarak, “Türkiye, Katar ya da Suudi Arabistan’dan yana değil, Ortadoğu halklarının yanında özgürlük, barış ve demokrasi cephesinin yanında saf tutmalı” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Kerestecioğlu’nun gündeminde, zeytinliklerle ilgili düzenleme, Katar krizi ve HDP’lilerin tutukluluğu vardı. Kerestecioğlu, ilk olarak açlık grevinin 91’inci gününde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya değinerek, “Dün akşam saatlerinde mahkeme, Gülmen ve Özakça hakkında hazırlanan iddianameyi kabul edip, 14 Eylül tarihine duruşma günü verdi. 50 sayfa sosyal medya paylaşımlarından örgüt yaratan zihniyet, onları ölüme terk etmek istiyor. Buna hep birlikte engel olacağız. Nuriye ve Semih’i tekrar sevgiyle selamlıyorum” dedi.

Dihaber’in aktardığına göre Kerestecioğlu, dünya gündemine oturan Katar’a yönelik yaptırımlara dair de şu değerlendirmede bulundu: “‘Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’ demişler. Sünni blokun liderliğini Katar ile birlikte sürdürerek kendince Ortadoğu’da agresif bir siyaset uygulamaya çalışan Türkiye, şimdi teröre yardım eden ülkeler kategorisine girmek üzere. Bizim için Katar’ın da Suudi Arabistan’ın da Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyada birçok masum insanın ölümüne sebep olan Hamas, El Kaide, IŞİD, Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin bir kısmına destek verdikleri açıktır. Bugün Suudi Arabistan’dan yana gözüken ABD Amerikan Kongresi’nin 11 Eylül raporundan hiç söz etmiyor. Raporda, El Kaide’nin finans kaynağının Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez’deki bağışçılar olduğu tespiti vardı. Ayrıca Suudi Arabistan’la El Kaide arasındaki bağlantıları ortaya koyan kısım gizli tutulmuştu. Bu ülkelerle ikili askeri anlaşmalar yapmak, bu ülkelerde üs kurmak gibi kirli askeri ve ekonomik oyunların içine girmemek gerekir.

Türkiye’nin bu yanlış yoldan dönmesi gerekiyor. Türkiye, Katar ya da Suudi Arabistan’dan yana değil; Ortadoğu halklarının yanında özgürlük, barış ve demokrasi cephesinin yanında saf tutmalı. Demokratik siyaset kültürü için çaba harcanmalıdır. Mezhepçi siyaset ülkemize kaybettirir, en az milliyetçilik kadar zehirlidir Mezhepçi siyaset. Bu maceraya kendini kaptıran AKP Hükümeti bir an önce bu yanlış yoldan dönmelidir. Bu mezhepçi, yayılmacı ve şeffaf olmayan politikaların sonucuna, bugün maalesef İran’a yönelik saldırılarda da acı biçimde tanık olduk. Öncelikle İran halklarına baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.

Hükümeti, Türkiye’yi benzer sonuçlarla karşı karşıya bırakacak, baştan beri sürdürülemez olan bu dış politika anlayışından vazgeçmeye çağırıyorum.”