Kılıçdaroğlu'ndan 4 Aşamalı Çözüm Önerisi - Kozmopolitik

 Kılıçdaroğlu'ndan 4 Aşamalı Çözüm Önerisi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Avrasya Sanayi ve İş Adamları Derneği ASİAD Olağan Genel Kurulu'nda açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, "Sizler iş dünyasının değerli aktörleri olarak, yeter artık demeyecek misiniz?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Evet bir sorun yaşıyoruz. Bu sıradan bir sorun değil. Sorunu değişik açılardan dile getirebiliriz. Ama bu sorunları aşmak zorundayız.

Sizi biraz geriye götüreyim, 1970'li yıllara. Türkiye, Yunanistan, İspanya, Portekiz, Güney Kore aşağı yukarı aynı düzeydeydi. Kişi başına gelirleri de aynı düzeydeydi. İtalya'nın bir parça yüksekteydi. Ve biz Güney Kore'den önce otomobil üreten bir ülkeyiz. 50 yıl sonraya gelelim. Yunanistan bizi geçti, Portekiz geçti, İtalya zaten ortada. Ve biz çok geride kaldık

Eğer biz 49 yılda az önce saydığım ülkelerin gerisine düştüysek bunun sorumlusu da siyasetçilerdir.

Siz iş dünyasının önemli aktörlerisiniz. Bir alana yoğunlaşmış durumdasınız Avrasya'ya. Yeni bir bölge. Gelecek vadeden bir bölge. Zengin doğal kaynakları olan bir bölge. Bu bölgede söz sahibi olmak istiyorsunuz. Üstelik kültürel açıdan da ilişkilerimizin giderek gelişmesi gereken bir bölge. Biz Avrasya bölgesini yıllardır ihmal ediyoruz. Hangi gerekçeyle?

İş insanı üretim demektir, alın teri döküyorsunuz. İş insanı istihdam yaratan kişi demektir. Ülkenin sosyal dokusuna, çözüm üreten kişi demektir.

Sizin önünüzde bir sürü engel var. Bunu kaldıracak olan da siyaset kurumu.

"4 AŞAMALI BİR ÇÖZÜMDEN SÖZ EDECEĞİM"

4 aşamalı bir çözümden söz edeceğim. Türkiye bu belalardan nasıl kurtulur, nasıl büyür nasıl kalkınır?

Borç alarak saygınlık kazanamazsınız ancak emir almaya alışırsınız. Borç alarak ancak tefecilere hizmet eden bir ülke yaratırsınız. Dolayısıyla sizin üretmeniz ve alın terine değer vermeniz gerekiyor. Birincisi, hukukun üstünlüğü, demokrasi. Demokrasinin olmadığı, yargının bağımsız olmadığı bir ülke gelişmez.

Ben farklı düşünüyorsam bunu o toplumun zenginliği olarak düşünmemiz lazım. Aksi halde toplum kalkınamaz. Biz şimdi, farklı düşündüğümüz için cezalandırılıyoruz.

"AYAĞINIZA KURŞUN SIKMAYIN"

Adaleti eğer görmezden gelirseniz ve benim her söylediğim kanundur derseniz Türkiye büyümez arkadaşlar. Ne yabancı sermaye gelir ne başka bir şey. Sayın Karamollaoğlu da ifade etti. Beyin göçü veriyoruz. Biz alıyoruz, yetiştiriyoruz, okutuyoruz tam verimli çağa geliyor. Türkiye yerine Hollanda'ya, Kanada'ya, Danimarka'ya gidiyor. Maliyet bize, kar onlara. Bu tabloyu yaratan kim? Siyasi anlayış. Buna artık teslim olmayın. Yani ayağınıza kurşun sıkmayın.

İkincisi üreten Türkiye. Elbette yeri gelir borçlanırsınız. Borçların çevrilebilir olması lazım. Üretmek, her alanda üretmektir. Tarımda üreteceksiniz. Net ithalatçı olduk tarımda. Fabrikada üreteceksiniz. Güçlü bir sosyal devlet olursa ülkede barış ve huzur olur.

Şimdi EYT'liler var. Yaşa takıldık emekli olamıyoruz diyorlar. Çalışın. Çalışamıyoruz diyorlar. Çalışıp prim öderlerse emekli aylıkları düşüyor. Çalışacağım daha fazla prim ödeyeceğim, emekli olduğumda daha az emekli aylığı alacağım. Akıl var mantık var. Bunu reform olarak geniş kitlelere anlattılar. Bir Allah'ın kulu çıkıp da bu nasıl reform demedi. Hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Aile sigortasını o yüzden söyledim. Aile sigortasına ihtiyaç var.

Üçüncü aşama, sürdürülebilirlik. Bunu sürdürülebilir kılmanız lazım. Bana söyler misiniz, dünya çapında kaç üniversitemiz var. Üniversiteler de artık sınıf sınıf oldu. 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf üniversiteler. Hocası olmayan üniversiteler.

Size öğrenciliğimde devrim tarihi kitabında okuduğum bir bölümü anlatmak isterim. İkinci dünya harbinden sonra Almanya.'da taş taş üstünde kalmıyor. Amerikalılar gelmişler. Amerikalı general döner Alman generale şunu der: Artık Almanya uzun süre belini doğrultamaz der. Alman General şunu söyler: Evet doğrudur Almanya'da taş taş üstünde kalmadı ama bir şeyi sakın unutmayın, Almanya'nın üniversiteleri hâlâ ayakta. Biz savaşa da girmedik arkadaşlar ne oldu böyle? Hep yanlış tercihlerde bulunduk. Davutoğlu başbakanlık yaptığı dönemde siyasi etik kanununun hayata geçireceğini söylemişti. Hayatımda duyduğum en güzel cümlelerden biriydi. Her mesleğin bir etiği var. Siyasetin işi yalan söylemek.

Sizler iş dünyasının değerli aktörleri olarak, yeter artık demeyecek misiniz? Türkiye'ye ahlaklı siyaset gerekmiyor mu? Sizler vergi veriyorsunuz. Korkudan vergim nereye gidiyor diye soramıyorsunuz.

Doğan herkes vergi veriyor, nereye gidiyor bu paralar.

Siyasal iktidara asla güven duyulmuyor. Bankadaki mevduatların yarısından fazlası dolar cinsinden. O zaman ciddi bir sorunumuz var. Ekonomik olarak Rusya'ya bağımlı hale geldik. Enerji olarak Rusya'ya bağımlılığımız yüzde 50'leri aştı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok.

Bir ülkeyi geri bıraktırmak için, bir şeyi yapmanız ihtiyaç var. İşgal etmenize gerek yok. Eğitim sistemini bozduğunuz andan itibaren o ülke geri kalır. O yüzden eğitim önemli.