Koronavirüs'ün Hedef Kitlesi Kimler? - Kozmopolitik

 Koronavirüs'ün Hedef Kitlesi Kimler?

Son zamanlarda COVID-19 pandemisi üzerine yaptığı bilgilendirici paylaşımlarla dikkat çeken Çağhan Kızıl ile Kozmopolitik.com.tr’nin sorularını yanıtladı.

Peki, Çağhan Kızıl kimdir?
Çağhan Kızıl
, Alman Helmholtz Derneği Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi'nde ve TU Dresden'de Moleküler ve Hücresel Biyomühendislik Merkezi'nde Helmholtz araştırma grubuna liderlik eden Nörobilimci ve Genetikçidir.

Pek çok alanda meraklı ve üretken birisidir. Zonguldak ve Kocaeli’nde geçen ortaöğretim, ODTÜ’de geçen üniversite ve Almanya'da geçen lisansüstü eğitimi boyunca sosyal ve siyasal alanda oldukça faal olmuştur. Bu yıllar boyunca pek çok farklı dergide, ekonomiden siyaset bilimine kadar farklı konularda yazıları yayınlanmıştır.

Epilepsi ve Alzheimer üzerine etkin çalışmaları bulunmaktadır.

9- Yine ülkemizde geçtiğimiz günlerde 65 yaş üstü tartışma konusu oldu. Ayrımcı davranışlara maruz kaldılar. Virüsün direkt olarak şu grubu etkiliyor diyebileceğimiz bir hedef kitlesinden bahsetmek mümkün mü?
65 yaş üstü; epidemiyolojik çalışmalar ve yaş grubu dağılım şunu gösteriyor; neredeyse dörtte üçü efekti olan hastalığın 60 yaş altında. Yani bu insanlar genç ve çocuklar dolayısıyla virüsü taşıyanlar bu insanlar. Fakat ölüm oranlarına baktığımızda tabii belli bir yaşın üzerindeki insanlar daha fazla ölüm oranına sahip. Ayrıca kronik hastalığı olan herhangi birisi yaştan bağımsız olarak ölüm riskine sahip. Birçok genç ise birçok sağlık personelinin bu da maalesef deneyimlediğini biliyoruz, kaybettik bu insanlarımızı. Dünya üzerinde dün Fransa'da 16 yaşında hiçbir kronik hastalığı olmayan, sağlığında bozukluk olmayan bir genç yaşamını kaybetti. Dolayısıyla çocuklar hastalanıyor, bebeklerde semptomlar görülüyor yani hiçbir şekilde bu bir yaşlı hastalığıdır demememiz lazım herkese vurabilir. Yani yüzde 6 olmasına rağmen gençler için de o yüzdeye dahil olan siz olabilirsiniz. Bu riski almamak gerekiyor, ayrıca siz herkese de yayabilirsiniz bu da büyük bir sorumluluk. Tabii kişisel olarak yani insanlar kendi başlarına evde kalmak isterlerse kalıyorlar, böyle bir bilinç oluşmaya başladı. Fakat çalışmak zorunda kalan fabrikalara giden insanlar nasıl olacak o zaten soru işareti. Yani bir hafta bile çok büyük bir sıkıntı, bir hafta bile buluyoruz kontrolsüz yayıldığından açık geri dönülmez bir hal alıyor. Çin’de yapılan araştırmalarda eğer 23 Ocak’tan bir hafta önce karantina ilan edilseydi yüzde 50'ye kadar azaltılabilir deniyor bu salgını eğer iki hafta önce ilan edilse yüzde 93'e kadar azaltılabilirdi, deniyor. Bunlar yayınlanmış makaleler bilim dergilerinde. Şimdi Türkiye ise bu süreci gittikçe uzatıyor, yani iki hafta önceye alınacak kredi kaleminden belki bu şans şanslı durumda olduğu söylenen Türkiye'yi daha şanslı bir duruma koyabilirdi. Fakat her geçen gün bu şansı yitiriyoruz ve şu anda artık zaten dünyada ivmesi en fazla olan ülkeyiz vaka sayıları artışında. Test sayımız az testleri çoğaltsak daha çok hasta çıkacak sağlık sistemimizden oldukça fazla haber geliyor ki bazı hastalar eve gönderiliyor test yapılmadan yani sıkıntılı bir süreç bizi bekliyor maalesef. Bunun şöyle dememiz lazım, yani dünyada hiçbir sağlık sistemi zaten buna hazırlıklı olamaz, böyle bir şey fakat göz göre göre önümüzde örnekler varken gereken önlemleri almamak ve bu hastalığın yayılmasını önlememek bu bilgiye sahipken kabul edilemez bir durum.