Münür Aydın’la Gündemi Konuştuk - Kozmopolitik

 Münür Aydın’la Gündemi Konuştuk

Öncelikle sizi tanımayanlar için; Münür Aydın kimdir?
Köy Enstitüsü mezunu öğretmen bir babanın oğlu olarak 1958 Erzincan’da doğdum. 6 yaşında, İstanbul Beyoğlu’na taşındık.
Pirireis İlköğretim Okulu, Kasımpaşa Lisesi’nden sonra 1982 yılında, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum.
SODEP’in Beyoğlu İlçe Örgütü kuruluş çalışmalarına katıldım. SODEP ve HP’nin birleşmesiyle SHP’nin Beyoğlu İlçesi örgütlenmesinde yer aldım.
1988 yılında SHP’nin yaptığı kongrede, Beyoğlu’ndan partinin en genç ilçe başkanı seçildim. İlçe başkanlığı döneminde, Beyoğlu, Şişli ve Kartal ilçelerinin desteğiyle parti içinde İstanbul Sol Kanat örgütlenmesine katkıda bulundum.
Parti içi demokrasinin geliştirilmesi, üyelerin haklarının ve üye hukukunun korunmasında etkin çalışmalar yaptım.
2000 yılında, TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde şube başkan vekilliği yaptım. Yine aynı süre içerisinde, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyonunu ve Emek Platformu sözcülüğünü yürüttüm.
Bu dönemde, devlet tarafından İstanbul Defterdarlığı bünyesinde kurulan Hazine Arazileri Satış Komisyonu’nda görev aldım. Komisyondaki karşı duruşuyla hazine arazilerinin rant uğruna haraç mezat peşkeş çekilmesini engelledim.
2004 – 2014 yılları arasında, İstanbul Makine Mühendisleri Odası Danışma Kurulunu yönettim.
2014 yerel seçimlerinde, CHP İstanbul Sol Kanat’ın kararı gereğince; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayı olacağım açıklandı. Ön seçim kararı olmayınca adaylık başvurusu yapmadım.
Siyasal yaşamı boyunca, sosyal demokrat partilerde ön seçimi, parti içi demokrasiyi, üyelerin hak ve hukukunu savundum. Seçimlerde ve partinin yönetim kadrolarının belirlenmesinde, üyelerin söz ve karar sahibi olmadığı adaylık süreçlerinde yer almadım.

Türkiye siyasetinin bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce 7 Haziran 2015 seçimlerini AKP’nin bir kez daha zaferle çıkması durumunda ülkeyi neler bekliyor?
Türkiye tarihine baktığımızda, solun kesintisiz olarak iktidara gelemediğini biliyoruz. Sağcı iktidarların Türkiye’yi nasıl bir açmaza soktukları ortada.
Toplum mutlu değil, geleceğinden kaygılı, işsizlik özellikle gençler arasında çok yaygın.
Ekonomi sanal rakamlarla yönetiliyor. Sanayi alanında hiçbir ilerleme yok. Yeni fabrikalar, işletmeler kurulamıyor; olanlar da borç yükü altında ezilip yok oluyorlar. Tarım ve hayvancılık ekonomik değer olmaktan çıkmış.
Halkın birikimleri yeni girişim projelerine, sanayi ve teknolojiye, tarım ve hayvancılık alanlarına sevk edilebilse hem yeni işletmeler oluşmaya başlar hem de milyonlarca işsize yeni iş olanakları yaratılabilir.
12 yıldır ülkeyi yönetenlerin yaptığı yolsuzluklar, çıkarttıkları kanunlar, işledikleri insan hak ve ihlalleri ortada. Bu yönüyle nasıl bir yaşamı savunduklarını ve kime hizmet ettiklerini her gün biraz daha gösteriyorlar. Taksim Gezi Parkı’nda yaşadıklarımız iktidarın yönetim anlayışının provası oldu. Başka söze gerek yok.
Çok acil emekten, adaletten yana duruş sergileyebilen bir ülkeyi yeniden hayal edip, yeni bir yaşamı örgütlemek zorundayız. Bunu Türkiye’de yapabilecek tek bir irade var. Toplumun yaşam standartlarını yükseltebilecek, rantçılara değil halka ve özgürlüklere hizmet edebilecek sol ve sosyal demokrat bir yönetime ihtiyacımız var.
CHP’yi de iktidarı da SOL politikalarla buluşturmamız gerekiyor
Başkanlık sistemiyle diktatörlüğe doğru sürüklendiğimiz bir ortamda, yeni bir sistemi ve yeni bir düzeni bizler oluşturacağız.
Katılımcı, tarafsız, insan hak ve hürriyetlerini merkezine koyan, iş cinayetlerin ve kadın cinayetlerinin yaşanmadığı, bireyin özgürlüğün, toplumun hak arama temelinde örgütlendiği, laiklik eksinde inançlara saygılı demokratik TÜRKİYE’yi biz inşa edeceğiz. Tüm çabamız emeğin, adaletin ve özgürlüklerin TÜRKİYE’si için.

CHP’nin ön seçim kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyaset yaptığımız arkadaşlarımızla beraber sürdürdüğümüz mücadelemizde parti içinde demokrasiyi, üyelerin söz ve karar sahibi olduğu cırcırsız, fermuarsız, düğmesiz, atamasız ön seçimi ve üyelerin hakları ve hukukunu her şeyin üstünde gördük.
İlçe başkanı, il başkanı, delegeler, parti meclisi ve genel başkan seçilirken üye yapımızı sağlıklı bulanlar, yerel seçimlerde belediye başkanlarına ve meclis üyelerine; genel seçimlerde ise milletvekili adaylarına gelince bir anda üye yapısı sağlıksız oluyor. Kendisini yönetmeye aday kişileri belirlemek isteyen üyeyi sağlıksız bulan anlayışı kabul etmemiz mümkün değil.
2014’te yaşadığımız yerel seçimlerde şartsız koşulsuz ön seçim olsaydı, bugün başka şeyler konuşuyor olurduk.
Örgüt emekçileri de yerelde ve genelde hangi adayları görmek istiyorlarsa onları özgür iradeleriyle seçebilmeleri gerekir. Sosyal demokrat partilerde ön seçim hiç tartışılmadan yapılmalı.
2015 genel seçimleri için ön seçim kararı alınması fazla kontenjan kullanıldığı için eksiktir. Ama ön seçim kararının alınmış olması son derece önemlidir. Ön seçim bir lütuf değil, örgütün bu yöndeki yoğun baskıları da belirleyici olmuştur.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da İzmir 2. Bölgede ön seçime giriyor. Kılıçdaroğlu ön seçime girerken kontenjana talip olan parti yöneticilerinin tutumları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sayın Genel Başkan göreve geldiği dönemde ifade ettiği parti içinde demokrasi, ön seçim ve üyelerin hakları ve hukuku konusundaki çıkışları hepimizi umutlandırmıştır. 2014 yerel seçimlerinde ön seçim kararlığını sergilememesi hepimizde şaşkınlık yarattı.
Koşulsuz ön seçim yapılabilmiş olsaydı hem CHP’nin hem de ülkenin demokratik değerlerle buluşmasının önü açılırdı. Sayın Kılıçdaroğlu fikirleriyle, dürüst ve ilkeli tutumuyla çok daha fazla öne çıkardı. Bu da toplumda daha fazla umut ve coşkuya yol açardı. Her şeye rağmen, parti genel başkanı unvanıyla ön seçime katılması büyük takdir toplamıştır.
Genel merkez ataması bekleyenlerle hiçbir zaman yollarımız kesişmediğinden onları halkımıza ve örgüt emekçilerimizin takdirine bırakıyorum.

CHP’nin seçim hazırlıklarını yeterli buluyor musunuz? Sizce bu seçimlerde CHP’nin %35 oy alabilmesi mümkün mü?
Parti meclisinde çalışma yapan arkadaşlarımızdan aldığım bilgilere göre, toplumun her kesiminden meslek odaları, kitle örgütleri, sanat çevreleri, ekonomi çevreleri, insan hak ve hürriyetleri alanında çalışmalar yapanlarla, eğitim, sağlık, kent, çevre alanlarında hak arama mücadelesi verenler, sendikalar ve birçok kesimden temsilcilerle yoğun görüşmeler yapıldığını ifade ediyorlar.
Buradan elde edilen fikirler doğrultusunda, 2015 genel seçimlerinde halkımıza umut ve güven veren bir CHP Bildirgesi hazırlıklarının tamamlanma aşamasında olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca, ön seçim kararı bütün örgütlerimize bir heyecan yarattığından moral ve motivasyonun oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Türkiye dinamik bir ülke. Hatırlayalım, Gezi Parkı iş makineleriyle talan edilmeye gelindiğinde, sadece 50-60 kişilik bir grup karşı koymuştu. Direnişin beşinci gününde doğanın ve çevrenin rant çetelerine peşkeş çekilmesine karşı milyonlarca insan ayağa kalktı.
Başka bir yan daha var. Ülkemizde, 17 milyon kredi kartı sahibi yurttaşımız borcunu ödeyemeyecek duruma geldi.
Geçtiğimiz günlerde, bir radyo programına katıldım. Radyoyu dinleyen bir yurttaşımız şunu söyledi:“Asgari ücretle çalışıyorum. Evliyim. Bir çocuğum var. Evim kira. Hayatım hep böyle mi geçecek” dedi. Bu yurttaşımız gibi toplumun yarısı yoksulluk sınırı altında yaşıyor.
Nüfusumuzun yarısı kadınlardan ve çoğu da gençlerden oluşuyor. Kadınların ve geçlerin temsil edilmesinde büyük bir adaletsizlik var. Ayrıca, kadınlarımızın seçme ve seçilme hakkına sahip olması yetmiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili ülkemizde çok ciddi sorunlar yaşanıyor.
Yurttaşlarımızın yaşam kalitelerini artırabileceğimiz, gelir dağılımda adaleti ve eşitliği sağlayabileceğimiz politikaları savunmak zorundayız. Solun bu kesimlerle yeniden kucaklaşmasıyla bırakın %30’ları, bize olan desteği %70’lere taşır.

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Ön seçim çalışmamız yol arkadaşlarımın ortak fikiridir. Adaylığım, savunduğumuz düşünceler çerçevesinde, kollektif bir ekibin sözcülüğü şeklinde sürdürülmektedir. Bu çalışmada yer alan bütün yol arkadaşlarımızın emekleri, katkıları gerçekten çok kıymetli.

Özgür birey, örgütlü toplum ve demokratik devleti savunanlar olarak eşitlik, adalet ve özgürlük yolunda er ya da geç umut kazanacaktır.