Psikolog Gizem Uyğur, İntiharların Olası Sebeplerini Kozmopolitik'e Değerlendirdi - Kozmopolitik

 Psikolog Gizem Uyğur, İntiharların Olası Sebeplerini Kozmopolitik'e Değerlendirdi

Psikolog Gizem Uyğur, intihara eğilimi arttıran risk faktörlerinin yok edilmesi ve koruyucu faktörlerin artırılmasının gerekliliğini vurgulayarak, eğitim çalışmaları, farkındalık oluşturma, beceri eğitimleri ve medya haberleri ile ilgili düzenlemeler yapılmasının önemine işaret ediyor.

Gizem Uygur, geçim sıkıntısı nedeniyle artan toplu intiharları kozmopolitik.com.tr 'e editörü Ayşegül Kaplan'a değerlendirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2014-2016 yıllarında Türkiye’de 9 bin 479 kişi intihar etmiş. Son süreçte de intiharlar gündemde. Bu kadar çok intihara sebep ne?
İntihar tek başına bir nedene bağlanamayacak kadar karmaşık bir olgu. Bu yüzden aslında her birey için intihar nedeni aynı olmayabilir. İntihar nedenleri toplumdan topluma değişir. Hatta bazı toplumların farklı kesimlerinde bile farklı intihar nedenleri karşımıza çıkabilir. Yaşadığımız coğrafya intihar gibi bir halk sağlığı sorununu bütünsel olarak ele almamızı gerektiriyor. Bu alanda yapılan çalışmalara baktığımızda intiharın psikolojik sebepleri arasında depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, psikoz gibi çeşitli patolojileri görebiliriz. Özellikle birey tahammül etmesi güç yaşam olaylarıyla başa çıkamayacağını anladığında psikolojik olarak sağlam kalmada zorlanabilir. Dürtüsel davranışlar da en çok bu dönemlerde ortaya çıkar. Bireyin tek başına üstesinden gelemediği için oluşan kaygı eğer bu konuda elinden bir şeyler gelebilecek insan ya da insanlar içinde görünmez olursa umutsuzluk artar. İntihar girişimlerinin diğer nedenleri olarak; ekonomik sorunlar, göç, toplumsal dayanışma azlığı gibi sosyoekonomik sebepler de gösterilebilir. Bunun en yakın örneği Japonya’daki büyük ekonomik kriz dönemidir. Halkın borçlar ve işsizlikten kaynaklanan sorunları intihar vakalarında artışa neden olmuştu. O dönem Japonya’da sadece 1 yıl içerisinde 30 bini aşkın intihar vakası kayda geçmişti. Ekonomik kaygılar nedeniyle sosyal hayattan geri çekilme, gelecek kaygısının oluşması, yoğun stres nedenlerindendir. Bütün bu psikolojik ve sosyolojik sebepleri incelediğimizde intiharların aslında politik bir zemininin de olduğunu görüyoruz.

İntiharı en aza indirmek için sivil toplum kuruluşlarına, sağlık kurumlarına, kuruluşlara, devlete ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Durkheim intiharı bütünüyle toplumsal bir olgu olarak ele almıştı. Toplumsal yapıdaki olumlu ve olumsuz her gelişme intihar için risk faktörleri üzerinde söz sahibidir. Bu böyle olunca elbette başta devlet olmak üzere her birimizin bu konuda sorumlulukları var. Öncelikle tek başına psikolojik sorunları neden olarak göstermek intiharı toplumsal zemininden uzaklaştırmaktır. Asla çözüm değildir, çözüm olamaz! Birey işsizlikle, ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken ruh sağlığı desteği onun için tek başına yeterli olmayabilir. Somut bir gerçeklik varsa eğer üstünü kapatmayı, her şey yolundaymış gibi davranmayı bırakmak gerekiyor. Çünkü hala bir yerlerde bu gerçeklikle bire bir temas halinde olan müdahale edilmeyi bekleyen bir risk grubu var. Devletin bu durumda öncelikle bireylerin refah seviyesini iyileştirmesi gerekir. Ruh sağlığı uzmanları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte psikolojik sağlıklılığı destekleyecek çalışmalar yapılması da hayatidir.

Medya intihar haberleri konusunda çok eleştirildi. İntihar haberlerinin dili neden bu kadar önemli? Haberleştirme esnasında nelere dikkat edilmeli?
Travmatik her haberin dili okuyucu kitlesi için önemlidir. Kaldı ki intihar haberlerinde intihar eden kişiyle aynı süreçlerden geçen okuyucuların da olduğu unutulmamalıdır. İntiharı romantikleştiren, kutsallaştıran, gizemliymiş gibi gösteren ifadelerden kaçınılmalıdır. Haberin dilinde intihar için ‘‘son çare, çözüm, cesaret’’ gibi olumlayıcı ifadeler kullanılmamalıdır. İntihar yöntemi, intiharla ilgili görseller ve ayrıntılı bilgiler verilmemelidir. Bunlar yerine intihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek sorunlar (felç, beyin hasarı, vs.) anlatılmalıdır. İntihar düşüncesi olan bireylerin ulaşabilecekleri kurumlar, tedavi süreçleriyle ilgili bilgiler verilmelidir.

İntihar eğilimi olan bireyler için bizler neler yapabiliriz?
Erken fark edilen intihar eğilimlerinin büyük bir çoğunluğu teşebbüse geçmeden önlenebiliyor. Bizim bu konuda doğru bilgiye sahip olmamız çok önemli. Bu konuda hem ülkemizde hem de uluslararası düzeyde hazırlanmış çevirisi yapılmış kitapçıklar mevcut. Bunlardan herhangi birine mutlaka ulaşmalı ve okumalıyız. Yakınımızda bir yerlerde bu yardıma ihtiyacı olabilecek biriyle karşılaştığımızda öncelikle o kişiye zaman ayırmanız önemli. İntiharı düşünüp düşünmediğini sormak gerekiyor. Bu soruyu sormak kişi için riskli değildir aksine böyle bir düşünceyi biriyle paylaşabilmek onu rahatlatır. Bireyin yaşadığı zor süreci anladığınızı söyleyin ama ona asla gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayın. Yaşadığı sorunları onu yargılamadan ve sorunlarını önemsizleştirmeden dinleyin. Sorunlarını başka sorunlarla kıyaslamayın. Tavsiye vermek yerine çözüm yollarını birlikte araştırmak onun süreci için çok kıymetli bir adım. Sorunuyla ilgili uzman desteğine ihtiyacı olup olmadığını sorun. Bu alanda yetkili uzman kişilere birlikte ulaşmayı sağlayın. Türkiye’de maalesef hala işlevsel bir intihar acil yardım hattı yok bu nedenle 7/24 ulaşılabilecek hat 112 Acil ve 155 hattından yardım talebi alınabilinir. Daha uzun süreli psikolojik destek için Türk Psikologlar Derneği ve Türk Psikiyatristler Derneği ile iletişime geçilmelidir.