Uğur Dündar, Sözcü Tv Yayınını Kaç Kişinin İzlediğini Açıkladı - Kozmopolitik

 Uğur Dündar, Sözcü Tv Yayınını Kaç Kişinin İzlediğini Açıkladı

Uğur Dündar'ın sunduğu, Sözcü TV ekranlarında ilk kez yayınlanan Halk Arenası programının konuğu İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu.

Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Bugün sayenizde uzun zamandır Beylikdüzü'nde vakit geçiremiyordum sayenizde burada vakit geçirdim. Sözcü'nün bu ilk yayınında size eşlik etmenin keyfini yaşıyorum. Evimizde sizi ağırlamış gibiyim. Annem babam da burada. Tam ev gibi oldu.

UĞUR DÜNDAR - Siz İstanbul'un ilk seçilmiş belediye başkanıyken elinden mazbatası alınan siyasetçi oldunuz. YSK, dün İstanbul seçimlerini yenileme kararının, iptal kararının gerekçeli uzun açıklamasını yaptı. Bu gerekçeli açıklama 250 sayfayı buldu. Benim çok değerli kardeşim, Sözcü gazetesinin yıkılmaz kalemlerinden sevgili Yılmaz Özdil, bu kararı değerlendirirken Twitter'dan şöyle bir mesaj paylaştı. "YSK, 250 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı. Ancak ilk 250 sayfada gerekçe yok"

Şimdi ben sayın başkan rica ediyorum şöyle koltuklarımızın altına bakalım, belki buradadır gerekçeli karar. Unutulmuştıur. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

EKREM İMAMOĞLU - Birkaç düşüncem var. Birincisi, biz tabii gerekçeli karar beklerken gerekçesiz karar geldi. Hiçbir gerekçe yok. Bana bu uzun sayfalar dolusu kararın hatırlattığı şey şu, edebiyat dersine bazen hazırlanmadığım zaman kompozisyondan imtihana tabiysek edebiyat öğretmenimizin gözüne girmek için bir konuyu yazar dururduk, konuyu da bilmiyorsak. Tabii kocaman bir zayıf not alırdık öğretmenimizden. Eğer konuya hazırsak bir paragraf yazardık. Saygıdeğer edebiyat öğretmenlerimiz bize 10 verirdi. Dolayısıyla bu rapora hem halkımız tarafından hem vicdanlar, hem içinde hukukun minnacık kırıntısı olan insanlar tarafından kocaman bir sıfır.

Tabii, beklentilerimizi büyütmüş değildik. Biz bu arkadaşlardan, o bir avuç insandan, o insanların katlettiği demokrasi sürecimizden, yarattıkları travmadan dolayı edindiğimiz tecrübe dolayısıyla kendilerinden ekstra bir fayda beklemiyordum. Bu bir şaşkınlık yaratmadı. Toplumun hiçbir kesiminde yaratmadı, doğalmış gibi karşıladık. bu insanlardan böylesi beklenirdi.

Çokça söylenecek şey var bu raporla ilgili. Genel Başkan yard. açıklamalarda bulundu. Ben bazı kısımlarıyla ilgili notlar aldım. Paylaşmak isterim.
250 sayfalık raporun ilk 12 sayfası sadece AKP'nin itiraz dilekçesinin özeti, devam eden 84 sayfa YSK'nın yazışmaları, -az önce dedim ya tembel öğrencinin edebiyat dersinde yazdığı sayfa- daha sonra ilçe seçim kuruluna yazılan yazılar, daha sonraki sayfalar yine tespitler. Bu şekilde sayfalar dolduruluyor. Geriye sadece 12 sayfa kalıyor. 7 üye, 17 gün boyunca sadece 12 sayfalık bir rapor düzenlemiş aslında. Ve içi bomboş. İçinde hiçbir şey yok. Yani 7 üyenin ne bulduğuna bakmayın, hukuk adına hiçbir şey göremeyeceksiniz. Demiş ki 108 sandıkça sayım döküm cetvellerinde eksikler var. 18 sandıkça sayım döküm cetvelleri boş, çok büyük mesele. YSK, sayım döküm cetvelleriyle ilgilenmez, YSK'nın tarihinde böyle bir şey yok, bununla ilgilenmez.

Burada ilginç bir hatırlatma yapacağım, Sayın cumhurbaşkanı, Sayın Yıldırım, "çetelelerle büyük oyun ve tezgah var" dediler. "Çok oy çaldılar" dediler. Çetelelerdeki eksikliklerden bahsedilen 108 sandıkta, daha sonra kamu görevlisi olmayan 754 sandıktan bahsediliyor ya, ne olması lazım? O 108 sandıktan sadece 9'u bu 754 sandığın içinde. 108 sandıkça büyük tezgah var diyorlar. Bir de 754 sandıkta seçimin iptal sebebi diyorlar. Kamu görevlileri yokmuş. Sadece bu çetelelerde eksik olan 9 sandık, 754 sandıkla örtüşüyor.

Komedi, ayıp, yazık, günah. Büyük tezgaha bak. Kime oy çıktığı belli. Bence bunun skeçleri yazılacak.

Bir şey daha. Bugün Yaşam Vadisi'nde dolaşırken bu kamu görevlileri konusu, bir genç arkadaş yanıma yaklaştı kucağında bebeği var. Dedi ki "senden özür diliyorum sayın başkan", "niçin" dedim. Bizim yüzümüzden seçiminiz iptal olmuş dedi. "Ben sözleşmeli öğretmenlerden birisiyim kamu görevlisi değilim" dedi.

"Yürekten de inanıyorum ki kazanacaksınız" dedi. Ben de, dedim ki "hep birlikte kazanacağız, hiç kimse dışarıda değil"

Şu tarifi önemsiyorum, kesinlikle 16 milyon İstanbullu demokrasi adına 82 milyon Türkiye insanı, milletimiz. Kaybedecek olan o bir avuç insan.

Sayıları çok küçük ama kafanızda o avucun içine kim sığacaksa onu koyabilirsiniz sorun yok. Kim varsa. Ama inanın bir avuç. Sakın gözünüz korkmasın.

Niye diyorum bunu, konuştukça konuşun kardeşim. Herkes konuşsun.

Bu ülkenin insanları, bazen konuşmazsa anlayın ki ağırlığındandır. Mağrurdur, ağırlığındandır. Günü gelir öyle konuşur ki. Herkes konuşsun. Bu ülkenin her daim konuşan insanları var onu biliyorum. Ben toplumun her kesimi konuşsun istiyorum.

UĞUR DÜNDAR - Sizin seçilmiş Büyükşehir Belediye başkanı olmanıza karşın mazbatanızın elinizden, hukuk oyunlarıyla alınmış olması hem bir mağduriyet duygusu yarattı, buna karşın sizin üslubunuzu bozmamanız, birleştirici yaklaşımınız insanlarda müthiş bir motivasyon yarattı. Bu programı TV ekranlarından izleyemeyecek miyiz? diyorlar. 90 yaşında bir kadın diyor ki "hayır bunu internetten izleyeceksiniz ben bu sayede internete girdim"

EKREM İMAMOĞLU - Çok önemli bir soru bu. Uzun uzun anlatmak gerekir ama kısa ve öz bir özet yapmaya çalışayım. İstanbul halkı çok birikimli, çok değerli bir insan kaynağı var burada yaşayan. Bunun potansiyelinin açığa çıkması lazım. Buna fırsat tanıyan, adaleti yönetim anlayışından eksik etmeyen bir İstanbul var etmemiz lazım. Bu çok mümkün.

Birkaç unsur bile adaleti hissettirebiliyor. Sosyal medya üzerinden belediyemizin meclisini İstanbul halkıyla paylaştığımızda gördük ki, insanlar büyükşehir belediyesinin kendilerine ait bir kurum olduğunu ilk defa hissettiler yıllar sonra ilk defa.

Bana dediler ki "ya mecliste çoğunluk değilsin, istediklerini nasıl yapacaksın?" dedim ki "bence siz farkında değilsiniz öyle bir olacak ki, siz İstanbul halkının gerçek çoğunluk olduğunu hissedeceksiniz ve orada oturan her meclis üyesi "biz temsilciymişiz kendimize çekidüzen verelim" demek zorunda kalacaklar"

Şeffaf bir İstanbul yarattığınızda, ortaya koyduğunuz her şeyi vatandaşın izlediğini gördüğünüz anda ben bile olmasam mecliste, gördünüz söylediğim her şeyi geçirdiler.

Kürsüde ben oturmasam da gölgemiz yetti. Öğrenci indirimleri, 85 liradan 40 liraya inen abonman ücreti. Şeffaflık, adil bir İstanbul.

İnsanlarına eşit davranan, İstanbul'un bütün nimetlerini kent halkına yaygınlaştıran bir İstanbul. Kesinlikle yeşil bir İstanbul.

Doğaya saygı duyan, İstanbul'un geçmişine maneviyatına sahip çıkan bir İstanbul. Elbette yaratıcı bir kent olması lazım İstanbul'un. Bilimle uğraşan, sanatla, kültürle uğraşan rengarenk bir İstanbul. O yaratıcı ruhları, dünyaya "biz merkeziz" diyebilen bir İstanbul var etmemiz gerekiyor. Bunu var etmek için bütün fırsatlar var. Uzun zamandır belediye başkanı yoktu o da geldi. En büyük güvencem İstanbul halkı.

UĞUR DÜNDAR - Şöyle bir atmosfer var. Büyük bir mağduriyet yaşadınız. Seçilmiş başkanın elinden mazbatası alındı. Siz zaten seçilmiştiniz, şöyle bir yorum yapılıyor. Bu mağduriyet de aldığı oyların üstüne eklenirse nasılsa İmamoğlu açık farkla bunu kazanabilir. Bu tehlikeyi de içinde barındırıyor. Rehavete kapılma riskini doğuruyor. AKP bunu yapıyor. 31 Mart'ta sandığa gitmeyenleri götürmeye, daha önceki seçimlerde bu partiye oy vermişken sonra fikrini değiştirip size oy verenleri geriye döndürebilmek için çok yoğun bir çaba içinde. Zaten başka türlü seçimi de kazanma durumu ortaya çıkamaz. Siz bu handikapı aşmak için ne yapıyorsunuz?

EKREM İMAMOĞLU - Bütün motivasyonumla çalışıyorum. Bunun ötesinde dün İstanbul'da yine seçime doğru nasıl davranacağımızı, nasıl diyalog kuracağımızı anlattığmız bir buluşmamız oldu.

Herkesin maksimum sorumlulukla bu sürece sıkı sıkı sarılması gerektiğini anlattım. İki ittifak partisiyiz. CHP ve İYİ Parti.

Bu çok önemli bir süreçtir, bakın sandık meselesi ve bir belediye başkanlığı meselesidir. İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı seçiyoruz. Daha önemli bir durum var, demokrasi mücadelesi veriyoruz. Demokrasi mücadelesi herkese lazım.

AKP'ye MHP'ye, İYİ Parti'ye HDP'ye hepsine lazım.

AK partili dostlarım yarın benim partim olsun ben de o partide siyaset yapmak istiyorum diyorsa, bu süreç bir demokrasi sürecidir gelin aramıza katılın. Çünkü bu seçimde bir demokrasi gaspının cevabı verilecek. Yarınlarda bu ülkede bir seçim yapılabilecek mi yapılamayacak mı, onun cevabı verilecek. Bu kadar önemli bir seçim. Ben herkesin bu bilinçle hareket etmesini istiyorum. Bu söylediğim sözler inanın AKP'lilere, MHP'lilere diğer siyasi partilere herkese ait.

Bu süreçte bana yol arkadaşlığı yapan herkes kucaklamak mecburiyetindedir. Herkese bu bahsettiğim süreci anlatmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyle münakaşa etmeden, çatışmadan herkese güzel ifadelerle süreci anlatmak zorundadır. Yüzü asıl seçim propagandası yapan, karşısındaki insanı yaralayarak bu sürece benim adıma çalışmak isteyen, kötü söz kullanarak sürecin içinde olan, karşısındakini küçümseyerek siyasi söylemlerde bulunan benim yol arkadaşım değildir.

Niye o adaya oy verdin? falan. Kardeşim vermişse vermiş. Benim derdim bir avuç insanla, başka hiç kimseyle değil. Türkiye'nin demokrasiyle olan sınavı da o bir avuç insanla.

Bu insanları ben tanıyorum siz de tanıyorsunuz. Biz mücadele veriyoruz. Demokrasiye sıkıntı verilmiştir. Hakkımız gasp edilmiştir.

Bütün bunlar yaşanmıştır ama Türkiye herhangi bir Ortadoğu ülkesi değildir.

Bütün dünya bilsin ki biz demokrasiyle buluşacağız. O bakımdan asla rahatlık yok rehavet yok.

Havalar ısındı, yok tatil yok bayram. Bayramda gideceğiz, büyüklerimizin elini öpeceğiz, dualarımızı edeceğiz ama sağlıklı sıhhatli İstanbul'a geleceğiz, gelirken de arkada kimse kalmış mı ona da dikkat edeceğiz.

Bu herhangi bir seçim değil.

O bakımdan hiç rehavet yok, tam aksine tam kararlı şekilde göreceksiniz on binlerce insanın sandığa kilitlendiği, on binlerce avukatın sandık sandık görevlendirildiği ve inşallah sıfır hatayla, o bir avuç insana hiç fırsat vermeden bu süreci bitireceğiz.

UĞUR DÜNDAR - Şu anda bizi 250 bin kişi izliyor