2. Cumhuriyetin İlanı - Burak Yıldırım - Kozmopolitik

Biz naif solcular sık sık ''tarihin hızlı aktığı şu günlerde'' tabirini kullanmayı severiz. Muhafazakar merkeziyetçilerin milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyması gibi bir şey bu. Sevgili solcu arkadaşlar geride bıraktığımız 1 ay için bu sözü bu sefer rahatlıkla kullanabilirler. Resmi olarak 2. Cumhuriyet'e geçtiğimiz bu süreç bizi başka bir geleceğe götürecek belli ki.

Darbe girişimi öncesinden bahsetmek gerekirse; hatırlayabildiğim kadarıyla en son cumhurbaşkanının olmayan diplomasını konuşuyorduk, Suriyelilere vatandaşlık verilip verilmeyeceğini tartışıyorduk. Ancak 14 Temmuz ve öncesine dair ne varsa artık tamamen hafızalarımızdan kitlesel olarak silindi. Kinci bir intikam çağrısı ile değil haklı bir adalet arayışıyla yakaran bizler her gün farklı bir adaletsizliğin sorumlusunun FETÖ olduğunu öğreniyoruz.

En başta şunu bir kabul etmek gerekiyor. Bu bir darbe girişimiydi ve başarısız olmak için planlanmış bir darbe girişimiydi. İlk dakikalarında bazı permalı teyzelerimizin Kadıköy caddelerden geçen tankları alkışladığı bir darbe girişimiydi. Bu durum CHP'yi suçlu yapmaz, hemen celallenmeyin; bu durumun analiz edilmesine dair bir çağrı olarak yorumlayın.

Darbe gecesi Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul Atatürk Havalimanı VIP salonunda oturmuş televizyon izliyor. Yanında il başkanı Cemal Canpolat da var. Devlet Bahçeli'nin canlı yayına bağlayıp darbeye karşı koyma çağrısı yaptığı yayınları izliyor. Cumhurbaşkanının Facetime çağrısını izliyor. Birisi, ilk darbenin basın açıklamasını okuyan Alparslan Türkeş'in kurduğu siyasi partinin bugünkü lideri; diğeri de her darbede güçlenen Siyasal İslam'ın cumhuriyet tarihindeki en büyük lideri. Bu ikisi darbeye karşı direniş gösterirken her darbenin mağduru olan solcuların siyasi parti liderlerinin yaptıklarına bakalım.

Kemal Kılıçdaroğlu, havalimanından birkaç partilinin sağduyusu sayesinde kurtarılıp Bakırköy belediye başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evinde televizyon izlemeye devam ediyor. Saatler sonra yarım ağızla yapılmış darbe karşıtı bir açıklama yapılıyor. ''Bizi niye dışlıyorsunuz'' diye ağlayan Selahattin Demirtaş'tan eresi gün haber alabiliyoruz. Ben HDP hakkında yazmaktan sıkıldım, daha fazla eleştirmeyeceğim, kendi seçmenleri bile ters giden şeylerin farkına vardı artık.

Darbeci generaller ''en fazla 100 tane yürekli komünist sokağa çıkar, onları da sinek gibi ezeriz diye düşünüyorduk, bu kadar ciddi bir sivil direniş beklemiyorduk'' diye ifade verirken memlekette 100 tane yürekli komünist de kalmadığını öğrenmiş olduk. 1 haftalık iç kavga ve toplantılardan sonra birer sayfalık bildiriler yayınladılar sağ olsunlar.

Olayların en sıcak anında Atatürk Havalimanı'na inen Kemal Kılıçdaroğlu darbe başarılı olsaydı hapise atılacaktı belki de karambolde vurulacaktı. Bunun yerine televizyon izleyip beklemeyi tercih etti. Giriş kapısını kapatan bir tankın üstüne çıkıp CHP'lileri sokağa ve direnişe çağırmak aklına bile gelmedi. ''Bu ülke tarihindeki tüm darbeler bizlere yapıldı, bu darbe başarılı olursa iktidardakilerin ismi değişir ama zihni değişmez, bizi ise yine faşizm yumruğu bekliyor, tüm solcular birlik içerisinde darbeye karşı sokağa çıkmalıdır ve hatta savaşmalıdır'' diyemedi Kemal Kılıçdaroğlu. Siyasi hayatı boyunca ilk kez kahraman olmaya bu kadar yaklaşmışken olan bitenler soğumuş, iktidar OHAL kararnameleri ile 2. Cumhuriyet'i  kurmuşken, kahraman olma riskini alamayan Kemal Kılıçdaroğlu Yenikapı mitingine katılma riskini aldı. Tüm katılımcılarına en az bir defa hakaret edilen demokrasi mitinginden bahsediyorum.

Ergenekon ve Balyoz davalarında gizli tanıklık eden HDP'liler, Barış Süreci'nde iktidar ortağı olan HDP'liler ilk başta vermedikleri darbe karşıtı tepkileri şimdi de medya karartması nedeniyle veremiyorlar. Onlarınkisi artık patolojik bir vaka oldu. 2. Cumhuriyet'te muhatap alınmadıklarından daha fazla şikayetçiler. Darbe girişimi olmuş, solcular karşı çıkmamış, iktidarın eski payandası Siyasal İslam cephesinde iç savaş çıkarmış; HDP'nin pek de umurunda değil. Tüm eleştirileri muhatap alınmamaları.

Açık bir şekilde görülüyor ki her zaman olduğu gibi batı dünyası Türkiye'ye kendi istediği şekli vermek istedi. Bu girişim ile amaçladıklarına da ulaştıklarını söylemek abes olmaz. Artık tüm dünyada marjinalize edilmiş, blöf yapabilmek için bile Rusya gibi bir ayıyla yatağa girmekten çekinmeyen, son derece korkak bir iktidar ülkemizde diktatörcülük oynuyor. Tek hamlede ortadan kalkacak kadar zayıflamış AKP iktidarı ile karşı karşıyayız artık. Yıllardır bahsettiğimiz sona geldik, dünya egemenleri 2. Cumhuriyet'i AKP'ye kurdurdu ve bununla birlikte AKP'nin misyonu bitti, tasfiyesi başladı.

Aklı başında bir iktidar ve iktidar olma iddiası bulunun vicdanlı muhalefet liderlerinden bahsedebilecek olsaydık Yenikapı Mitingi ile ilgili birçok hayal kurabilir ve birçok şey anlatabilirdik. Artık Batı'ya karşı bir duruş sergileyebileceğimizi, bu ülkenin bu ülkeden yönetileceğini iddia edebilirdik. Ancak görünen köy kılavuz da istemiyor.

CHP'ye geri dönecek olursak. 2. Cumhuriyet başka bir siyaset tarzını dayatacak. Kimlikler üzerinden taraflaşmış toplumumuzun kendi tarafındakilere oy vermesi saçmalığı artık ortadan kalkacak. CHP kendisine bir yer bulmak istiyorsa bunun tek yolunun Yenikapı Mitingi'ne gelen milyonlarca emekçinin desteğini almaktan geçtiğini görmelidir. Zira şu anda sağ şerit son derece tıkalı ve doluyken sol şerit bomboş durmaktadır. Bu şeritten son derece hızlı biçimde ilerlenmelidir. Bu politikayı izlemenin yolu sadece genel başkanı değil tüm partiyi değiştirmekten geçmektedir. Tüzük ve program değişiklikleri çok acil ihtiyaçlardır. Cemaatçi, liberal, feodal tüm kadrolar gerekiyorsa sopalarla tasfiye edilmelidir.

Yakın gelecekte burjuva partisinden gerçekten bir halk partisine dönüşmemiz için başka fırsatımız olmayacak. Köprüden önceki son çıkışımız bu olacak.