Amerikan Seçimlerinden Bize Ne Diyemeyiz - Tarkan KONAR - Kozmopolitik

Abd seçmenine dair, "Abd seçimlerinden bize ne" diyemeyiz.

Sistemin kalbinde olanlar genele etki eder.. Zincirleme bir iktisadi sisteme sahip olan emperyalizme ilişkin güncel analizleri oradaki seçmen eğilimleri hesaba katılmadan yapılamaz.

Şahin, beyaz ve cumhuriyetçi bir iktidar sonrası "güvercin, demokrat ve hatta siyah" bir dönemin gelmesi akabinde bugün yine anglo-cumhuriyetçi bir dönemin başlamış olmasını balans teorisinin klasik işleyişi olarak yorumlayabiliriz veya etki-tepki deriz.. Çok da yanlış değil. Lakin dönemin benzerlikleri ile ikinci dünya savaşı öncesinin benzerlikleri arasında küresel olarak bir analoji kurmak gerekir.

Rahat yaşayan, eğlence, bilişim, sinema, finans gibi sektörlere dayanan eyaletlerde demokratlar iyi oy alırken maden, tarım, otomotiv, demir-çelik gibi reel sektörlere dayanan "emekçi" eyaletlerde cumhuriyetçiler daha iyi oy aldı..

Siyâset sahnesinde solun kendini iktidar alternatifi olarak (hedefleri, ittifakları, stratejisi ile) sunmadığı yerde gidişata ve sorunlara karşı tepkinin milliyetçi/muhafazakâr ve güce yedeklenen bir biçimde ortaya çıkması, sağı konsolide etmesi ve iktidara taşıması yani popüler anlamda ve abd seçimlerinde netleşen biçimde "garibanın trilyonere oy verdiği" sonuçlar olması kaçınılmazdır.. Ve elbette sonuç olarak kendi celladına oy veren halk daha kapitalist uygulamalar neticesinde bilinçlenmek yerine kaderine! boyun eğer..

Ne tarihte ne bugün, ne abd de ne burda sorun asla gerçeği! göremeyen halkta, yolsuzluk, cinayet, sömürü, hırsızlık karşısında korkan ve susan halkta değildir! Sorun ona umut ve güven veremeyen iktidara talip olmayan, eleştiri ile yetinen sol siyasettedir..

Bugün de tıpkı 2.paylaşım savaşı öncesi gibi insanlar, kitleler öfkeyi milliyetçi-dinci sağ siyasette örgütlemektedir. Bu onların suçu değildir, hayat zorlaştıkca benzer olanların öteki olana karşı, onu yok ederek bir hayatta kalma / türü sürdürme mücadelesi vermesi insanın en doğal, ilkel iç güdüsüdür. İlk topluluklardan kabilelere, imparatorluklardan ulus devletlere kadar bu böyle sürdü..

Peki artık insan "ben" yerine "biz" diyebilecek bir iktisadi, ilmi, ahlâki noktaya gelmedi mi? Bu ilkellikten neden çıkamıyor? Aslında insanlığın bugün elindeki birikim bunu aşmasına rahatlıkla yetebilir ancak kapitalizm ve sınıflı toplum sürekli bireyi ilkel olana mecbur bırakarak kendini ayakta tutuyor.. Bu bir kısır döngü, kendini barbarlığa doğru evrilten bir kısır döngü.. Faturayı bugün sağa değil sola kesmeliyiz, Herkes işini yapıyor, biz hariç!