Devran Tam Olarak Dönecek Mi? Göreceğiz… - Can POYRAZ - Kozmopolitik

Kartlar hep yeniden karılır. Hele Türkiye’de bu süre daha da kısadır.

Ergenekon ve Balyoz operasyonları başladığında çekimser ve meraklı yaklaşımımız davalar devam ederken şüpheci ve sorgulayan bir noktaya evrilmişti. Uzun tutukluluk süreleri, sahte deliller, yargılamanın adil olmadığı kaygısı bir süre sonra davalarda yargılananların beraatı ile beraber yok olmuştu. Tahliye sırasında birçok kişinin aklına gelen tek bir soru vardı “devran ne zaman dönecek”..

AKP’nin 2002 yılında başlayan iktidarı öncesine dayanan cemaat dostluğu 17-25 2013 Aralık yolsuzluk operasyonlarıyla yerini zaten karşılıklı taarruza bırakmıştı. Çok geçmedi. Tahliyeler daha birinci yılını doldurmadan AKP – Cemaat kavgası daha da büyüdü. Cemaatin yayın organları, finans ağı ve devlet içi yapılanmasındaki hatlar iyice gerginleşti. AKP Hükümeti açığa almalar ve emekliye ayrılmalar yaşatsa da cemaati devletin içerisinden temizleyecek adımı atamadı.

Ta ki 15 Temmuz 2016 Cuma akşamına kadar…

Aslında hiçbirimiz cemaatten böylesine bir atak, böylesine bir şuursuzluk beklemiyorduk.

15 Temmuz 2016 Cuma akşamı ordu tüm Türkiye’de yönetime el koymak için sokağa çıktı. Boğaz köprüleri tanklarla kapatıldı, karakollar basılıp polislerin silahlarına el konuldu, MİT ve Polis Özel Harekat binaları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. 260’a yakın vatandaş hayatını kaybederken 1000’in üzerinde de yaralı vardı. TSK’ya ait uçaklarla TBMM’yi bombalayacak kadar gözü dönmüştü darbecilerin.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın halkı sokağa çağrısı, polislerin darbeci askerlere direnmesi ve en önemlisi demokrasiden yana askerlerin darbecilere karşı mücadelesi ile okyanus ötesi amaçlar uğruna başlayan kalkışma önlendi.

Darbeci askerler başta olmak üzere, FETÖ güdümünde hareket ettiği düşünülen devlet çalışanları, finans merkezleri ve gazeteciler gözaltına alındı. Birçoğu tutuklandı. Operasyonların siyasi ayağı ise henüz başlamadı.

Ardından bir dizi önlemler alındı.. Askeri okullar kapatıldı, kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı, kışlaların önüne belediye araçlarından set çekildi, uçakların ve helikopterlerin bataryalarına, tankların ise anahtarlarına el konuldu.

Ergenekon ve Balyoz davaları ile içeri alınan askerlerin yerine terfi ettirilenlerin büyük bir çoğunluğunun ve Erdoğan’ın en yakınındakilerin bile darbeye teşebbüs etmesi  alınan önlemlerin yeterli olduğunu fikri doğurmadı. Darbecilerden boşalan kadrolara Ergenekon ve Balyoz davaları ile mağdur edilen askerlere yeni görevler verildi birçoğunun ise rütbeleri yükseltildi.

Gelinen noktada hükümet ve muhalefet partileri devlet içerisinde çokça yayılan bu yapıyla mücadele kararlılığında. 15 Temmuz’dan günümüze yaşananları sulandıracak adımlar atılsa da hepimizde sorumluların yargılanması ve en ağır cezalara çarptırılması beklentisi bulunmakta.

Kartların yeniden karıldığı, devranın döndüğü söylense de darbe yaşansaydı devleti yönetecek kadroların kim olacağına ilişkin soru işaretleri yerini korumakta. Özetle darbe teşebbüsü soruşturmasının en önemli aşaması tamamlanmış değil. Darbe ve dikta karşıtı milyonların AKP ve Erdoğan’ın muhalefete dostane yaklaşımının ne kadar daha devam edeceği yönünde bir fikirleri yok. Neredeyse tamamı bu dostane havanın uzun sürmeyeceği yönünde düşüncelere hakim. Anlaşılan 3 aylık ilan edilen OHAL’in bitimine kadar tedirginlik devam edecek. Ve bu sürenin daha başındayız. Kartlar yeniden karıldı, devran döndü demek için çok erken.