Duvarların Arkasında Hayat Var - İlayda Koçoğlu - Kozmopolitik

Dünyanın hemen hemen her yerinde LGBTİ+ bireyler her zaman bir mücadele içerisinde olmak zorundalar ne yazık ki bu mücadele çoğu zaman insanın en temel hakkı olan yaşam hakkı üzerine olmakta.

Ancak öyle bir gün var ki, LGBTİ+ bireylerin direnişinin resmileştiği gün olarak kabul edilir.

Her yıl haziran ayının sonu tüm dünyada ‘’onur haftası’’ etkinliklerine sahne olur ve bu yönde birçok kutlama yapılır. Bu haftanın son günü ise yapılan coşkulu yürüyüşlerle kutlamalar sona erdirilir. Bu etkinlikler ve yürüyüşler 1969 yılında yaşanan StoneWall ayaklanmalarının anısına istinaden gerçekleştirilmektedir.

İkinci dünya savaşı sonrası Amerikası’nda LGBTİ bireyler ABD Dışişleri Bakanı Müşaviri James E. Webb tarafından “Aleni sapıklık eylemleri ile ilgilenen kişilerde normal insanların duygusal istikrarının eksik olduğuna genel olarak inanılmaktadır” diyerek LGBTİ+ bireyleri şantaja meyilli oldukları gerekçesiyle fişlemiştir. Bu fişlemeler beraberinde  1947 ile 1950 arasında eşcinsellik şüphesinden dolayı 1700 federal iş başvurusu reddedildi, 4380 kişi ordudan ihraç edildi ve 420 kişi hükûmet işlerinden atılmasını getirmiştir.

1950’ler ve 1960’lar süresince Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve polis teşkilâtlarında bilinen eşcinsellerin, en çok uğradıkları müesseseler ve arkadaşlarının listelerini oluşturdu, ABD Posta Hizmeti, eşcinselliğe ilişkin maddelerin gönderildiği adreslerin kaydını tuttu ve sonrasında devlet eşcinsellere hizmet eden barları mühürleyip, müşterilerini tutuklayarak yerel gazetelerde kötülenmelerini sağladı.

Tüm bunların yanında devlet, LGBTİ+ bireyleri şehirlerden temizlemek adına sahilden, barlardan, mahallelerden ve parklardan kovmaya devam edip, kamusal alanlarda LGBTİ+ bireylerin aşağılanmasına devam etti. 1952’de Amerikan Psikiyatri Birliği eşcinselliği, bir sosyopatik kişilik bozukluğu olarak Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM) listesine ekledi. 1962’de yapılan ayrıntılı bir çalışma, bozukluğu travmatik veli-çocuk ilişkilerinden dolayı karşı cinse karşı hissedilen patolojik, gizli bir korku olarak tanımlayarak onun listede yer almasını gerekçeledi. Bu görüş tıp mesleğinde çok yaygın ve etkiliydi. Bununla birlikte 1956’da Evelyn Hooker, bir çalışmada kendini eşcinsel olarak tanımlayan erkeklerin mutlulukları ve iyi ayarlanmış mizaçlarını, heteroseksüel erkeklerinki ile karşılaştırıp herhangi bir fark bulamadı. Onun çalışması tıp toplumunu afallattı ve Hooker, birçok gey erkek ve lezbiyen için kahraman oldu; ancak eşcinsellik 1973’e kadar DSM’den kaldırılmadı.

Bundan 50 yıl önce Stonewall’da gerçekleşen olaylarda ise polis her zaman ki gibi LGBTİ bireyleri taciz etmek için bir barı bastı. Ancak her zamankinden farklı olarak o gün uygulanan şiddet üzerine barın önünde kalabalık toplandı ve olaylar polislerin kontrolünden çıktı. Artık LGBTİ bireyler baskılara karşı sessiz kalmıyordu.

Stonewall protestosunun ardından geçen altı aylık süre içerisinde LGBTİ+ haklarını savunan üç gazete yayı hayatına başladı. Birkaç yıl içerisinde yeni dernekler kurulmaya başlandı.

Tarihteki ilk onur yürüyüşü Stonewall protestosunun ilk yıldönümünde düzenlendi. 1970’ten bu güne her yıl Haziran’ın son haftasında düzenlenen Onur yürüyüşü bu protestonun anılması anlamını taşımaktadır.

Ülkemize yüzümüzü döndüğümüzde ise ne yazık ki iç açıcı bir tabloyla karşılaşmamaktayız. En coşkulu yürüyüşlere ev sahipliği yapan İstanbul’da son birkaç yıldır ne yazık ki Onur Yürüyüşü valilik tarafından yasaklanmakta. Henüz bu sene ne şekilde bir karar çıkacağı belli değil.

LGBTİ+ bireyleri çalışma ve sağlık hakları gibi temel haklar konusunda sıkıntılar yaşamakta. Trans cinayetlerinde ülkemiz Avrupa’da birinci sırada.

Bu yaşanılanların ve gelinen noktaların hepsi ne yazık ki devlet politikaları ve siyasette izlenen kullanılan dil yüzünden yaşanmakta. Politikacıların kullandıkları ayrımcı dil toplumda nefret suçuna dönüşmekte.

Bizlerin bu suçlara engel olmak için yapabileceği bu ayrımcı dile karşı birleştirici bir dil kullanıp her birimizi farklılıklarımız ve yönelimlerimizle birlikte kabul edip omuz omuza yol almaktır. Her şeyin çok güzel olacağı günler yakında.