FAİLİ MEÇHUL BİR HUKUK DEVLETİ - Doğuşcan Aydın AYGÜN - Kozmopolitik

Faili meçhul denilince ülkemizde yaşayan her yaştan insanın aklına 90’lı yıllar gelir. Bu yıllar ülkemizde sistematik olarak faili meçhul olayların yaşandığı karanlık bir dönemdi. Bu dönem, failleri ortaya çıkarılmamış, yargılanmamış bir sürü hayat hikayesini barındırmaktaydı.

Ülkemizde bu Cumartesi 703. Haftasına girecek “Cumartesi Anneleri” toplanmaları dikkat çekici bir örnek. Artık “Cumartesi Anneleri” kavramı “Cumartesi İnsanları” kavramına evrilmiş durumda çünkü faili meçhullerin anneleri, anne olan eşleri yaş aldılar, çocukları büyüdü ve bugün torunları hak arayışına devam etmektedir. Böylesi bir örnek ne yazık ki ülkemizde ve bu insanlar hak arayışına devam ediyor.

Devam ediyorlar çünkü bir kısmı hala meçhule giden yakınlarının cenazelerini bulamadılar, bir kısmı buldu ancak failleri bulamadılar bir kısmı failleri de bulmalarına rağmen hukuki olarak ceza almalarını sağlayamadılar. Bir ülkede hak ihlali terditli olarak devam etti “Cumartesi Annelerine- Ailelerine – İnsanlarına” ve bu ailelere karşı hak ihlali devam ediyor.

<<<<<<<<<<>>>>>>>>>><<<<<<<<<<>>>>>>>>>><<<<<<<<<<>>>>>>>>>>

Faili meçhul vakıalarında ortak özellikler vardır. Mesela mağdurlar genel olarak ya sistem karşıtıdır ya da bir yolsuzluğu-haksızlığı-gizli ilişkileri ortaya çıkarma ihtimali vardır ve devlet kurumları aydınlatılmasını hiç istemez.

Bu çerçevede özellikle gazetecilik faaliyeti nedeni ile suikast sonucu öldürülen birçok basın mensubu olduğu söylemek gerekir. Türkiye açısından baktığımızda bu süreç Hasan Fehmi Bey’in 6 Nisan 1909 yılında vurularak öldürülmesi ile başlar, Hasan Fehmi Bey ilk basın şehidi olarak adlandırılmaktadır. Döneminde iktidar olan İttihat ve Terakki Partisi’ni sert eleştirmesi nedeni ile saldırıya uğramıştır.

1 Şubat 1979 Abdi İPEKÇİ, 11 Nisan 1980 Ümit KAFTANCIOĞLU, 7 Kasım 1989 Sami BAŞARAN – Kamil BAŞARAN, 7 Mart 1990 Çetin EMEÇ, 4 Eylül 1990 Turan DURSUN, 20 Eylül 1992 Musa ANTER, 24 Ocak 1993 Uğur MUMCU, 8 Ocak 1996 Metin GÖKTEPE, 21 Ekim 1999 Ahmet Taner KIŞLALI, 19 Ocak 2007 Hrant DİNK suikast sonucu öldürülen basın emekçilerinden bir kısmı, daha birçok isim var bu hazin listede.

Bu isimler arasında Uğur MUMCU o güzel fotoğrafta masasında yazdığı gibi özellikle yolsuzluk üzerine ve devlet içerinde ki hukuka aykırı ilişkiler üzerinde araştırmaları ileön plana çıkmaktaydı. Bunun dışında Siyasal İslamcılık, PKK, İsrail ve ABD devletinin ülkemizdeki operasyonları üzerine birçok araştırma yapmış, yazılar ve kitaplar yayınlamıştır. Sakıncalı Piyade, Rabıta, 12 Eylül, Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925, Mossad ve Barzani önemli eserlerindendir. Her ne kadar Meclis Araştırma Komisyonu baskısı ile bir yargılama süreci başlatılmış olsa da gerçek anlamda failleri hala belli değildir. Türkiye de UMUT operasyonu denen süreçte fail olarak önce İslami Hareket Örgütü sonra Kudüs Ordusu Savaşçıları belirlendi ve bir yargılama yapıldı ancak gerçek failler hiçbir zaman mahkemeye çıkartılmadı. Ardında birçok soru ile failler ve sorumlular hala serbest.

Özgür Gündem yazarı Musa ANTER Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırıda sol bacağına iki, kalbi ve kafasına birer kurşun sıkılarak öldürüldü. JİTEM eski elemanı itirafçı Abdülkadir Aygan Anter'in, kendisinin de içinde bulunduğu tim tarafından öldürüldüğünü söylemiştir. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda, Anter cinayetinin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından planlanıp uygulandığı yer almıştır. Bu suikast hiçbir zaman aydınlatılmamıştır ve AİHM Türkiye’ yi sözleşmenin 2. maddesi'nin iki kere ihlal edildiğine ve Anter Ailesi'nin mahkemeye etkin başvuru hakkının elinden aldığı gerekçesiyle AİHS'in 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM “Musa ANTER’ in yaşam hakkını koruyamaması” nedeni ile Türkiye’yi suçlu bulmuştur.

Metin GÖKTEPE Evrensel Gazetesi muhabiriydi, genç ve mücadeleciydi. 1996 yılında Ümraniye Cezaevinde öldürülen mahkumların cenazelerini haber yapmak için gittiği Alibeyköy’de herkesin gözü önünde gözaltına alındı ve kolluk görevlilerinde dövülerek öldürüldü. Metin GÖKTEPE cinayeti önce gizlenmek istendi, “duvardan düştü” beyanları kullanıldı. Davası güvenlik nedeni ile önce Aydın’a ardından Afyon’a taşındı. GÖKTEPE Davası, 28 Eylül 2000’de beş polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve “faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Yargıtay’ın bozmasından sonra bir polis memuru 20 ay hapis ve 5 ay kamu hizmetlerinden uzaklaştırma cezası aldı. 19 Aralık 2000 yılında yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası ile ceza alan 5 polis 1 yıl 8 ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Metin GÖKTEPE’ nin ablası Meryem ve arkadaşları hala “Metin’i Kim Öldürdü?” sorusunu sormakta ve sorumluların gereken cezaları almadıklarına inanmakta.

Ülkemizde faili meçhul bırakılmış birçok gazeteci suikastı var. Kamuoyu baskısı ile faili meçhul olması engellenen Metin GÖKTEPE yargılaması yapılmış ancak ADALET sağlanamamış, Hrant DİNK suikastında ise soruşturma ve kovuşturmasında gibi süreç içerisinde değişen bir yargılama söz konusu.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün verilerine göre, yürüttükleri araştırmalar veya gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla öldürülen gazetecilerin sayısı küresel ölçekte gittikçe artmaktadır.

Malta’da DaphneCaruana GALİZİA ve Slovakya’da Jan KUCİAK geçtiğimiz bir yıl içerisinde AB sınırları içinde suikast sonucu öldürüldüler.

DaphneCaruana GALİZİA ülkesinde ilk kadın köşe yazarı ve ilk kadın blooger olarak tanınıyor. Araştırmacı gazetecilik faaliyeti ile Malta ülkesinde ki yolsuzluk ve kara para aklama faaliyetinin üzerine gitmiş, Panama Belgelerinde yaptığı araştırma ile Malta Başbakanı Joseph MUSCAT ve eşini Panama Belgeleri Skandalına karışmakla suçlamıştır. DaphneCaruana GALİZİA 19 Ekim 2017 yılında arabasına konan bombanın patlatılması ile öldürülmüştür. 3 kişi davada yargılanıyor ancak yargılama Türkiye de geçmişteki suikast yargılamalarını andırmakta.

Jan KUCİAK 21 Şubat 2018 yılında evinde nişanlısı ile birlikte silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Jan KUCİAK İtalyan mafyası ve üst düzey siyasetçilerin yolsuzluğu üzerine bir araştırma yapıyordu.

<<<<<<<<<<>>>>>>>>>><<<<<<<<<<>>>>>>>>>><<<<<<<<<<>>>>>>>>>>

Faili meçhul vakılar, ülkelerin Hukuk Devleti olma iddiaları önünde ki en büyük engellerdendir. Faili meçhullerin olmadığı, gerçeklerin peşinden giden gazetecilerin ve araştırmacıların güvende olduğu bir sistemin tesisi gerekmektedir. Bu sebeple toplumu oluşturan tüm bireylerin özellikle gazeteciler, sivil toplum liderleri, akademisyenler, siyasiler, yazarlar, hukukçular ve aktivistlerin faili meçhuller üzerinde durması gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Cumhuriyetin niteliklerini şöyle ifade eder;

“II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. “

Devamında farklı maddelerde hukuk devletine önemi vurgulamaktadır, şöyle ki;

V.  Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

III. Siyasi partilerle ilgili hükümler

A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma

Madde 68 – (Değişik: 23/7/1995-4121/6 md.)… Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”

Anayasamızda ki bu düzenlemeler ülkemizin Anayasal olarak Hukuk Devleti olan bir Cumhuriyet olduğunu ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin hukuk devleti tanımından birisi , “yönetilenlere en güçlü, en etkin ve en kapsamlı biçimde hukuksal güvencenin sağlanması, tüm devlet organlarının eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması” şeklindedir. Bir hukuk devletinde hukuka uymak vatandaşlar ve devlet için zorunludur. Hukuk devletinin etkisinin güçlenmesi için faili meçhullerin aydınlatılması ve faillerinin hukuka uygun olarak yargılanması, hak ihlallerinin yaşanmaması ve ifade özgürlüğünün korunması için mücadele etmeliyiz ancak o zaman Faili Meçhul Bir Hukuk Devletinden söz edilemez ve Anayasal Düzen korunmuş olur.