Öğrenilmiş Erkeklik - İlayda Koçoğlu - Kozmopolitik

Yazıya başlamadan önce belirtmek isterim; unutulmamalıdır ki erkek doğulmaz, erkek olunur. Sosyal ve kültürel kodlar çocukluktan yetişkinliğe bize toplumsal cinsiyet rollerini öğretir. Erkek olmak için nasıl davranmalı, neler yapmalı bunlar hep sosyalizasyonla birlikte erkeklere ve kadınlara dayatılıyor. Bu kalıpların dışına çıkanlar aslında bir nevi hegemonyayı yıkmış oluyor ama dışına çıkamayanlar erkek gibi erkeğin şiddet uygulamasını doğal gördüğü için bugün tüm gerçekliğiyle ve vahşiliği ile karşı karşıya olduğumuz kadına karşı topluma karşı şiddetin unsurları oluyorlar. 

Bugün özellikle iktidar politikaları şiddeti ve istismarı normal sayan söylemleriyle hali hazırda var olup değiştirilmesi gereken kodları daha da perçinler duruma getirdi. Hegamonik erkeklik, ataerkil iktidardan en fazla payı ve dolayısıyla imtiyazları elde etmesi bakımından toplumsal cinsiyet hiyerarşisinde en üst basamağı işgal eder. İktidar, söylemleri ve uygulamalarıyla hegamonik erkekliğin en üst basamaktaki yerini daha da sağlamlaştırır durumdadır bugün.

Bu hafta yaşadığımız iki olay bizlere tekrardan öğrenilmiş erkeklik gerçeğini gösterdi. İlki babası tarafından erkek arkadaşı olduğu gerekçesiyle katledilen genç bir kadının annesi ile karşımıza çıktı. Şeyma Yıldız’ın annesi yaptığı açıklamada kızını kendinden çalan erkeği suçlu bulmuyor, sahip olduğu hastalığın bu vahşete yol açtığını iddia ediyordu. Yıllardır süregelen politikaların filizleri bu açıklamanın her ayrıntısında gizli. Bütün yatırımların üç büyük şehirlere yapılıp, Anadolu’nun sahip olması gereken temel haklardan mahrum bırakılması sonucu ortaya çıkan eğitimsizlik, kadınlara öğretilen erkeklik ne ararsak bu açıklamanın alt metinlerinde gizli.

Bir diğer olay ise, Özgür Duran isimli erkeğin kız arkadaşına karşı uyguladığı şiddeti engellemek isterken çıkan arbedede Özgür Duran’ı öldüren Kadir Şeker vakası. Olayın ardından ifade veren Ayşe D.’nin söylediklerini birçok kişiyi şaşkına uğrattı. Kendisine şiddet uygulayan, 19 ayrı suçtan sabıkası bulunan erkek arkadaşının arkasında duruyordu.

Bu iki olaydan sonra hegemonyacı erkeği tekrar açmak, açıklamak istiyorum. Erkeklik standartları kültürden kültüre göre değişir, ancak değişmeyen tek ortak nokta vardır o da erkeğin, kadından üstün olduğu düşüncesi. Gamze Deniz Bianet’te yayımlanan yazısında şöyle der; ‘’ erkek sözü, ataerkil toplumlarda her zaman iyiyi, doğru olanı, üstün olanı ifade etmek için kullanılır. Cinsin bitip, cinsiyetin başladığı noktayı kestirmek güç ama sonuçta, bir cinsiyet olarak erkeklik, her zaman özenilecek ve doğru olana yönelik bir kavram olarak sunulur.’’ Toplumlarda her ne kadar bir dönüşüm söz konusu olsa da ne yazık ki hegemonik erkeklik her zamankinden güçlü durumda. İktidarlarda bu politikanın destekleyicisi konumundaki erkekler bulunmakta. Bu politikalar neticesinde bu iki olayda söz konusu olan iki kadının ifadesi aslında elini kirletmeden ataerkillikle işbirliğine giren suç ortaklarıdır.

Peki, biz bu ataerkil durumla nasıl mücadele ederiz? Aslında baktığımızda ülkemizde ve dünyada kadın mücadelesi çok önemli mevziler kazanmış ve kazanmaya devam etmekte olan bir pozisyonda. Özellikle ülkemizde iktidarın kadınlara karşı bu kadar sertleşmesinin sebebi kadınların dik ve onurlu duruşunu baskılama amacındandır. Bu noktada yapılması gereken açıktır; öğretilmiş toplumsal cinsiyet rollerine boyun eğmeyen erkeklerle birlikte bu kodlara ve politikalara karşı birlikte mücadeledir. 

Anaerkilden ataerkil düzene geçişten sonra kadınların ikinci sınıf olarak görülmeye başlanması nasıl bu iktidar ve erkekliğini seven erkeklerle olduysa toplumlara eşit düzene geçirmek bizim ellerimizdedir.