Rabia Naz Vatan'a Ne Oldu? - İlayda Koçoğlu - Kozmopolitik

Bundan yaklaşık bir yıl kadar önce ne yazık ki acı bir şekilde tanıştık Şule Çet ile. Ankara'da bir
plazanın 20.katından atlayarak intihar ettiği haberleri yapıldı. Hatta öyle ki annesini kaybetmiş olan
Şule'nin zaten psikolojisinin iyi olmadığı ve doğum gününde hayatına son verdiği yazıldı. Ancak
daha sonra ortaya çıktı ki bu sadece yazılan bir hikaye ve uydurulan kılıftı, gerçek çok farklıydı.
Şule Çet, patronu Çağatay Aksu ve patronunun arkadaşı Berk Akand'ın cinsel saldırısına maruz
kalıp, plazanın 20.katından atılmıştı. Üstüne üstlük kanında uyku yapan ilaca da rastlanmıştı. Yani
Şule, patronu tarafından gayet planlı bir saldırı sonucu cinayete kurban gitmişti.
Olayın intihar değil cinayet olduğu ortaya çıktıktan sonra öğrendiklerimiz ise herşeyi daha korkunç
hale getirmişti, getirmeyede devam ediyor.

İlk başta öğrendik ki Şule'nin vücudundan alınan örnekler adli tıpa geç gönderilmişti ve olağan
şüpheliler ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Soruşturma dosyasına adli tıp raporunun
dahil edilmesiyle birlikte Şule'nin ters ilişkiye zorlandığı, kanında ilaca rastlandığı ve vücudunda
boğuşma izlerine rastlandı. 9 parmağının altında erkek derisine rastlanmıştı ve bu derilerin DNA'sı
patronu Çağatay'ın DNA'sı ile uyuşuyordu. Şüpheliler hakkında tutuklanma talebiyle cezaevine
gnderildiler. Ancak bu davadaki skandallar bu kadarla kalmadı. Haziran ayında ölüm nedeninin
kesin tespiti için İstanbul Adli Kurumuna numunelerin gönderilmesi kararı verilmişti lakin
numuneler Eylül ayında gönderildi. Dosya giderek şüpheli hale geliyordu. Numunelerin geç
gönderilmesi, delillerin karartılma çabası suçluları aklama girişimi olarak yorumlandı. Bu sırada
Şule'nin ailesi adaletin sağlanması için seslerini sosyal medyadan duyurmaya çalışıyordu. Sosyal
medyada büyüyen tepkiler bir kamuoyu baskısına dönüştü ve 3.gözaltı sonucu şüpheliler Çağatay
Aksu ile Berk Akand tutuklandı. Tutuklanmalarıyla birlikte Çağatay Aksu'nun kolundaki tırnak
izlerinin ilk muayenede doktor tarafından rapora işlenmemiş olduğu ek olaral plazaya içki dolu
poeştlerle girildiği velakin olay yerinde herhangi bir içki şişesine rastlanmadığı ortaya çıktı.

Deliller karartılmaya çalışılmıştı.

Şule Çet cinayetinin geçtğimiz günlerde görülen davası aslında kadın haklarının ne kadar
geriletildiği ve kadın olmanın giderek ne kadar zorlaştığının emsali niteliğindeydi.
Bir sonraki duruşma 15 Mayıs'ta Ankara'da görülecek. Arkadaşımız, kardeşimiz, çocuğumuz için
orada olacağız.

Gelgelelim geçen yıl Nisan ayında yaşanan olaya.

11 yaşındaki Rabia Naz evinin önünde ağır yaralı olarak bulunuyor. Hastaneye kaldırılıyor, ne yazık
ki kurtarılamıyor. İntihar olduğu kanısına varılıyor ancak aile bu duruma ikna olmuyor.
Rabia bulunduğunda sol ayağında atardamar kesiği mevcut lakin bulunduğu noktada kan izine
rastlanmıyor. Yüksekten düşmeyle oluşması gereken bulguların herhangi birine de rastlanmıyor.
Dahası okuldan dönen Rabia'nın çantası ilk başta kayıp, bulunamıyor, saatler sonra çantası daha
önce aranan terasta herkesin görebileceği bir noktada bulunuyor. Tanıklar o sıralarda siyah bir
arabanın hızlıca geçtiğinden bahsediyor bunun üzerine baba oto yıkamacıya gidiyor ve o gün araba
yıkanıp yıkanmadığını soruyor gelen cevap ise siyah bir dobloyu yıkadıkları ve sahibinin telaşlı
tavırlar içerisinde olduğu yönünde oluyor. Baba Şaban Vatan kendi çabalarıyla elde ettiği bu bilgiyi
emniyetle paylaşıyor. İlerleyen süreçte baba ambulans kamera kayıtlarının silindiğini öğreniyor.
Aylar süren mücadele sonu Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Bölümünden otopsi talebinde
bulunuyor ve rapor sonucu kızının yüksekten düşme sonucu değil muhtemelen araba çarpması
sonucu öldüğü açıkça raporlanıyor. Tüm bu gelişmelere rağmen soruşturma ilerlemiyor ve baba tek
başına siyah doblonun peşine düşüyor. Araştırmaları sonucunda aracın Eynesil Belediye
Başkanı'nın yeğeni tarafından kullanıldığını öğreniyor.

Her ne sebeble bu soruşturmanın ilerletilmediği gizemin hala koruyor. Aynı Şule Çet davasında
olduğu gibi Rabia Naz'ın ailesi de sesini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışıyor. Lütfen,
yarınını düşünen kimse bu seslenişe karşı duyarsız kalmasın. Küçük bir kız çocuğunun ölümünün
altındaki sır perdesi açığa çıksın ve suçlular cezasını bulsun.

Tekrar buradan soruyoruz RABİA NAZ VATAN'A NE OLDU?