Şeytanın Aklı - Eren EGE - Kozmopolitik

15 yıldır milletinin ne istediyse verdiği Cumhur'un başı, ekonomik krizi atlatmak için yastık altındaki dolarları çıkarın dedi ve Güçlü Türkiye için Başkanlığın şart olduğunu söyleyerek meclisteki kâğıttan kaplanlarına salıverdi. Başta Başbakan olmak tüm yetkili yetkisiz ağızlar konu üzerine başladılar konuşmaya.

Bakanı da konuştu, “Başgan’ı” da. Hepsi Milli İradeden korkmayın diyorlar ama HAYIR diyecek kişilere de. “Eğer HAYIR dersen, FETÖ’cü, PKK’lı, terörist, Üst Aklın uzantısı vb. yaftaları yapıştırarak aslında kendilerinin ne kadar korktuklarını açık şekilde ele veriyorlar.

Dostlarım;

Bu memleketi yıllardır tek başlarına yönetiyorlar. Ancak sanki kendileri yönetmiyormuş gibi “İstikrar için başkanlık gerek” diyerek oyuna yeni bir boyut kattılar ve asıl amaçlarının rejim olduğunu net bir şekilde ortaya koydular. Bu ülke de 15 yıldır istikrarı sağlayamayan ve her ortağı tarafından kandırılan bir güruha bu halkın inanması için bana bir sebep söylermisiniz? Kaldı ki bugün herkese yapıştırdıkları yaftaların hepsiyle yıllardır stratejik ortaklıklar yapmadılar mı? Habur’dan halaylarla teröristleri alıp, çadır mahkemelerinde yargılayıp hemen salıvermediler mi? “Her türlü MİLLİYETÇİLİĞİ ayaklarımızın altında aldık” demediler mi? “TÜRK değil, TÜRKİYELİ” demediler mi? Bayrağımıza kadar uzanıp “TÜRK BAYRAĞI nedir yahu? Devlet Bayrağı deyip geçin.” Demediler mi?

Bugün gelinen noktada “Memleket patinaj yapıyor, bir an önce bu bataktan kurtulup yola devam etmeliyiz.” diye mikrofonlardan nutuk atanlar, aslında bu süreçte yürütecekleri referandum kampanyasının patinaj yapacağının farkındalar ve bunun için harıl harıl ne yapacaklarını düşünüyorlar.

Çünkü karşılarında “Bu defa başka” diyen daha kararlı bir kitlenin olduğunun farkındalar ve bu konuda yeni bir strateji uygulayarak bu direnci kırmak istiyorlardı. Tam da bu günlerde ellerinde bulunan tanınmış soytarıları sahaya sürme fikri çok önemliydi ve bir şeyler yapmak için sırada bekleyen bir sürü isimleri de zaten vardı.

İşte bu konuda biçilmiş kaftan olanlardan biri, idealleri arasında “birileri el verirse” TFF Başkanı olmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan, NTV'den yılda 1.6 Milyon $$ DOLAR $$ (TL ₺ değil )  kazanan, Türk Futbolunun Şeytan lakaplı topçusu Rıdvan Dilmen, hemen kameralar karşısına geçti ve “#BenDeVarım ya sen diye sordu?”

Türk futbolumuzun medar-ı iftiharı, Para eşittir milli takım dendiğinde akla gelen ilk isim, yılda ortalama 11 Milyon “$$ DOLAR $$” kazanan ve hayatını yurtdışında devam ettiren, FC Barcelona'da kenarda ısınmaktan top toplayıcılarla kanka olan Arda Turan İspanya'da ki havuzlu, saunalı lüks villasından hemen Şeytan Abisini yanıtladı ve “Güçlü Türkiye için bende varım ya sen diye sordu??”

Çağrıyı hemen alan ve Türkiye için binlerce kilometreden kendisinin de var olduğunu söyleyen isim hepimizin tanıdığı birisiydi. Türkiye’ye geldiğinde otobüs şoförü tartaklayan, eşini döven, kıymeti kendinden menkul sanan bir ne oldum budalası paragöz Burak Yılmaz, sanki daha bir kaç ay önce para için Türkiye Milli takımını satanlardan biri de kendisi değilmiş gibi “Güçlü Türkiye için Bende Varım, ya sen?” diye sordu.

Cevap genç kızların sevgilisinden geldi. O da yürüyen çarkına çomak sokturmak istemezdi, inanmadığı bir konuda fikrini beyan eden sanatçıların başına neler geldiğini çok iyi görüyordu. Murat Boz, daha bu yaşta bunu göze alamazdı. Daha birçok ses yarışması programında şaklabanlık yapacak, memleket yanarken saçını tarayıp parasını kazanacaktı. Önce can sonra canandı. Hem çukayı sağlama aldıktan sonra ne olacaktı ki kendisine. Bir pasaport bir uçak biletine bakardı bu işler. Hoppp uçar gider, hayatını başka bir memlekette devam ettirirdi. O sebeple “Güçlü Türkiye için Bende Varım.” dedi hiç düşünmeden memleketini ve onun şarkılarını dinleyen binlerce hayranını…

Silsile böyle uzuyor ve birçok kişi videolarla “Ben de Varım” diyor.

Bunu diyenlerin tamamına bakıyorum da, hepsinin tek bir ortak özelliği var. Hepsinin bir eli yağda, ötekisi balda ve hepsinin kişisel ikballeri, memleketinin yarınlarının önünde gelen isimler ve inanın hiçbirisi bu ülkeyi çekildikleri fotoğrafta “Acaba nasıl çıktım?” diye düşündükleri kadar düşünmüyorlar. Hepsi bir şekilde mevcut iktidarı elinde bulunduranlara yalakalık yaparak, bir noktaya ulaşan veya ulaştıkları yerde tutunmaya çalışan kimlikler…

Şimdi bu bir eli yağda bir eli balda olan, bazıları memleketinde bile yaşamayan veya bir hal karşısında pır diye memleketten uzayabilecek insanlar, “Türkiye için Bende Varım” kampanyasını yaparak bu memleketin omurgası olan, ayın sonunu zor getiren, pahalılık karşısında cebindeki parası her gün biraz daha eriyen halka diyorlar ki;

“15 senedir bu ülke AKP ile iyi yönetilmedi, gelin şimdi yine EVET deyin ve tek adamlı, partili başkanlık sistemi memlekette var olsun ve bir daha sana hiç Evet mi? Hayır mı? diye sorma gereği dahi duymadan bu ülkeyi gelecek olan başkan istediği yönetsin.”

Bu yapılanlar bir tahakkümdür!

Hayır diyeni hain ilan etmek, Hayır diyecekleri güçlü bir ülke istememekle itham etmek, parayla oynayan ve Trakyalıların tabiriyle “Kapılarında bir domuzu eksik” olan medyatik şaklabanların işsizlik, geçim sıkıntısı ve ekonomik darboğazla boğuşan halka evet de geç videoları iletmesi baskıdır, tahakkümdür.

Kısacası dostlarım, cebinde parası olan, aman bizim düzen bozulmasında vatandaştan banane diyerek halkı kandırmaya çalışıyor. Keşke kişisel korkularınızla değil de, inanarak bu kampanya videolarınızı hazırlasaydınız.

Sonuç olarak ben bu kampanyayı yapan bu arkadaşlara kendi adıma şükran borçluyum. İyi ki yaptınız bu kampanyayı!!

Sayenizde #HAYIR'a olan inancım daha da büyük...