Tek Adamlık İslam’a Aykırı Mıdır? - Onur Alp YILMAZ - Kozmopolitik

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, aykırıdır. İslam bir yüksek akıl dinidir. Bir mantık dini olarak İslam; tek adamlığı, buyurganlığı, zorbalığı, cehaleti vb. tüm kavramları reddeder. Bunların yerine; meşvereti (danışma), düşünmeyi, hoşgörüyü, bilgiyi vb. insanı, toplumu ve İslam’ı ileriye taşıyacak olan bütün kavramları ise destekler ve kabul eder.

Hz. Peygamberin (asm.) Meşverete Verdiği Önem

Yemen asıllı bir sahabe olan Ebu Hureyye Resulullah’ın her zaman meşveretten yana olduğunu şu şekilde açıklamıştır:

“İnsanlardan ashabıyla istişare edenlerin içinde, Resulullah’tan daha fazla arkadaşlarıyla meşveret eden birini görmedim.” (1)

Örneğin Bedir Savaşı’ndan evvel, ordusuna emir verdikten sonra, ashabından Hubab b. Münzir sorar: “Ya Resulullah, buraya yerleşmemiz bir vahiyle midir? Yoksa sizin düşünceniz midir?” Resulullah kendi düşüncesi olduğunu söyleyince, Hubab su olan bir yere yerleşmenin daha doğru olacağı fikrini sunar. Resulullah bu fikri benimser ve uygular. (2)

Bu örnekten anlaşıldığı üzere Resulullah’ın peygamberlik yönü ve insanı yönü birbirinden ayrıdır ve çevresi tarafından (ashab) da böyle algılanmıştır. Peygamberlik yönü sorguya kapalıdır ancak insani yönü ile verdiği kararlar sorguya açık olmuştur. Resulullah insani kararlarından her zaman ashabını dinlemiş, danışmış ve sonrasında kararını vermiştir.

Ayrıca Resulullah bir milletin hataya düşmemesinin tek yolunun da meşveret olduğunu şöyle belirtmiştir:

“Müşavere eden kavimler ancak işlerinin en doğrusuna erişirler.” (3)

Kur’an Meşvereti Emreder

Yazının en başında söylediğim gibi, İslam buyurganlığı ve cehaleti değil; düşünmeyi, danışmayı ve bilgiyi emreder. Bilgilenmenin ve doğruyu yapmanın en kritik adımlarından biride şüphesiz istişaredir. Tek başına, istişare etmeden alınan kararlar yüzünden (FETÖ gibi) toplumca çok büyük bedeller ödedik, ödüyoruz. Yıllarca muhalefetin bütün uyarılarına kulak tıkayanların yaşadıkları şey “kandırılmak” değil bile bile lades yapmaktır. Ayrıca iktidar sahiplerinin, muhalefetin söylediklerine biraz da olsa kulak asmak için demokratik değerlere falan da öyle çok inanmalarına gerek yoktu. Yalnızca Resulullah’a Uhud yenilgisinden sonra gelen emre uymaları yeterliydi:

“Onlarla meşveret et.” (4)

İşin özü, içinde istişare olmayan her türlü keyfilik ve bilginin ürünü olmayan her türlü yönetim ya da karar İslami değildir. Peygamberimiz (asm.) insani yönüyle aldığı tüm kararları tartışmaya ve sorgulamaya açarak, kendi kararlarını bir nevi denge ve denetlemeye açmıştır. Peygamberimiz (asm.) dahi böyle bir uygulamaya gitmişken, yetkileri tek elde toplayan, pratikte denge ve denetlemenin mümkün olamayacağı bir anayasanın İslami olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu yıllarca İslam adına Ortadoğu halklarına dayatılan zorbalık rejimleri ve onların anayasalarının bir örneğidir. Bu tür anayasaların ise toplumlara kaos ve istikrarsızlıktan, iç savaşa kadar varan toplumsal kutuplaşmalardan başka bir şey getirmediğini en yakın örneği olan Suriye’de ve diğer birçok örnekte gördük. Hükümetin bugüne kadar uyguladığı baskıcı, buyurgan ve yanlış politikaların bedelini hep beraber ödedik, ödüyoruz. Bu yüzden hem ülkemizin bekası açısından, hem de İslami bir kurum olan meşverete uygun davranmak için bizlere bir tek adam rejimi değil, aksine ortak akıl ve istişare lazım.

Tarihimizi İnkârdır

Osmanlı’da ilk anayasacılık faaliyetlerinin başladığı Tanzimat yıllarında, bu anayasacılık ve parlamento arzusu padişahın egemenliğini sorgulama anlamına gelmiyordu. Aksine dönemin dindar aydınları, bunun Al-i İmran Suresindeki “veşavir’hum fi’l amr – Onlarla meşveret et” ayetine uygun hareket etme anlamına geldiğini düşünüyorlardı. Şimdi tüm bu birikimi bir kenara itip, bir tek adam rejime yaratmak ne demokrasi kültürümüzle ne de İslami ilkelerle bağdaşmaz. Önümüzde iki yol var, ya tüm Ortadoğu halklarının her zaman imrenerek baktığı, aklın ve bilimin egemen olduğu bir toplum olarak hurafelerden uzak, hukukun üstünlüğüne dayalı olarak yaşayacağız ya da o devletler gibi hurafelerle dolu, aklın ve bilimin uzağında, kişilerin egemenliğine dayalı bir tebaa olarak yaşayıp, dünümüze özenip pişman olacağız. Seçim sizlerin…

1-Tirmizi, Cihad, 35
2- İbnu Kesir, II, 128-129
3- İbn Ebi Şeybe, Musannef, VI, 207, Buhari , Edebü’l-Müfred, ( Ahlak Hadisleri) Ter. ve Şerh: Fikri Yavuz, Sönmez Neş. İst, 1979, I, 271-275, Aktaran Tuğrul Tezcan
4- Al-i İmran, 3/159