Ya Sonra? - Gökhan AKKAYA - Kozmopolitik

Bir önceki yazımda meclisten neden evet çıkmaması gerektiğini yazmıştım ve şöyle bir soru sormuştum; böylesine kandırılanların, bu kadar fazla yanılanların ve hata yapanların anayasa paketini doğru ve güvenilir şekilde hazırlayabileceğine nasıl güvenebiliriz? Sadece bir kaç dakikanızı ayırın ve düşünün, partisi ile ilişiği kesilmeyen cumhurbaşkanının alacağı kararlar tarafsız ve güvenilir olabilir mi? Ya da bu kadar yetkinin sadece bir kişi de toplanması ve yasama organının yürütmeyi denetleyemeyecek olması nelere yol açabilir? Bizler bu soruların yanıtlarını düşünerek; çocuklarımızın geleceği, toplumun hak ve özgürlükleri, çıkarları için evet dememeliyiz. Ama 339 milletvekili kendi koltuğunun peşine düşerek gözetmesi gereken ülke menfaatlerini, sizlerin haklarını bir kenara bıraktığı için meclisten evet oyu çıktı. Artık iş halka, yani bizlere düştü.

Evet oyu verecek seçmenin bazıları;

Erdoğan’ın en doğru adam olduğunu düşündüğü için evet diyecek,

Kimi Erdoğan’ı sadece sevdiği için evet diyecek,

Kimi yeter ki karnım doysun diye evet diyecek,

Kimi başka bir koltuğa oturmak için “şeytan” kurnazlığı yapıp evet diyecek.

Peki diyelim oldu.

Diyelim ki referandumdan evet çıktı, Erdoğan'da başkan oldu.

Ne olacak?

Terör bitecek, patlayan bombalar duracak mı? Yitirilen canlar elbet geri gelmez; peki ya yeni ölümler yaşanmayacak mı? Ölenleri sınıflandırmayacaklar mı o zaman?

Ya da asgari ücretle geçinen, kirasını bile zor ödeyen Hüseyin abinin cebine daha fazla mı para girecek, eşi daha güzel yemekler mi pişirecek, çocukların istedikleri gönül rahatlığı ile alınabilecek mi? Tabi ki Hayır! (Ama mecliste 50 vekil fazladan çalıştırılacak, Devlet Hazinesinden 5 yılda en az 50 milyon Türk Lirası daha fazla çıkacak.)

Köşe yazısı yazdı diye tutuklanan gazeteciler, barış istedi diye üniversiteden atılan akademisyenler, düşüncelerini sosyal medyadan paylaşıp tutuklanan gençler, mini etek giydiği için tacize uğrayan, spor yaptığı için tekmelenen, kahkaha attığı için hakarete uğrayan, çalışıp hayata dahil olduğu için başlarına gelen her felaketin sorumlusu kabul edilen kadınlar daha mı özgür olacak?

Olmaz ya hadi diyelim ki oldu ve cumhurbaşkanı Erdoğan bu sistemi çok iyi niyetli kullandı ve tarafsızlığından taviz vermedi!

Peki ya sonra?

Erdoğan’dan sonra gelecek kişi ülkenin bütünlüğünü etkileyen kararların altına imza atarsa o zaman ne olacak? Milletin meclisini feshedip, kendi fikir ve taleplerini dikta etmeye kalkarsa kim dur diyebilecek buna? Bu ülkenin hakimi, savcısı var dediğinizi duyar gibiyim fakat hakimleri ve savcıları da o belirliyorsa ne yapacağız? Bizlerin çıkarları doğrultusunda değil de birilerinin çıkar ve hedefleri doğrultusunda bir yasa çıkarttığında, yasal bir düzenleme yapıldığında buna kim, nasıl ses çıkaracak?

O yüzden bu referanduma Hayır demek Erdoğan’a Hayır demek değil önce bunun bilincine varalım. Bu referanduma Hayır demek Türkiye Cumhuriyeti’nin bir diktatör tarafından yönetilmesine Hayır demektir. Dolayısıyla Cumhuriyet'e, bağımsız güvenilir yargıya, gelecek özgür ve umut dolu günlere sahip çıkmak demektir.

Karar senin sevgili ülkem ama memleket hepimizin. Bir kez daha soruyorum, bir adamın hırsına, koca bir memleket heba edilir mi?