24 Ocak 2021 , Pazar

Mucize

“Çoğunluğun baskıyla susturulması ve ayrıcalıklı azınlığa ‘ekonomik özgürlük’ sağlanması
bir paranın iki yüzüdür.”
Salvador Allende’nin en güvendiği isimlerden olan Orlando Letelier Ağustos 1976’da bu
şekilde yazmıştı The Nation’a.
Şili’de olanları anlamak için öncelikle Neoliberalizmin hayatımıza olan etkilerini anlamamız
gerekmekte. Keza Allende’ye yapılan darbe sonrasında yaratılan ‘’Mucize’’ bugün
kapitalizmin vahşi çocuğu neoliberal politikalar sonucu 18 Ekim’den bu yana bazı sıkıntılar
yaşamakta.
1973 yılında Pinochet tarafından gerçekleştirilen kanlı darbeden sonra adeta neoliberal
politikaların laboratuvarı haline getirilen Şili, Dünya Bankası 2016 verilerine göre toplumsal
eşitsizliğin en fazla olduğu 7.ülke. Allende’nin yoldaşı Letelier’in dediği gibi 1973’te
başlayan korku ve terör ortamıyla çoğunluğun susturulması yüzbinlerce kişinin sürgüne
maruz bırakılması, onbinlerce insanın öldürülmesi beraberinde korku ortamını getirmiş ve
çoğunluk baskı altına alınarak, ayrıcalıklı azınlığa ekonomik özgürlük sağlanmıştır. 1973’ten
günümüze gelen durumda ise her ne kadar demokrasiye geçmiş bir yönetim söz konusu olsa
da o dönemde yaratılan baskı ortamıyla oluşturulan laboratuvar etkilerini günümüze
taşıyordu. Ayrıcalıklı azınlığın sahip olduğu ekonomik özgürlük, Şili’yi toplumsal eşitsizliğin
en fazla olduğu ülkelerden biri haline getirmişti.
Neoliberalizmin hayatımıza olan etkilerinden ve yaptığı sinsi devrimden kısaca bahsetmek
gerekirse; devletin vatandaşını müşteri olarak görmesi ve kamu alanlarının şirket gibi
işletilmesiyle birlikte toplumu oluşturan öznelerin bireyselleştirilmeye zorlaması en basit
açıklama olacaktır.
Çoğu zaman yaşadığımız şeyi bir delilik olarak nitelendiririz ancak dışarıdan bütüne
baktığımızda aslında bunun bir aklın sonucu olduğunu görürüz.
Şili’de 12 Ekim’den beri devam etmekte olan olaylar aslında 30 yıldır birikmekte olan
öfkenin artık gün yüzüne çıkması. 30 yıldır dolmakta olan bardak yapılan metro zamlarıyla
taşmış durumda.
Bu öfke yalnızca metro zamlarıyla sınırlandırılamaz, 30 yıldır uygulanan neoliberal
politikaların sonucu artık sokağa yansıyan.
OECD verilerine göre, günde 5,5 dolara yaşayanların oranı 2007 yılında yüzde 22,8 iken bu
oran 2016 yılında yüzde 10,1’e düşmüş durumda. Bu veriler olumlu bir gidişatın göstergesi
olabilir ancak bu tamamen duruma hangi pencereden baktığınızla bağlantılı olarak değişir.
Ülkede yoksullar ve zenginler arasındaki gelir eşitsizliği OECD ortalamasının yüzde 65
üzerinde. Yani, ülkede sosyal sınıflar arasında giderek artan bir gelir eşitizliği söz konusu ve
bu patlamanın esas sebebi bu eşitsizliğin artması.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın verilerine göre, 2017 yılında Şili’nin en zengin
yüzde 1’i ülkedeki servetin yüzde 33’ünü elinde tutuyordu ve bu yüzde 1’de mevcut Devlet
Başkanı Pinera’da bulunmakta.

Yazının başında da belirttiğim gibi Pinochet zamanından beri ülkede neoliberal politikalar
uygulanmakta. Devletin piyasa yönetimini kurması, bunun için sosyal harcamaları kısması ve
kamunun etkisini azaltması gibi önlemler alındı. Ancak tüm bu önlemler Şili’de yoksullar ve
zenginler arasındaki eşitsizliği artırmakla kalmadı, göreli yoksullaşmaya da neden oldu.
Şili’de toplumsal memnuniyet 2007 yılından beri ciddi şekilde düşüş göstermekte. Halkın
neoliberal ekonomik modele güveni kalmamış durumda. Bu sebeple gösteriler daha sürecek
gibi duruyor. Nereye evrileceği ise belirsiz.

PAYLAŞ:

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Türkiye Böyle Büyüdü…

Hatırlayanlarınız olacaktır, bundan birkaç sene önce televizyonlarda bir telefon reklamı vardı. Milli duyguları okşayan bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir