4 Aralık 2020 , Cuma

Türkiye’de Serbest Gazeteci Olmak

Teknolojinin gelişmesi, çalışma ve iş yapış biçimleri üzerinde belirleyici bir rol oynadı. Dünya genelinde pek çok şirket çalışanlarına evden çalışma imkânı sunarken, şirketlerin serbest çalışanlardan aldığı hizmetler de her geçen gün artıyor. Türkiye de bu durum diğer ülkelerden farklı olarak Serbest Gazetecilik için ise bu durum hem bir cazibe hem de bir zorunluluk haline geliyor.

Kozmopolitik/ Ayşegül Kaplan

Gazetecilerin serbest çalışmayı tercih etmelerinin çok önemli bir sebebi sektörün kriz denebilecek boyutlarda yaşadığı büyük değişim.

Serbest Gazetecilik ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan ve bir çok sorunla karşılaştığımız serbest gazetecilik ile ilgili yaşanan sıkıntıları, cazibesini ve serbest gazetecilik yapmanın farklı boyutlarını serbest gazetecilik yapan Nurcan Çalışkan ve Oğuz Bakır ile konuştuk.

Serbest Gazeteci Nurcan Çalışkan, Serbest gazetecilik yaparken özellikle iki türlü zorluk yaşadığını ve bu zorluklardan birisinin ekonomik diğerinin ise haber üretirken yaşadığı zorluk olarak ifade ediyor.

“Sürekliliği Olmayan Bir İş Modeli”

Çalışan, yaşadığı zorlukları şöyle açıklıyor: sürekliliği olmayan bir iş modeli olduğu için düzenli bir gelirimiz olmuyor. Dönem dönem iyi paralar kazansak da sonrasında 2-3 ay iş alamadığımızda o iyi paralar sadece temel ihtiyaçlarımızı karşılamamıza yetiyor. Sürekli bir sonraki ayı düşünerek habercilik yapmaya çalışıyoruz. Bu durum bir yandan üretkenliğimizi artırıyor diğer yandan kaygımızı. Haber üretim sürecinde yaşadığımız zorluklara gelecek olursam; serbest gazeteciler video ya da yazılı haber yaparken tüm süreçleri tek başına yürütmek zorunda kalıyor. Tek başımıza haberin kameramanı, montajcısı, muhabiri ve editörü oluyoruz. Çünkü bunları ayrı ayrı kişilere yaptırmak ayrıca masraflı bir iş. Buna haber yaptığımız mecralar pek yanaşmıyor. Sonuçta onlar ortaya çıkan işe bakıyor ve o iş için tek bir ödeme yapmak istiyor. Durum böyle olunca da haber üretim süreçlerinin hepsine hakim bir gazeteci değilsen, iş alman da zorlaşıyor.

Çalışkan, Türkiye’de patronun sesi haberciliğinin yaygın olduğunu bunun yapılmadığı zaman iş bulma imkanının zor bir süreç olacağını ve medyada uzun bir süre kalınamayacağı bunu başaranların olduğunu fakat kendisinin gazetecilik ilkelerine ters düşmeyecek şekilde bu mesleği sürdürmek istediğini vurguluyor.


Gazeteci Nurcan Çalışkan

“Lüks yaşayan bir gazeteci yok”

Çalışkan, Lüks boyutunda yaşayan gazeteci görmediğini yıllardır mesleğini sürdüren meslektaşlarının gayet mütevazi bir hayat sürdürdüğünü söylüyor. Olayın başka bir boyutunu şöyle anlatıyor: Gazeteci başka anlaşmalar yapmış ve para ile haber yapıyorsa, diğer bir ifadeyle yaptığı haberle markanın reklamını yapıyorsa bundan ciddi para kazananlar var. Telifli haber yapmakla, reklam haber yapmak bambaşka şeyler. Röportajlarıyla gündem olan bir gazetecinin, yıllarca röportaj yaptığı isimlerden ayrıca para aldığını duyunca çok şaşırmıştım. Öte yandan özgürce üretmek ve haber yapmak açısından ele alırsak evet ana akım medyada çalışan gazeteci arkadaşlarıma göre daha bağımsız ve özgürüz.

“Sansür hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor”

Çalışkan, Türkiye’de basının üstünde sansürün yeni uygulanmadığını hayatımızın her alanında olduğunu fakat sansürün dozunun son yıllarda etkisini artırdığı vurguluyor. Ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Basın özgürlüğü raporunu değiniyor ” Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde 2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Son 10 yılda Türkiye’de basının içinde bulunduğu durumu iyi özetleyen rapora göre; 86 gazeteci cezaevinde, son 1 yılda gözaltılar arttı, gazeteciler fiziki saldırıya uğruyor, gözaltında darp ediliyor, aileleriyle görüşemiyor. Sorunlar saymakla bitmiyor. Basın özgürlüğünün uygulanamadığı bir sistemde serbest gazetecilik de tüm baskı ve imkansızlıklardan nasibini alıyor.” dedi.

“Enseyi karartmayın”

Çalışkan, Tüm bu uygulan sansür, baskı ve dayatmalara karşı sosyal medya denen bir gerçeklik olduğunu, her tweet’in gazeteciler için bir haber niteliğini taşıdığını, artık gündemi öğrenmek için sadece gazetelerden değil twitter’dan öğrenildiğini söylüyor.

Çalışkan, Artık haber yapmak için bir gazeteye ihtiyacımız yok. Sosyal medya hesaplarımızı bir gazete olarak kullanmamız mümkün. E-Bülten’ler oluşturarak her gün bizi takip eden insanlarla buluşmak mümkün. Youtube kanalımız bir televizyon gibi izlenebiliyor. Kendilerine televizyon kanallarında yer bulamayan siyasiler, YouTube kanalı olan gazetecilere konuk oluyor. O yüzden duayen gazeteci Çetin Altan’ın da dediği gibi; “Enseyi karartmayın”, internetin sonsuz nimetlerinden faydalanmak bizim elimizde.

Serbest Gazeteci Oğuz Bakır, nadiren yaşadığı bir soruna değiniyor, yaptığı haberin beğenilmeyip yayımlanamaması ve bir anda verilen bütünün emeğin çöp olduğunu ifade ediyor ve ekliyor:  Bazı mecralar içerik/haber önerisi yerine direkt olarak içeriği/haberi istiyorlar. Buradaki sorun şu ki, o haberi yapmadan önce üzerine konuşulmazsa, emek verilip yapılan haber beğenilmeyerek ya da kabul görmeyerek kabul görmeyebilir bu durumda boşuna emek vermiş oluruz.

Bakır, yayımlatamayacağı haberler ile ilgili, “Bir yandan da, planladığınız haberi yayınlatamama gibi bir zorluk da var. Ancak şahsen yayınlatamayacağım haberi yapmama gibi bir çalışma düzeni yaptım. Yani eğer bir yerde o haber yayınlanamayacaksa o haberle uğraşmanın hiç de mantıklı tarafı olduğunu düşünmüyorum” diyor.

Serbest gazeteciliğe nasıl yöneldiğini anlatan Bakır, rutinlerin dışına çıkarak gündeme çok bağımlı olmadan ama kopmadan da içerik üretmek bir konu üzerine çalışmanın daha verimli olduğunu ve kendisininde uzmanlaşmak istediği konuya daha çok eğildiğini söylüyor ve şöyle anlatıyor: Bir haber mecrasında çalışırken oranın günlük bir rutini var ve o rutinin dışına çıkıp kendi özel haberinizi yapmak için belirli bir zaman diliminde sadece o haberle ilgilenmeniz gerekiyor. Maalesef herkes bu konuda size olanak tanımıyor. Yani, gün içerisinde hem rutin gündemi haberleştirirken hem de özel haberlerinizle ilgilenmek fazlaca yorucu olmasından ziyade yeteri kadar ilgilenememe durumu oluyor. O yüzden yaklaşık 3 sene önce mesleğime serbest çalışarak devam etmek istedim. Rutin gündeme tam anlamıyla bağlı olmadan ama elbette gündemdeki konular üzerine çalışmak diğer yandan da uzmanlaşmaya çalıştığım teknososyal kategoride daha da ilerleyebildiğimi fark ettim. Bunlara artı olarak da sevdiğim birçok şeyi (örneğin podcast ve podcast konusunda içerikler hazırlama) yapabilme fırsatının her geçen gün arttığını da fark ediyorum.

“Serbest gazetecilik zor bir seçim olabilir”

Serbest Gazeteciliğin hem lüks hem de zorluk olduğunu belirten Bakır, “Lüks kısmı; yapabilme imkanınız varsa elbette yaparsınız. Zira “Haydi ben serbest gazeteci oldum, herkes benim haberimi yayınlasın ve benim haberim konuşulsun” gibi bir şey olamaz. Serbest çalışırken belirli zamanlarda içerik üretemediğinizi, (az önce de belirttiğim gibi) yayınlanma sürecinin çok hızlı olacağını düşünmemeniz gerektiği için hayatınızı ona göre sürdürmeniz gerektiği için bir bakıma lüks olabilir. Zorunluluk kısmı ise; kadrolu olarak çalışacak bir mecra bulamıyorsanız, mecburen serbest çalışarak mesleğinizi sürdürebiliyorsunuz. Yani burada iki seçeneğiniz var; ya mesleğinizi tamamen bırakıp başka bir sektörde çalışacaksınız, ya da bir tık daha fazlaca çalışarak serbest bir gazeteci olarak mesleğinize devam edeceksiniz. Zor bir seçim olabilir, ama bu seçimi dikkatli yapmak gerekiyor.” dedi.

Gazeteci Oğuz Bakır

“Doğru bir planlama ile azami bir gelir sağlayabilirsiniz”

Serbest Gazetecilik yaparken sabit bir gelir almanın mümkün olup olmadığı sorusuna Bakır, Çeşitli alanlarda çeşitli mecralara içerik üretiyorsunuzdur ve aldığınız telife göre o ay ne kadar içerik üretirseniz geliriniz de o kadar olur. Minimum düzeyde yaptığınız plana göre de içerik üretimi yaparsanız haliyle sabit bir geliriniz olur. Bunun yanında, eğer imkanınız varsa daha fazla içerik üreterek o ayki gelirinizi attırabilirsiniz. Her ay geliriniz istediğiniz düzeyde olmayabilir ama dediğim gibi doğru bir planlama ile azami bir gelir sağlayabilirsiniz.” ifadesini kullanıyor.

Türkiyede serbest gazeteciliğin durumunu değerlendiren bakır, Türkiye’de Serbest gazeteciliğin yapıldığı fakat yapan meslektaşlarının azınlıkta olduğunu ve durumun pek parlak olmadığını ifade ediyor.

“Gazeteciliği geleneksel bir zihin ile yapamamak gerekiyor”

Serbest gazeteciliği yaparken hatalar yapıldığını ve bu hatalar yüzünden bu çalışma stilinin ileriye gitmediğine değindi ve hatları şöyle sıraladı:

Birincisi çokça geleneksel medya düşüncesiyle çalışıldığı için yeni medya düzeninde yer bulamadıkları yönünde sadece şikayet eden ‘gazeteciler’ var. İkincisi çok benzer işler yapılıyor. Bunu denk geldiğim için söylüyorum; isim vermeyeceğim ama “…. konuda bir içerik yapacağım, sence nasıl yapmayalım” diyen tanıdıklarıma “O konuda bir içerik üretildi zaten. Sen ne yapacaksın?” diye sorduğumda o içerikten haberinin bile olmadığına şahit oldum. Bir içerik hazırlamaya başlarken o konuda neler yapılmış, siz o içeriğin üzerine ne ekleyebilirsiniz, ilk olarak bunu düşünmek gerekiyor. 3’üncüsü ve en önemlisi, yabancı dil sorunu yaşayan bir ülkede yaşıyoruz. En basit örneğini şöyle verebilirim; sorularınıza cevap vermeden birkaç saat önce MIT Technology Review’in içerik göndermek isteyenler için yayınladığı bir yazıya denk geldim. Eğer biraz o mecrayı takip ediyorsanız ne kadar önemli olduğunu bilirsiniz ve sonuç 1899’dan bugüne devam eden bir mecradan bahsediyoruz. Türkiye’den kaç gazeteci oraya içerik üretebilir? Bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyorum. Artı olarak; neden oraya içerik üretmeyelim? İlla ki Türkiye’deki mecralar için mi çalışmamız gerekiyor? Diğer bir yandan da, araştırma kısmının ne kadar önemli olduğunu belirtmek bile gerekmiyor, ama yine maalesef Türkçe kaynak sıkıntısı gibi bir şey varken sadece Translate kullanarak araştırma yapmak ne kadar mantıklı? Türkiye ve Türkçe odaklı çalışmanın gazeteciliğinizi kısırlaştıracağınızı düşünüyorum. O yüzden mümkünse en az bir dil ya da üzerine eklemeler yaparak yabancı dilinizi geliştirmezseniz, alanınızı kendi kendinize daraltmış olacaksınız.

Bakır son olarak, “Türkiye’de dijital mecraların yeterince iyi kullanılmadığını tavsiye olarak da mümkün olduğunca dijital araçları denemeli bunun üzerine çalışmalısınız.” dedi.

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir