4 Aralık 2020 , Cuma

Pandemi Döneminde Bilginin Özgür Dolaşımı

“Çinli yetkililer virüsün DNA’sını elde etmek için özgür yazılımlar kullandılar”

Tüm dünyada küresel bir sağlık krizine yol açan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen Koronavirüs Aralık 2019’un ortasında dünya gündemine girdi. Koronavirüs tespit edildikten kısa bir süre sonra özellikleri Çinli yetkililer tarafından tüm dünya ile paylaşıldı ve bilim insanları bu veriler üzerinden çözüm geliştirmek için çalışmaya başladı. Pandemi döneminde veri paylaşımı, şeffaflık, özgür bilginin önemi, paylaşımı ve dolaşımını uzmanlar değerlendirdi.

Dresden Teknik Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Çağhan Kızıl, bilginin sınırca paylaşılmasının sadece günümüzde değil bilim ve teknolojinin tüm dönemlerinde kritik bir önem sahip olduğunu belirterek söze başlıyor. Çin’in virüsü tespit ettikten kısa bir süre sonra Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirdiğini söyleyen Kızıl, “Koronavirüs olduğunu tespit edilirken önceki çalışmalardan yararlanıldı. Sonrasında farklı ülkelerden hastalara ait virüs dizilimi paylaşıldı ve böylece virüs biyolojik silah olduğunu komple teorisi boşa çıktı” diyerek veri paylaşımının önemi dikkat çekiyor.

Şu an dünyanın pek çok ülkesinde Covid-19 hastalığı için aşı ve ilaç çalışmaları sürüyor. Pek çok çalışma çeşitli veri tabanlarında paylaşılsa da patent çalışmaları ve ticari kaygılarla çalışmalarını gizli yürüten şirketler de mevcut. Herhangi bir ilaç ya da aşı çalışmasında bilgilerin lokal ya da ulusal mercilerle paylaşıldığını dile getiren Kızıl, “Eğer bir çalışma keşif aşamasında ise duyurusunu yapmak zorunda değilsiniz ancak deney aşamasında izin alınmak ve gerekli tüm bilgileri paylaşmak zorundasınız. Şeffaflık ve veri paylaşımı bilimde zaman kaybetmeden ilerleme sağlamak için çok önemli” diyor.

Karşı karşıya olduğumuz küresel sağlık krizinde özgür yazılımın önemini değerlendiren Özgür Yazılım Derneği paydaşı Özcan Oğuz, söz konusu durumu hem özgür yazılım hem de özgür donanım olarak ele almak gerektiğine dikkat çekiyor.

Sağlık ve tıp alanında kullanılan donanımların çok ciddi maliye sahip, özelleştirilmiş donanımlar olduğunu belirten Oğuz, “Bu donanımlar genellikle patent altında birilerinin mülkü halinde. Covid-19 hastalığı yayılmaya başladıktan sonra birçok ülkenin sağlık sistemi çökme noktasına geldi, hastanelerde gerekli ekipmanlar yetersiz kaldı. Hastane ekipmanı üreticileri ne mevcut telif haklarından feragat ettiler ne de krize müdahale etmeyi tercih ettiler. Bu noktada özgür yazılım ve özgür donanımın, üretim araçlarını tabana yayabilmesinin bir sonucu olarak kendi cihazlarını üreten insanlar ortaya çıktı” diyor.

İtalya Örneği

İtalya’da solunum cihazı vanaları yetersiz kalınca ve vana üreten şirket talebi karşılayamayınca Cristian Fracassi ve Alessandro Ramaioli iki gönüllünün vanaları üreten şirketle iletişime geçtiğini aktaran Oğuz, “İki genç kendilerinin de üretim yapabileceklerini, şirketin gerekli modelleri gönderip gönderemeyeceklerini sordu. Şirket ise ‘Bu bizim ürünümüz’ diyerek isteği geri çevirdi. Gençler, vanaları kendileri modelleyip üç boyutlu yazıcıları kullanarak kendileri üretti. Hem de bu vanaların tanesi 11 bin dolara satılırken, bu gençler tanesini birkaç dolara mal ediyordu. Şirket ise buna karşılık olarak gençleri dava açmakla tehdit etti ancak gençler yine de vazgeçmedi, üretime devam ediyorlar” diyor.

Özgür yazılım yoğun bakım kapsülü

Fiziksel olarak nefes alamayan veya yetersiz nefes alan bir hastaya nefes vermek için tasarlanan ventilatör cihazı ihtiyaçları için OpenLung ismindeki özgür bir ventilatör tasarımının bir anda ortaya çıktığını ve hızlıca geliştirildiği kaydeden Oğuz, “Bu proje özel parça üretimlerine ihtiyaç duyduğu için uygun olmayan yerlerde piyasadan temin edilebilecek standart parçalarla oluşturulabilen daha basit bir proje olan Pandemic Ventilator üretiliyor ve uygulanıyor, bizleri üç boyutlu yazıcı ile tanıştıran ekip RepRap çok hızlı bir biçimde özgür bir oksijen konsantratörü tasarladı. CURA diye özgür bir yoğun bakım kapsülü çıktı, bütünen bir yoğun bakım odasından söz ediyorum. OSCMS diye de bir ekip oluştu, burada dünyadaki herkes birbirine yardım ediyor” diyor.

Virüs tespit edildikten kısa bir süre sonra virüsün DNA’sı Çinli yetkililer tarafından internette paylaşıldı ve bilim insanları bu veriler üzerinden çözüm bulmak için çalışmaya başladı. Bu durumu özgür yazılımın zaferi olarak tanımlayan Oğuz, “SARS-CoV-2 virüsünün DNA’sını çıkartmak için elinizdeki örneğe PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) işlemi uygulanır.  Bu işlem bu DNA’nın milyonlarca kopyasını yapar, sizin de elinizde çalışmak için yeterli miktarda DNA olur. Daha sonra bu örneğe DNA dizileme yaparsınız.  Normalde PCR makineleri pahalı donanımlardır ve temin etmesi zordur. Bu da test ekipmanını çalıştıracak kişileri başka çözümler aramaya itti ve OpenPCR, Chai Open qPCR ve hatta cebe sığabilecek kadar küçük PocketPCR cihazları fark edildi, hepsinin ortak özelliği ise tahmin edebileceğiniz gibi özgür donanım olmaları” diyor.

DNA’yı hizalamak için kullanılan neredeyse bütün yazılımların özgür olduğuna belirten Oğuz, çalışmalarda T-Coffee gibi yazılımlar ve BLAST gibi veri tabanlarının kullanıldığını söylüyor:

“Çinli yetkililer virüsün DNA’sını elde etmek için zaten özgür yazılımlar kullandılar. covid-19.bio.tools adresinde bu süreçte kullanılan ve kullanılabilecek neredeyse bütün özgür yazılımların bir listesi var, araştırmacılar bunları kullanıyor.”

Türkiye’deki çalışmalar

Özgür yazılım kullanarak salgında fayda sağlamak için gönüllü çalışanların hiçbir beklenti içinde olmadığını ve kendi inisiyatifleriyle bir araya geldiklerini vurgulayan Oğuz, Türkiye’de özgür yazılım çalışmalarını şu sözlerle anlatıyor:

“Türkiye’de MakersxCOVID-19 diye bir ekip oluştu birkaç saat içerisinde ihtiyaçlar belirlendi ve alt projelere bölündüler. Bir Telegram grubunda buluşuldu ve neler yapılabileceği konuşuldu. Sağlıkçı arkadaşlar danışman oldu, programlama bilen kod yazdı, donanım tasarlayabilen PCB çizdi, dikiş makinesi olanlar maske dikti, üç boyutlu yazıcısı olanlar mütemadiyen parça üretti, teknik anlamda katkı veremeyen koordinasyon ve dışarıyla iletişimi yürüttü.”

Seda Karatabanoğlu

PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir