4 Aralık 2020 , Cuma

“Nafaka Hakkı Gasp Edilmez”

Hükümet kadınlara yönelik şiddeti ve çocuklara yönelik istismarı önlemek yerine nafakayı hedef almaya devam ediyor. “Ömür boyu”, “süresiz nafaka” açıklamaları ve “nafaka mağdurları” diye sürdürülen mağduriyet propagandası, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından geçtiğimiz hafta gündeme getirildi.

Adalet Bakanı Gül, nafaka hakkı konusuna ilişkin değerlendirme sorulması üzerine “Türkiye’de de 88’e kadar bir yıl uygulanıyordu, sonra değişiklik yapılmış ve süresiz halde uygulaması şu an devam ediyor. Elbette şu anda nafakayla geçimini sürdüren kişiler var. Burada düzenleme yapılırken de yeni mağduriyetlerin oluşmaması lazım ancak 1-2 yıl evli kalıp da ömür boyunca nafaka verme zorunda olunması da ayrı bir mağduriyet oluşturmakta. Bunların hepsinin dikkate alınarak ama bir süreye tabi tutulmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Nafakanın da belli bir süreye bağlanması gerektiği kanaatindeyiz. Tabii ki bu konu da Meclis’in takdirinde, kanun gerekiyor ama biz de teklif önerilerimizi sürekli çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Tekrar gündeme gelen Nafaka hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması muhalefetten ve kadın örgütlerinden tepkiyle karşılandı. İlk tepki kadın milletvekillerinden geldi.

Algı yönetimiyle kadın kazanımlarının tek tek gasp edilmek istendiğini dile getiren vekiller, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sıralamasında 150 ülke arasında 130’uncu sırada olan, her 10 kadından sadece 3’ünün istihdama katıldığı, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle ev işleri, çocuk ve yaşlıların bakımının tamamen kadının görevi olarak görüldüğü; kayıt dışı sosyal güvenceden yoksun çalışmanın yüksek olduğu, kadın yoksulluğunun her geçen gün arttığı ülkemizde, kadının yaşadığı her tür şiddete ekonomik şiddet de eklenerek bu vahim tablo, Bakanlık eliyle yasal mevzuata kavuşturulmaya mı çalışılıyor” dedi.

Kadınların kazanılmış hakkı olan Nafaka Hakkı ile ilgili Türkiye’deki kadın örgütleriyle tekrar bir değerlendirme yaptık. Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı, Mor Dayanışma ve Eşitlik İçin Kadın Platformu ile gasp edilmek istenen Nafaka Hakkını konuştuk.

“Nafaka hakkında ısrar edeceğiz”

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı gönüllüsü Perihan Meşeli, Kadınların kazanılmış hakkı olan Nafaka hakkı ile ilgili bu hak da ısrar edeceklerini ve asla taviz vermeyeceklerini söylüyor.

Meşeli, Nafaka Hakkında neden ısrar ettiklerini şu ifadelerle açıklıyor: Kadınların şiddetten uzaklaşmaya karar vermesinin önünü kesen kişisel ve toplumsal nedenlerin yanı sıra ciddi ekonomik engeller bulunuyor. Evlendiğinde çalışmakta olan kadınlar çocuk sahibi olduktan sonra genellikle çalışmamaya başlıyorlar . Kadınlar çoğunlukla ekonomik olarak eşlerine bağımlı hale geliyor bu durum da erkekler tarafından şiddet aracı olarak kullanılıyor. Kadınlar boşanmaya zor karar veriyor ancak canlarına tak edince az da olsa nafaka ile birlikte esnek güvencesiz koşullarda bir iş bulmaya çalışıp yeni bir hayat kurmaya çalıştıklarını  gözlemliyoruz. Nafaka hakkı kadınların ev içi şiddetten uzaklaşabilmesi için önemli bir faktör . toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana kadar nafaka hakkında ısrarcı olmaya devam edeceğiz.

Nafaka hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının kadına yönelik şiddeti önleme politikasının tam karşısında durduğu gibi kadınları eve adeta hapsetme anlamına geldiğini söylüyor.

Meşeli, “Kadınlar ekonomik zorluklar nedeniyle boşanma davası açmaya karar verirken çok zorlanıyor. Nafaka hakkının kaldırılması ya da sınırlandırılması halinde özellikle ücretli bir işte çalışmayan kadınların ev içinde maruz kaldıkları şiddetten uzaklaşmalarının daha da zorlaşacağı aşikar. Zira uzun yıllardır ücretli bir işte çalışmadıkları için boşandıktan sonra bir iş bulmaları ve yeni bir hayat kurmaları çok zor. “değerlendirmesini yapıyor.

Perihan Meşeli

“Kadının ev içi emeği görünür kılınsın”

Meşeli,  Kadınların nafakaya ihtiyaç duymasının önüne geçecek önlem ve uygulamaları şöyle sıralıyor; “Kadınların eğitim istihdam olanaklarına ulaşımının sağlanması, erken evliliklerin önüne geçilmesi, Ücretsiz erişilebilir kreşlerin yaygınlaştırılması, erkeklerin ev içi emek- çocuk bakımı konusunda kadınlarla eşit sorumlulukta olduğuna. ilişkin politikalar geliştirilmesi, yaygınlaştırılması , eşit işe eşit ücret sağlanması gerekli. Kişisel fikrim ücretli bir işte çalışmayan kadının ev içi emeğinin görünür kılınması için eşinin ücretinin bir bölümünün kadına ödenmesi, emeklilik hakkı sağlanması gibi uygulamalar faydalı olacaktır.”

“Nafaka alan tarafın kadın olmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile doğrudan ilişkili”

Nafaka hakkı ile Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği arasındaki bağı, Kadınlar için toplumsal kurgunun evlenmek , çocuk yapmak ve evde çocuk bakmak olduğunu, çalışsalar bile terfi etmelerinde zorluklar yaşayacaklarını, çocuğunu bırakacak kreş olmadığı için bakıcı tutması gerekeceğini fakat aldığı ücret ile bakıcı masraflarının kendi ücreti ile aynı olması durumunda işinden ayrılmak zorunda kalacağını söylüyor.

Meşeli, “Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesine göre “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Bu maddede cinsiyet yok, nafakanın sadece kadınlara değil ekonomik gücü daha düşük olan erkeklere de bağlanabildiğini görüyoruz. Uygulamada genellikle nafaka alan tarafın kadın olmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile doğrudan ilgisi var.  Kadınlar halen okuryazar nüfus oranında , eğitim ve istihdam olanaklarında erkeklere oranla çok dezavantajlı. Mor Çatının “neden kadınların nafaka hakkına dokunmayın diyoruz” raporunda bu konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar var. Basit bir örnek; TÜİK 2018 verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranları %34,2 istihdam oranı ise %29,4. erkeklerde işgücüne katılım oranı %72,7, istihdam oranı ise %65.7. Görüldüğü üzere kadınların ücretli işte çalışma oranları erkeklerin yarı oranında. Kadınlar yoksul. Dolayısıyla yoksulluk nafakasına hak kazananlar genellikle kadınlar oluyor.” ifadesini kullandı.

“Nafaka hakkı için kadın örgütleri mücadele ediyor”

Meşeli, Mor Çatı’yı arayan kadınlar için nafaka gaspına ilişkin ne yaptıklarına, nasıl bir yol izlediklerini  şu ifadeleri kullanıyor; Kadınlara hükmedilen nafakanın eşleri tarafından ödenmemesi hali ise bunun için icra takibi başlatmaları gerektiğini, tebligat yapıldıktan sonra yasal süre hesaplanıp nafaka ödememe suçu nedeniyle şikayette bulunabileceklerini, ücretli bir işte çalışmıyorlar veya asgari ücretle çalışıyor iseler barodan bu işlemler için ücretsiz avukat isteyebileceklerini belirtiyoruz.

Bunlara ek olarak da Meşeli ,6284 sayılı kanun kapsamında geçici maddi yardım için başvuru yapabileceklerini, sosyal destekler için belediye gibi kurumlara başvurabileceklerini söylüyoruz. Ücretli bir işte çalışma imkanı var ise başvurabileceği kurumlar hakkında bilgilendiriyoruz. Boşanma konusunda yasal haklarını ayrıntılı anlatıyoruz . nafakanın sınırlandırılması üzerine sorular gelebiliyor, henüz yasal bir düzenleme yapılmadığını nafaka karşıtlarının herhangi bir veriye dayanmadıklarını , nafaka hakkı için kadın örgütlerinin mücadele ettiklerini anlatıyoruz.”dedi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan (EŞİK) Avukat Yelda Koçak, Nafaka ödeyen erkeği mağdur değerlendirmesinde bulunanlara katılmadığını, Kadınların ve çocukların nafaka hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bir avuç insanın mağduriyet yaratmaya çalıştıklarını söylüyor.

Koçak, Erkeklerin bir süre evli kalıp ömür boyu ipotek altında olmadıklarını şöyle anlatıyor: Medeni Kanununda düzenlenen nafaka şartlar değiştiği anda her zaman kaldırılabilecek nitelikte. Bir günlük evlilik sonucu yaşanan boşanma sonucu bağlanan nafaka da ömür boyu ipotek altında olmak anlamında değerlendirilemez. Az önce de söylediğim gibi lehine nafaka bağlanan veya nafaka yükümlüsünün koşullarında değişiklik olduğunda her zaman kaldırılabiliyor. Ayrıca erkeklerin bir günlük evlilik diye küçümsedikleri durum mağdur olan kadın açısından her zaman bu kadar basit olamıyor. Kadın kimi zaman, okuldan alınıyor, çalıştırılmıyor, zorla evlendiriliyor hayatı tamamen o evlilik üzerine şekillendiriliyor, evlilik içerisinde şiddet görüyor ve sonra boşanma gerçekleşiyor, bu durumda da mahkemeler tarafların sosyo-ekonomik durumuna bakarak nafakaya hükmediyor. Bağlanan hiçbir nafaka tarafların durumu incelenmeksizin bağlanmıyor. Hatta çoğu zaman erkeklerin hile ve hurdaları ile resmiyete gerçek dışı beyanlarla geçirdikleri kayıtlar baz alınıyor. 

“Nafaka aleyhine karar propaganda yapıyorlar”

Süresiz nafaka karşıtları, çalışan kadınların nafaka almak için çalışmadığı, nafaka ile geçindikleri gibi hatta zenginleştikleri gibi  iddiaları yorumlayan Koçak , İstanbul şartlarında bir kadın aylık 250 ya da 350 TL ile geçinebilir mi sizce? Bu rakamlar İstanbul’da adli yardım talebinde bulunan kadınların davalarında bağlanan nafakaların ortalaması. Bu rakam ya 50 tl  artıyordur ya da azalıyordur ama hiç bir zaman bir insanın tek başına geçimini sağlamaya yeterli miktara ulaşamıyor. Aylık 250, 300 ,350 TL nafaka bağlanan bir kadın bu miktarla bette ki geçinemez. Ülkedeki asgari ücret, temel tüketim maddelerinin fiyatı ev kiraları ortada. Nafaka ile zenginleştiğini iddia edenler tek bir somut veri ortaya koyamıyorlar ancak akla mantığa sığmayan yalanlar söylüyorlar ve bu yalanları yayıyorlar. Basına yansıyan ve parmakla sayılı zengin kişiler arasında gerçekleşen ve anlaşma ile belirlenen yüksek miktarlı birkaç nafaka örneğini göstermek dışında somut verileri olmaksızın nafaka aleyhine karar propaganda yapmaktalar. Bu nedenle de bir çok ilde kadınlara bağlanan nafakaların miktarları üzerinde çeşitli araştırmalar yapıldı ve raporlar hazırlandı. Bu raporların gösterdiği şu ki bağlanan nafaka ile değil geçimini sağlamak 10 gün yaşamak bile zor. 

Yelda Koçak

“Nafaka hakkının gaspının hiç bir hukuki dayanağı yok”

Koçak, Nafaka hakkının gaspının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, asıl hukuki dayanağın kendisinin Nafaka hakkı olduğunu söylüyor ve sözlerine devam ediyor: Hem Medeni Kanunda açık açık düzenlenmiştir hem de Anayasa Mahkemesi bu hakkın Anayasaya uygun olduğuna da karar vermiştir. Bu nedenle nafaka hakkını gasp etmeye çalışan ve kendisine mağdur payesi biçenler hukuksuzluğa, kanuna uymamaya çağrı yapmaktalar. Anayasa Mahkemesi daha geçtiğimiz aylarda yeni bir karar vererek nafaka hakkının Anayasaya uygun olduğunu belirtti. 

“Kadınlar nafakayı alabilmek için süründürülüyor”

Koçak, Medeni Kanununda düzenlenen nafaka hakkı ile 6284 sayılı yasa arasında doğrudan olmasa bile sonuçta 6284 sayılı yasa şiddet tanımları içerisinde ekonomik şiddeti de tanımladığını söylüyor. Zira nafaka hususunda gerçek sorun nafaka miktarlarının fazlalığı falan değil gerçek sorun mahkemeler tarafından takdir edilen cüzi miktardaki nafakaların dahi erkekler tarafından ödenmediği, birçok kadın ve çocuğun icra dairelerinde, mahkemelerde bu nafakayı alabilmek için süründürüldükleridir.” İfadesini kullanıyor.

Mor Dayanışma Sözcüsü Cemile Baklacı, Nafaka Hakkı ile ilgili değerlendirme yaparken ilk olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “Nafakanın belli bir süreye bağlanması gerektiği kanaatindeyiz” açıklamasına, Bu ülkenin Adalet Bakanına bu açıklamaları yakıştırmadığını bu konuda yetkili mercii olan bakanlığın ve kendisinin bu açıklamayı yapmasını talihsizlik olarak niteledi.

“Erkeklerin ve patronların rahatı bozulmasın”

Baklacı, Nafaka Hakkının gaspına ilişkin yapılmak istenen değişikliğin ne anlama geldiğini ve hangi tehlikeleri barındırdığına değiniyor:

Cinsiyetçi iş bölümü sayesinde ev içinde kocaların, ev dışında patronların, kadınların ücretsiz ev emeğinden inanılmaz kar sağladığını biliyoruz. Ama isteniyor ki kadınlar bu sömürü çarkı içinde olduğunca kalsın, evine eşine mahkum olsun. Şiddet, istismar ve baskı dolu evler, aileler bozulmasın, “erkeklerin ve patronların rahatı bozulmasın”. Çarpıcı birkaç veri paylaşmak istiyorum.
Eğitim Sen’in yayınladığı Eğitimde Cinsiyetçilik Raporuna göre;
– Türkiye’de yaklaşık her 5 kadından 1’i herhangi bir okul bitirmedi.
– Kadınların yüzde 71’i lise altı düzeyde bir eğitim aldı.
– Son 10 yılda 482 binden fazla kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi.

Yine AB istatistik kurumunun verilerine göre;
Türkiye, çalışmayan ve eğitim görmeyen 18-24 yaş arası kadın nüfusun en yüksek olduğu ülke. Türkiye’de bu yaş aralığındaki kadınların yüzde 43.6’sı ne çalışıyor ne de eğitim görüyor. Bu verileri değerlendiren Baklacı ,

Kadınlar yüksek gelir getirici, nitelikli işlerde çalışmıyor. Eğitimleri yarıda kesiliyor, %43.6 lık ne çalışan ne de eğitim gören oranı bize ev içi görünmeyen emek gösteren kadınları gösteriyor. Bu ne demek? Kadınlar güvenceli, gelir getirici, tek başına yaşayabilecek kadar gelir getiren işlerde yoklar. Evlendiklerinde ve çocuk sahibi olduklarında işten ayrılmak, eğitimi yarıda kesmek durumunda kalıyorlar. Esnek, saatlik işlerde ev ve çocuğunun ihtiyacını giderecek geçici işlerde çalışıyorlar. Bir birikim yok, evlilik süresince yoğun bir görünmeyen emek var ama karşılığı yok. Ancak tersinden erkekler evlendikten sonra ev içi hizmetleri sağlandığı oranda statüleri artıyor, sigortalı işlerde çalışıyor, girişimlerde bulunuyor ve bir birikim sağlıyorlar. Bunu kadınların emekleri üzerinden sağlıyorlar. Evlilik kadınlara maddi hiçbir gelir getirmezken erkekler gelirini arttırıyor. Burada ters bir orantı var. Evlilikten kazanç sağlıyor kocalar ve bunu kesinlikle kadınlarla paylaşmak istemiyorlar.” ifadesini kullanıyor.

Cemile Baklacı

“Kadınlar için başka bir şiddet”

İştirak Nafakasına değinen Baklacı, Kadının bir mesleği ya da meslek edinme imkanı varsa yoksulluk nafakası bağlanması zaten mümkün olmuyor. Böyle durumlarda nafaka ancak çocukların bakımı için “iştirak nafakası” olarak bağlanıyor. Bu durumda da zaten erkeğin kadının velayetine verdiği çocuğunun bakımına vereceği ki maalesef çok komik miktarlar oluyor bunlar, bunun bile erkeklerin sorumluluğundan tamamen çıkartılması isteniyor. Kadınların çıkışları genelde ya yeni bir evlilik yapmak yada çocuklarını geleceği ve geçimi için boşanmama seçeneğini daha öncelikli düşünmek oluyor. Yada baba evine yeniden dönmek zorunda kalıyor. Bu da bir sürü iç gerilim ve başka şiddet durumunu doğuruyor kadınlar için.

“Kadın ikincilleştirilmekte”

Nafakanın öznesinin neden kadın olduğuna değinen Baklacı, Bu durumun sebebinin kapitalist erkek egemen bir düzen olduğun söylüyor.

Baklacı Cinsiyetçi rollerin, erkeklerin tahakküm kurduğu, bu tahakkümün devam etmesi için şiddet, baskı araçlarının, rıza üretme aygıtlarının yeniden yeniden kurulduğu bir sistem bu. Bu düzende kadın ikincilleştirilmekte, kapitalizmin de kullanıma uyumlu hale getirilmekte.” diye aktarıyor.

PAYLAŞ:

Bir Yorum

  1. nafaka hakkı diye bişey mi var…yaw siz elin adamının cebinden elinizi çekin…gidin çalışın! ben de boşandım… 1 kuruş istemedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir