16 Ocak 2021 , Cumartesi

Kur Krizinden Pandemiye Türkiye’de Yayıncılık

Pandemiden en çok zarar gören kültür endüstrilerinden biri yayıncılık alanı oldu. Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ve Ayrıntı Yayınevi’nden Erol Mut geçirilen süreci www.kozmopolitik.com.tr’ye değerlendirdi.


Günümüzde kültür endüstrisinin bir parçası olan yayıncılık piyasasında bir hareketlenme olduğu, ilgili herkesin malumu. Bir yanda cemaatler, tarikatlar yayın dünyasında devlet desteği ile görünür olurken diğer yanda gerçek edebiyat için seküler düşüncenin temsilcileri okuyucuya ulaşma çabasıyla kendi sınırlı olanaklarıyla direniyorlar. Kitap piyasası artık neredeyse dijital ortama taşınmış durumda. İnternet satışları ciddi bir okuyucu kitlesine kolayca ulaşabiliyor. Diğer yandan okuyucu ile doğrudan ilişkiyi tercih eden yayınevi ve kitabevleri de kendi mecralarında gelişerek bu hatta var olmaya devam ediyorlar.

Ancak bu alanda var olma mücadelesi veren kurum ve kuruluşların yaşadığı sıkıntıları tahmin etmek zor değil. Bir yanda bu alana da el atan holding sermayesinin tekelleşme tehdidi, diğer yanda ekonomik zorluklarla boğuşarak istediği, inandığı ve düşünce dünyasına uygun kitaplar piyasaya sürerek yaşamaya çalışmak.

10 Mart itibariyle Türkiye’de görülen korona virüsü vakaları ile hepimizin hayatı aniden değişti. Yayınevleri, matbaalar, kitabevleri, sahaflar, dağıtım ağları… Herkes bu dönemden hızla etkilendi. İşlerini evden yürütebilecek grafiker, dizgici, editör gibi kadrolar evden çalışmaya başladı, dağıtımda ve sahada çalışanlar ellerinden geldiğince önlem alarak işe gidip gelmeye devam ediyor. Zincir mağazalar dâhil olmak üzere kitabevleri ve sahaflar dükkânlarını kapatmak zorunda kaldılar.

Bu soruşturmayı ekonomik daralma sürerken bir de pandemiyle ve 2018 yılında yaşanan kur kriziyle sarsılan yayıncılık sektörünün ne halde olduğu sorusuna cevap aramak için hazırladık.
YAYKOOP Başkan Yardımcısı Elif Akkaya geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada kur artışına bağlı olarak satış fiyatlarının yükseldiğini ve alım gücünün düştüğünü de vurgulayan Akkaya, “Her ne kadar evlere kapansak da yayıncılar ekonomiden kötü etkileniyor” diye konuşmuştu.
Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk yayıncılığn içinde bulunduğu sıkıntıları şu şekilde açıklıyor;

‘’ Geçtiğimiz sene Türk lirasını dolar karşısında ani değer kaybıyla ciddi bir kur krizi yaşadık bu kâğıt alımında sıkışmalar yaşandı. Telif alımı yapan yayıncılarımız, yurtdışında ilişkide oldukları ajanslardan ve yayıncılardan indirim taleplerinde bulundular. Bu durum kültürel çeşitliliğimizi de zedeledi. Bu sıkıntılarla boğuşurken üstüne pandemi ile karşı karşıya kaldık. Sosyal medyada “kitap okuma etkinlikleri” adı altında yapılan canlı yayınlarda telif bedeli ödemeden kitapların tamamını okuyanlar oldu. Korsan PDF’ler paylaşıldı. Pandeminin başlarında matbaa malzemelerine %40’lara varan bir zam geldi. Kâğıdı ve matbaa ürünlerini yurtdışından temin eden bir sektörüz. Buralardaki maliyet artışları elbette bize ve okura da yansıyacaktır. Ancak yayıncılarımız yine de fiyatlarını asgaride tutmaya özen göstermekteler. Online satış sitelerindeki indirim rekabeti bu süreçte daha da arttı; bu durum devam edecek gibi görünüyor. Yıkıcı indirimlerden kitabevleri ve yayınevleri olumsuz etkilenmekte. Dolayısıyla özellikle bu iki grubu ticari anlamda daha da zorlayacak bir sürece girebiliriz. Sesli kitap ve e-kitap gibi gördüğümüz alternatif formatlar bu süreçte ağırlık kazandı, daha da kazanabilir. Kitap içeriklerinde salgını ve salgının yarattığı küresel etkiyi belki daha fazla göreceğiz.

Pandemiyle birlikte Kitap satışları adet bazında ortalama %63 düştü. Kitabevlerinin bir kısmı kapanma riskiyle karşı karşıya. ‘’ Kocatürk, yayıncılığın temeli olan telif haklarında yaşanan ihlallerin bu dönemde had safhaya vardığını ve yayıncıların telif haklarını özellikle bugünlerde savunmak zorunda olduğunu vurguladı. Kocatürk, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’yle güvence altına alınmış yayınlama ve ifade özgürlüğünü de savunmanın, yayıncıların en önemli görevleri arasında olduğuna dikkat çekti.
Ayrıntı Yayınevi’nden Erol Mut ise yayınevlerinin içinde bulunduğu durumu şöyle özetliyor:
‘’ Pandemi döneminde kitap basımı ve yazımı çok artmadı. Kitap satışının artması ise bir balon. Satışların yüzde 80’i mağazalar üzerinden 20’si ise internet üzerinden. Evet, internet satışı pandemi ile arttı ancak mağaza satışını karşılayacak kadar artmadı. Artış oldu diye, bunu sanki zararımızı kapayacak şekilde artmış genel bir artış şekilde yansıtıldı ama ancak öyle bir durum yok. Satışın da basımın da artma imkânı yok. Her şeyin ötesinde, satışlar arttıysa eğer matbaalar neden kapansın? Pandemiden dolayı matbaalarda çalışanların hastalanması sonucu gibi sebeplerle matbaalar kapandı. Bizim çalıştığımız iki matbaada kapandı. Matbaalar kapalıyken satışların artması nasıl söz konusu olabilir. Bizimkiler kapandıysa başkaları da aynı sorunu yaşamıştır. İnternet satışı okuyucunun avantajına takibi. Şunu açıklamak isterim ki internet indiriminin bize yönelik artısı eksisi söz konusu değil. İnternet satışının bizim genel satışı karşılaması mümkün değil. Kargo sistemi de açıkçası buna uygun değil. Bazı günler mesela kargolar bıraktı paketleri burada, almaya gelemediler. Çeşitli aksamalar yaşadık bu sebeple.

Küçük yayınevleri devletten herhangi bir destek alamadı. Kurumsal bir yapıya sahip olmak gerekiyordu. Biz aldık iki ay sürecinde ama çok komik bir miktardı. Çalışanlarımızın yüzde 60 maaşını karşılayacak şekilde alabildik. Ama biz bunu yüzde yüze tamamlayarak ödeme yaptık. 15 kişi izinli oldu 5 kişi çalışmaya devam etti ama şöyle bir durum da oldu eğer satışlarınız aynı devam ediyorsa yardımdan yararlanamazsınız dediler. Sigorta primlerini ertelediler, iptal etmediler. Bu yüzden kış aylarında çift prim ödemek zorunda kalacağız. Ki ortam daha kötü olacak kış aylarında. Diğer ülkelerde hibe olarak verilen şeyler bizde borçlandırma.

Son zamanlarda yaşanan kur krizine karşı şunu diyebilirim. Bir kitabın basımında 5 masraf kalemi bulunmaktadır. Bunlardan birincisi matbaa gideri. Bu tamamen dövize bağlı. İkincisi kâğıt bedeli ve bu da dövize bağlı. Üçüncüsü ise copyright bedeli bu da dövize bağlı. Dördüncü ise redaksiyon gideri, beşinci ise işletme gideri. Sadece son iki gider Türk lirasına bağlı. Bizim gibi çeviri yayını fazla olan yayınevleri için copyright bedeli ciddi bir masraf oluşturmakta. Copyright bedeli şu an için tüm yayınevlerinin sorunu ama tamamen yerli yayın basan yayınevleri için ciddi bir sıkıntı oluşturmamakta.

Türkiye’de dışa bağımlılığı en fazla olan sektör matbaacılıktır. Neredeyse yüzde 95 dışa bağımlılık söz konusu. Matbaa denilince herkes kâğıt olarak düşünüyor ama sırf kâğıt değil. Türkiye’de de kâğıt fabrikası var ancak üretilen kâğıt ihtiyacın yüzde10’nu anca karşılar. Matbaa makineleri tamamen ithal. Yerli üretim ya da yeni makine söz konusu değil. Kalıp dediğimiz bir şey var 200gr alüminyumun fiyatı 2.5 dolar. Kalıbı bir sefer kullanıyorsun. Kaukçuk diye bir şey var. 1000 küsur lira. Kaukçuk maksimum bir ay kullanılıyor. Bir ayda kullanılabilir, bir saatte.
Geçen sene yaşanan kur krizinde şöyle bir durum vardı. O zaman kur bir anda pik yapmıştı ama bugüne baktığımızda 6 ayda yüzde 2.5 artış söz konusu. O zamandan daha fazla bir artış söz konusu.






PAYLAŞ:

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

İngiltere’ye Giriş Çıkışlar Kapatılacak

Boris Johnson, Covid-19 nedeniyle İngiltere’ye giriş çıkışların kapatılacağını duyurdu. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19’un henüz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir