14 Ağustos 2022, Pazar

25 Kasım’a Giderken Kadınlar: İsyanımız Bitmedi, Hayatlarımız İçin Mücadeleye

Tam 60 yıl önce Dominikli Patria, Minerva ve Maria Mirabel kız kardeşlerin, yani Kelebeklerin ülkeyi 30 yıl boyunca baskı altında tutan diktatör Trujillo’ya karşı mücadelesi, diktatörü çok korkutmuş olmalı ki; 25 Kasım 1960’da 3 kız kardeş devlet güçleri tarafından tecavüz edilerek öldürüldü. Kadınların baskıya karşı mücadelesinin böylelikle sindirileceğini düşünen diktatör çok yanılıyordu. Bu katliamın ardından patlayan öfke, diktatörü tam 1 sene sonra düşürdü. Kadınlar, 1981 yılından bu yana her 25 Kasım’ı kadınlara yönelen şiddet ve baskıya karşı dayanışma ve mücadele günü olarak eylem takvimine işledi.

Kadınlar 25 Kasım’da kadın cinayetlerine, şiddete, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa ve krizin giderek derinleştirdiği yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı talepleriyle Türkiye’nin birçok ilinde alanlara çıkacak.

AYŞEGÜL KAPLAN/KOZMOPOLİTİK

25 Kasım’a giderken; Türkiye İşçi Partili Kadınlar, Halkevci Kadınlar, Nar Kadın Dayanışması ve 25 Kasım Kadın Platformu’nun değerlendirmelerini, taleplerini ve mücadele çağrıları konuştuk.

 25 Kasım Kadın Platformu üyesi Şenay Kumuz, “25 Kasım taleplerine geçmeden önce kadın cinayetlerinin toplumda infiale yol açmadığı yönündeki görüşlere karşı şöyle cevap veriyor: Geçmişten bugüne kadınlar erkekler tarafından vahşice katlediliyor. Bu katliamlar maalesef iktidar söyleminde ve çizgisinde duran medya tarafından bir yöntem olarak bizlere gösteriliyor. Bu yöntem ise her gün yeni failleri karşımıza çıkartıyor. Katledilen kadınlar bir ‘erk’ tarafından; eşi, ağabeyi, erkek kardeşi, sevgilisi, flörtü tarafından vahşice öldürülmektedir. LGBT’liler içinse bir nefret söylemi sonucunda katledildiğini söyleyebiliriz. Diri diri yakılan Pınar Gültekin’i duyduğumuzda sadece kadın mücadelesi içerisinde olanlar değil, bir çok alandan; muhafazakar kesimlerden bile tepkiler gelmişti. Sonraki günlerde de bir dizi eylemlerle protesto edilmişti. Bugün ise Pınar Gültekin’in vahşice katliamını aratmayacak biçimde yeni katliamlar yaşandı ve bu katliamların faillerine herhangi bir ceza yaptırımı sağlanmadı. Böylece failleri bir şekilde aklandı. Toplumun düşünceleri yargının ve iktidarın kadın cinayetleri meselesindeki yaklaşımının, failleri değil, katledilen kadınların korunması konusunda bir farkındalık yaratmıştır. Bizler kadın hareketi içerisindeki mücadele biçimini sokaklarda ararken, toplumun kadın harekatı konusundaki diğer duyarlı kesim ise kadın sorunsalını iktidarın bu konuyu değiştirmesi gerektiğini düşünmektedirler. Dolayısıyla bir duyarsızlıktan bahsedemeyiz” diyor.

TÜM KADINLARA EŞİTLİK İSTİYORUZ

Kumuz,” 25 Kasım taleplerinin geçmiş dönemlerden çok farklı olmadığını söylüyor. Kumuz, Tabi ki önceliğimiz kadın katliamlarının her yönden son bulmasıdır. Faillerin cezalandırılması, kadınların faillerden, kamusal alandaki şiddetten korunmasını talep ediyoruz. Kadının yargı mercilerine başvurularında haklarını korumak amacıyla taraflarına yaptırım sağlanması önceliğimizdir. Bu yaptırımlar; fiziksel şiddetten korunabilmesi, barınma sorunlarının çözülmesi, ekonomik anlamda kadınlara destek sağlanmasıdır. Aksi takdirde kadınlar uğramış oldukları hak ihlallerinden ötürü her hangi bir yaptırım alamadığı takdirde yargı mercileri tarafından ikinci kez hak ihlaline maruz bırakılacaktır. Toplumsal eşitliğin sağlanabilmesi için, eşit işe eşit ücret verilmesini istiyoruz. Diğer bir hak ihlali olarak, LGBT’lilerin yaşadıkları her türlü ayrımcılığın ve ötekileştirilmelerin getirmiş olduğu nefret söylemlerinin son bulmasını istiyoruz. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeksizin tüm kadınlara eşitlik sağlanmasını talep ediyoruz” ifadesini kullanıyor.

Şenay Kumuz

KADINLARI SOKAĞA ÇAĞIRIYORUZ

25 Kasım için platform olarak yapılan hazırlıklara değinen Kumuz, “25 Kasım platformu her daha güçlü bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Mirabal kardeşlerden devraldığımız mücadeleyi daha geniş kadın kitlelerine ulaştırarak, sorunlarımızın çözüm noktasında ortak bir mücadele fikri ile buluşmaya davet ediyoruz. Hazırladığımız afiş ve bildirileri şehrin farklı noktalarında dağıtarak, daha çok kadına temas etmeyi hedefliyoruz. Yine hazırladığımız stikerları üniversitelerdeki genç kadınların görebileceği şekilde yapmayı planlıyoruz. Bununla birlikte kamusal alanlara ulaşarak buralarda da stikerlarımızı yapıştırmak ve nihai yerelde, mahallelerde daha görünür olmak ve kadına ulaşmak için buralara gitmeyi ve çağrı yapmayı planlıyoruz. 25 Kasım günü tüm kadınları Taksim’de tünelde yapacağımız eylemlere çağırmak olacaktır. Sokaklardan, iş yerlerine, hayatın her alanındaki kadınları 25 Kasım günü sokağa çağıracağız…” diyor.

ERKEK-DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI İSYANIMIZ BİTMEDİ

Kumuz, “Her yıl yürüttüğümüz tartışmalar sonucunda, ortaklaşa belirlediğimiz ana sloganımız ile başta basına ve kamuoyuna çeşitli çağrılarda bulunacağız. Bu yıl da belirlediğimiz ERKEK-DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI İSYANIMIZ BİTMEDİ BÜYÜYOR HAYATLARIMIZ İÇİN MÜCADELE şiarı ile aslında bizlere yönelik her türlü saldırıya rağmen taleplerimizden vazgeçmediğimizi, bir gece yarısı kararnamesi ile kadınların ellerinden alınan İstanbul sözleşmesinin feshine rağmen mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimizi yine aynı şiarla devam ettireceğiz. 25 Kasım günü saat 19:30 da tünel meydanın da toplanıp eylemimizi gerçekleştireceğiz” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kadın Bürosu Sorumlu Merkez Komitesi üyesi Sevgi Gülmez, Türkiye’de sistematik bir şekilde artan kadın cinayetlerinin sorumlularının yetkililerin cezasızlık politikasının bir sonucu olduğunun altını çiziyor. Gülmez, Her gün en az 3 kadının erkek şiddeti ile hayatını kaybettiği ülkemizde kaybettiğimiz her kadın, bir evlat, bir anne ,bir kardeş olmasına rağmen sadece istatistiki birer veri haline geldi. Bunda da İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin büyük bir payı var. Sistemdeki açık, önleyici ve koruyucu tedbirler olmadığı için yaşanan şiddet olayları, indirimler ve cezasızlık politikasıyla da devam ediyor” diyor.

Sevgi Gülmez

KADINLAR OLARAK YAŞAMDA İNAT EDİYORUZ

Türkiye İşçi Partili Kadınlar olarak sokaklarda olmaya devam edeceklerini söyleyen Gülmez, bu sene de her sene olduğu gibi 25 Kasım’da bulunduğumuz her ilde kadın platformları ile ortak eylemlerle alanlara çıkıyoruz. Öncesinde illerde çeşitli etkinliklerle şiddetle mücadele farkındalığımızı arttırıyoruz. Bir araya gelip konuşmak bile bize güç veriyor” dedi.

Son olarak çağrıda bulunan Gülmez, “Haklarımıza hayatlarımıza sahip çıkıp kadına yönelik şiddete ve yoksulluğa karşı yaşamda inat ediyoruz. Hayatın yarısıyız. Tüm kadınları alanlara sesimize ses gücümüze güç katmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Nar Kadın Dayanışması’ndan Çiçek Çatalkaya, 25 Kasım’a giderken artan kadın cinayetlerini ve cezasızlık politikasının altını çiziyor. Çatalkaya, “Kadın cinayetleri ile ilgili erkeklerin sunduğu bahaneler de, erkek adaletin verdiği kararlar da kadınlar tarafından kabul görmüyor. Sadece örgütlü kadın mücadelesi yürüten kadınlar değil, bağımsız kadınlar tarafından da kabul görmüyor; mesela Taksim Meydanında bir kadın tek başına çocuk istismarlarına karşı bir dövizle oturmuştu ve gözaltına alınmıştı. Kadın ‘örgütlü değilim, çocuklarım var ve artık dayanamıyorum.’ demişti. Hiçbir kadın dayanamıyor artık, bazı zamanlarda hareketlilik azalabilir fakat form değiştiriyor. Sosyal medyada daha fazla gündem oluyor, diğer politik olayların aksine kadın cinayetleri ile ilgili eylemlilikler sadece sosyal medya ile sınırlı kalmıyor. Bildiğimiz anlamda sokağa eylem olarak yansımıyor olabilir ancak toplumun en dinamik kesiminde, yani kadınlarda büyük bir öfke birikiyor. Ve bu öfke 8 Mart, 25 Kasım gibi sembolik günlerde açığa çıkıyor” diyor.

Çiçek Çatlkaya

Çatalkaya, “Türkiye’de her gün üç kadın öldürülüyor diyoruz fakat bildiğiniz üzere bunlar eski veriler, TÜİK yıllardır kadın cinayetlerine dair istatistik tutmuyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2021’in ilk 6 ayında 130 kadın öldürüldü fakat son zamanlarda artan başka bir cinayet türü yaygınlaşmaya başladı; intihar süsü verilmiş cinayetler, şüpheli ölümler… Aslında katili belli olan bu ölümlerde erkek ceza almıyor. Şüpheli ölümlerle cezasızlık artarken kadın cinayeti sayıları da düşmüş oluyor. Bu şüpheli ölümler de artık kadınlar tarafından ortaya çıkarılmaya çalışıyor ve Türkiye’deki kadın hareketinin omuzlarına başka yükler de yüklüyor” diyor.

KADINLAR, AKP’Yİ GERİLETTİ

Nar Kadın Dayanışması olarak taleplerini sıralayan Çatalkaya, “Kadınların her 25 Kasım’da olduğu gibi bu 25 Kasım’da da faillerin cezalandırılması, kadın cinayetleri, çocuk istismarı suçlarında iyi hal indirimlerinin uygulanmaması, hayatta kalmak adına, öldürülmemek için kendini savunan Nevin’in, Çilem’in serbest bırakılması, sokakların kadınlar için güvenli hale getirilmesi, Türkiye’de de tırmanışta olan bireysel silahlanmanın engellenmesi taleplerimiz var. Yaşam hakkımızı istiyoruz, sokaklarda, evde güvenli olmak istiyoruz. Bunların sağlanmasında önemli bir kılavuz olan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istiyoruz. Bir gece yarısı kararnamesiyle sözleşmeden çıkılmasını kabul etmiyoruz. Sözleşmenin eksiksiz uygulanmasını talep ediyoruz. Ve elbette, kadınları bu şiddet cenderesine sıkıştıran siyasal islamcı AKP rejimine karşı sözümüzü de yine sokağa taşıyacağız. Zaten ağır aksak işleyen hukuk sistemini bertaraf eden, en çok kadınlar için gerekli olan laikliği fiilen ortadan kaldırmaya çalışan, dini referanslarla gerici bir toplumsal hayat hayali içinde olan AKP bu hayalini özellikle kadınlar üzerinden gerçekleştirmeye çabaladı ama kadınların direngen tutumu her defasında iktidarı geriletti. Kadınların yıllardır ödediği tüm bedellere rağmen, bizden koparılan her bir kız kardeşimizin ödediği bedele rağmen kadınların direngenliği bizim için geleceğe umutla bakmak anlamına geliyor” ifadesini kullanıyor.

KADIN MÜCADELESİ LAİKLİK MÜCADELESİNDEN AYRI DÜŞEMEZ


Laikliğin kadın mücadelesinin vazgeçilmez olduğunu söyleyen Çatalkaya, “AKP’nin uyguladığı dinci gerici politikalar, laiklik, dini bir perdeyle örtülen istismar gibi konularda feminist hareket içerisinde zaman zaman farklı yaklaşımlar gelişebiliyor, kadınların öncelikleriyle feminist hareketin gündemi ve öncelikleri örtüşemeyebiliyor, bu anlamda gündelik gerçekliğin gerisine düşebiliyor. Siyasal islamcıların yıllardır kadınların kazanımlarını iç etmeye çalışmasını görüyoruz. Kadın mücadelesi laiklik mücadelesinden ayrı düşemez. Laiklik mücadelesinden vazgeçmememiz ve kazanımlarına sahip çıkmamız gerekir.

Kadın hareketinde birleşik mücadelenin önemini vurgulayan ve bu mücadeleyi daha da büyütmenin yollarının aranması gerektiğini söyleyen Çatakya, Yaklaşık 20 yıldır her alanda, her kurumda yerleşik hale gelen tarikatlarla, cemaatlerle mücadeleyi hangi kavramlar, hangi politik hat etrafında yürüteceğimiz de kadınların ayrıca gündemi olmalı.” diyor.

KADINLARI SOKAKLARA ÇAĞIRIYORUZ

Halkevci Kadınlar’dan Atike Eski, Kadın cinayetlerinin artığının bunun nedenin cezasızlık politikası olduğunun altını çiziyor. Eski, “Sokak röportajlarında, sosyal medyada gündem oluyor. Uzan zamandır çünkü birçok vaka sosyal medyadan oluşan kamuoyu sonucu faillerin ceza almasıyla sonuçlandı. İnsanlar da bunun farkında artık” diyor.

Eski, Halkevci Kadınlar’ın 25 Kasıma giderken taleplerini sıralıyor ve İstanbul Sözleşmesinin yeniden yürürlüğe girip etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini vurguluyor.

Atike Eski

Eski, İstanbul Sözleşmesi Bizim! Erkek devlet şiddetine karşı dayanışmaya, mücadele çağrısı ile bu sene kadınları bulundukları her yerde 25 Kasım günü sokaklara çağırıyoruz. Ekonomik kriz en çok da kadınları etkiledi biz kadınlar geçinmek istiyoruz. Kiraların düşürülmesini yaşanabilir ücret talebini her yerde dile getiriyoruz. Erkek şiddetine, cinayetlere karşı acil etkin ceza önlemlerinin alınmasını talep ediyoruz. Ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanmasını” ifadelerini kullanıyor.

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Kılıçdaroğlu’nun Hükûmete Yönelttiği 4 Soru CHP Genel Merkezi’ne Asıldı!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sığınmacılar konusunda hükûmete yönelttiği 4 sorudan oluşan pankart …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.