25 Ekim 2021, Pazartesi

Araştırma: Narsistler Kariyer Basamaklarını Neden Hızlı Tırmanır?

Narsist CEO’ların yarattığı tehlikeler konusunda epey yazı yazılmıştır. Bu kişiler şirketlerde bireyci bir kültürün yayılmasına, işbirliğinin ve bütünlüğün bozulmasına neden olurlar. Şirketin uzun vadede dayanıklılığını olumsuz etkileyecek hızlı ve riskli kararlarıyla bilinir bu insanlar.

Narsist CEO’ların yarattığı tehlikeler konusunda epey yazı yazılmıştır. Bu kişiler şirketlerde bireyci bir kültürün yayılmasına, işbirliğinin ve bütünlüğün bozulmasına neden olurlar. Şirketin uzun vadede dayanıklılığını olumsuz etkileyecek hızlı ve riskli kararlarıyla bilinir bu insanlar. Bir de idari yolsuzluklar, vergi kaçırma girişimleri vb. ile…

Yönetim bilimi alanında araştırma yapanlar, 2001’de enerji şirketi Enron’un çöküşünü örnek gösterip, narsistliğin şirketleri yıkıma götürebileceğini bile söyler.

Peki, narsist liderlerle ilgili bu kadar kaygı verici sorunlar dile getirilirken nasıl oluyor da aşırı özgüvenli ve kendisini merkeze alan bu insanlar lider pozisyonlara gelebiliyor? Narsistlerin hırsları ve güç zehirlenmesinin terfilerinde bir rolü var mı? Yoksa narsist liderler ortalama bir işyeri açısından çok da yaygın görülen bir sorun değil mi?

İtalyan araştırmacıların yayımladığı yeni bir araştırma, bu sorulara cevap aradığı gibi, şirketlerin çalışanlarını seçme ve ödüllendirme yöntemleri konusunda da ilginç veriler sunuyor.

‘Yıldızlar’ nasıl doğuyor?
Narsist kişiliklerin diğer insanlardan daha hızlı ilerleyeceğini düşünmek için yeterince neden var. Tevazu sahibi olmayan bu kişiler kendilerini iyi ‘pazarlayabilir’, çok saygı hak etmediklerinde bile katkılarının görülmesini sağlayabilirler. 2017’de yapılan bir araştırma, narsistlerin kendi performanslarıyla ilgili abartılı algılarının, gerçek başarılarının objektif ölçütleriyle eşdeğer olmadığını göstermişti.

Kendileri hakkında abartılı düşünceleriyle narsistler ayrıca geleceğe yönelik daha yüksek hedefler koyabilir ve bununla patronlarını ya da işe alım için mülakat yapan kişileri etkileyebilir.

Ancak bunların hiçbiri kaçınılmaz değildir. Narsist kişiliklerin sürekli dikkat çekmek için açlık göstermesinin, etraflarındaki insanları yabancılaştırdığı da söylenebilir. Adil bir dünyada, temelsiz kibir bir süre sonra ortaya çıkar ve daha alçakgönüllü insanların samimi çabası yerini bulur. (Tıpkı Ezop masallarında sebatkar kaplumbağa ile kendini beğenmiş tembel tavşanın yarışının sonu gibi).

Bugüne değin bu iki senaryodan hangisinin daha gerçek olduğu bilinmiyordu. İtalya’daki Bozen-Bolzano Özgür Üniversitesi’nde doçent Paola Rovelli ile Milano Politeknik Üniversitesi’nde doktora öğrencisi Camilla Curnis bunu araştırmaya karar verdi. Bunun için İtalya’daki üst düzey yöneticilerle anketler yaptılar.

Rovelli ve Curnis, “CEO narsistliği konusuna ilgi göstermeye başladığımızda, bu alandaki araştırmaların daha çok bu özelliğin şirketler üzerindeki etkileri üzerine odaklanmış olduğunu gördük” diyor.


Narsistleri tespit etmek
Araştırmaları esas olarak 200 İtalyan CEO ile daha önce yapılmış bir ankete dayanıyordu. Yöneticiler ankette ayrıntılı sorulara cevap vermişti. Rovelli ve Curnis de bunun devamı olacak şekilde CEO’lara Narsist Kişilik Envanteri adıyla bir test uygulamış ve 40 çift ifadeden birini seçmelerini istemişti.

Envanterde şu tür ifadeler vardı:

1:a) İnsanları etkileme konusunda doğal yeteneğim var b) İnsanları etkilemede iyi değilim

2:a) İnsanlar bana iltifat ettiğinde bazen utanırım b) İyi olduğumu biliyorum çünkü herkes bana öyle olduğumu söylüyor

3:a) Dünyayı yönetme düşüncesi beni ürkütüyor b) Dünyayı ben yönetseydim çok daha iyi bir yer olurdu

4:a) Hak ettiğim saygıyı görmede ısrarlıyım b) Genellikle hak ettiğim saygıyı görüyorum

Seçeneklerden biri daima diğerine göre kendine önem vermeyi öne çıkaran bir ifade içeriyordu. Ankete katılan kişinin kaç kez narsist seçeneği tercih ettiğine bakılarak, bu özelliğin gerçek hayatta ne tür davranışlara yol açtığını tahmin etmeyi sağlayacak bir NPI skoru veriliyordu.

Rovelli ve Curnis bu skorları kişilerin özgeçmişlerindeki bilgilerle karşılaştırdı. Bu bilgiler onların eğitimleri, mesleki tecrübeleri, işyerlerindeki pozisyon ve terfileriyle ilgili detaylar içeriyordu.

Genel olarak, narsistlik özelliği yüksek kişilerin, benzer vasıflara sahip diğer adaylara kıyasla CEO pozisyonuna yüzde 29 daha hızlı geçiş yaptıklarını tespit ettiler. Ne yazık ki, çok çalışkan ama alçakgönüllü kişiler karşısında, narsislerin sürekli kendilerini öne çıkarma girişimleri uzun vadede işe yaramış görünüyordu.

Ancak narsistliğin kariyer üzerindeki etkisi kişinin cinsiyetine göre değişebiliyor. Gizli veya açık cinsiyetçilik nedeniyle işe alım yapan kişiler genellikle erkeklerde hırsa daha esnek bakıyor. Rovelli ve Curnis, kadınların narsistlik skorunun daha düşük olma eğilimi taşıdığını, ancak genel olarak kadın CEO sayısının azlığının kendi anketlerine de yansıması nedeniyle bu konuda kesin yargıya varamadıklarını belirtiyor.

Rovelli ve Curnis, elde ettikleri sonuçların “endişe verici” olduğunu, işyerleri açısından ciddi konulara işaret ettiğini, şirketler açısından yol açtıkları sorunlar bilinse de narsistlerin yeğlendiğini söylüyor.

Narsistlerin kariyer basamaklarında hızlı yükselişi, onlardan beklenen sorumlulukları yerine getirmeleri için gerekli tecrübeden yoksun kalmalarına yol açabilir. Bu da onların hızlı ve dürüst olmayan bir şekilde karar almalarının etkilerini daha da ağırlaştırabilir.

Ne tür önlemler alınabilir?
Neyse ki narsist kişiliklerin işyerindeki etkisini sınırlayabilecek bazı pratik önlemler alınabilir.

Öncelikle daha akıllıca bir işe alım süreci işetilmeli, sorunlu eğilimlere sahip kişilerin işyerine zarar verecek pozisyonuna getirilmeden önce bu özellikleri tespit edilmeli. Referansların ve özgeçmiş kontrollerinin yapılması önemli bir adım olarak sayılıyor.

“İş, Kişilik ve Sosyal Medya’nın Karanlık Yüzü” adlı kitabın yazarı psikolog ve yazar Ian MacRae, üst düzey mevkiler için başvuru yapan kişi alımlı ve sevimli bulunduğunda bu kontrollerin bazen yapılmadığı konusunda uyarıyor.

MacRae’nin ikinci tavsiyesi ise işe alıma karar verecek panelin çeşitli mevkilerden insanlar içermesi ve adayın işyerindeki farklı statüdeki insanlara yaklaşımının izlenmesi. MacRae, narsistlerin üst düzey kişilerle ilişkilerde çok iyi olduğunu, ama düşük seviyede gördükleri insanlara daha farklı davrandığını söylüyor. “Panelde farklı mevkilerden insanların olmaması halinde bu özelliği tespit edemezsiniz” diyor.

MacRae, etik davranışın ödüllendirilmesi yoluyla narsist eğilimlerin engellenebileceğine inanıyor. “Eğer sistem sosyal davranışı ödüllendiriyor ve kabadayılık, dedikodu gibi antisosyal davranışa müsamaha göstermiyorsa, narsistler de kariyer basamaklarını tırmanmak için etkili olduğunu düşündükleri stratejileri kullanacaktır.”

İşyerinde narsist davranışla mücadele her zaman kolay olmaz. Bu davranışları tespit edip onlara karşı izlenebilecek bazı yollardan söz edilebilir. Örneğin, narsistler, otoritelerine doğrudan meydan okunmasından hoşlanmaz. Onların eylemlerini sorgulamak veya yeni bir strateji önermek gerektiğinde, onların egosuna hitap edecek şekilde yapılabilir. Önerilen planın nasıl onlara da yarayacağı açıkça ifade edilirse bu planı onaylama ihtimalleri artar.

Ayrıca yönetimdeki diğer kişilerin becerilerinizi görmelerini sağlarsanız, narsist yöneticilerin sizin başarılarınız üzerinden puan toplamasını da engelleyebilirsiniz. Narsistlerle karşı karşıyayken normal alçakgönüllü tavrınızdan biraz taviz vermek gerekebilir.

Başkalarının narsistliği ile uğraşmak iş hayatının tatsız gereklerinden biri olabilir. Ama bu davranışların ve yarattıkları risklerin farkında olunursa, onların böbürlenmelerinin haksız yere ödüllendirilmesi engellenebilir.

BBC Türkçe

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Erdoğan: Büyükelçilerin açıklamaları doğrudan ülkemizin egemenlik haklarını hedef almıştır

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklama yapıyor. Erdoğan’ın açıklamlarından …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir