20 Mayıs 2022, Cuma

CHP İstanbul İl Başkanlığı Hukuk Komisyonu’ndan 5 Nisan Avukatlar Günü Açıklaması

CHP İstanbul İl Başkanlığı Hukuk Komisyonu, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamada, “AİHM kararlarının uygulandığı ve halkın yargıya güven duyduğu bir düzende avukatlar olarak 5 Nisan’ı daha adil ve daha özgür bir şekilde kutlayacağız” düşüncesini dile getirdi.

Açıklamada, “Barıştan yana olan, elinde bir karanfille katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi olmak üzere, tevkille gittiği haciz mahallinde öldürülen genç meslektaşımız Av. Ersin Arslan’ı, gencecik yaşında kadın cinayetine kurban giden Av. Dilara Yıldız’ı ve yine ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar eden meslektaşlarımızı ve tüm hayatını kaybeden avukatlarımızı saygıyla anıyoruz.” denildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü

Adalete ve özgürlüğe uzanan yolda; hakkın, hukukun ve adaletin tecellisi için durmaksızın mücadele eden meslektaşlarımızın, avukatların günü bugün.

İktidarın her sene kuvvetle artırdığı hukuksuzlukların gölgesinde Avukatlar Günü’nü bugün buruk bir şekilde kutluyoruz. Bizler bugün, mesleğimizde yaşadığımız sorunlara, ekonomik güçlüklere, mesleğin itibarsızlaştırılmasına, meslekte uğradığımız şiddete, haciz mahallinde meslektaşlarımızın katledilmesine, savunma görevinden dolayı meslektaşlarımızın hukuksuzca cezaevlerinde tutulmasına rağmen, iktidarın hukuku soktuğu sarmala rağmen mesleğimizi ve hukuku savunmak için burada olduğumuzu bugün bir kez daha haykırmak istiyoruz.

Her ne kadar hukuksuz 2017 referandumuyla kuvvetler ayrılığı ilkesine son verilmiş olsa da önümüzdeki ilk seçimde tekrardan hâkim kılacağımız üzere; devlet yönetimimiz, yasama yürütme ve yargı olarak adlandırdığımız kuvvetler ayrılığı esasına dayanır. Yasama kuralları koyacak, yürütme yasamanın koyduğu kurallara göre devleti idare edecek, yargı ise yasamanın koyduğu kurallara hem yürütmenin ve idarenin hem de yurttaşların uyup uymadığını denetleyecek ve de son hükmü verecektir.

Avukatlar, genellikle bu 3 kurumun yargı ayağının içerisinde, hâkim ve savcıların yanında 3. bir yere konumlanır ve de yargının “savunma” unsuru olarak değerlendirilir. Oysa bu görüş hatalıdır. Çünkü bu değerlendirme avukatlık mesleğini dar bir alana hapsetme, sınırlarını daraltmaya yöneliktir. Çünkü avukatlar; meslekleri itibariyle içlerinde bulundukları toplulukların güvenilir insanı ve de yol göstericisidir. “Nerede toplum varsa, orada hukuk vardır” sözü, Roma’dan beri bizlere hukukun önemini anlatmakta ve de halen geçerliliğini korumaktadır. Mahallede, köyde, cemiyette, her zaman ve her yerde avukatlar, yurttaşların sorularına cevap verir ve de doğru yolu göstermeye çalışır.

Avukatlar bir toplumda yaşanan hak ihlallerini en çabuk tespit eden ve de bu ihlallere karşı çıkan meslek grubudur. Onun içindir ki avukat, diğer meslek gruplarına göre daha göz önünde ve de daha bir tehlike içerisindedir.

Ülkemiz çok ciddi bir şekilde hak ihlallerinin yaşandığı, vatandaşın yargıya inancını kaybettiği, avukatların mesleklerini icra edemez hale geldiği bir yere dönüşmüş durumdadır. Yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybettiği, adil yargılama hakkının ihlal edilerek hukuk katliamlarının yaşandığı siyasal davalarla herkesin susturulmaya çalışıldığı bir süreçteyiz.

Bugün özgür olmayan, yargı bağımsızlığı olmayan Türkiye’mizde avukatlar, baskıya zulme yasa dışılığa karşı çoban ateşlerini ilk yakan, baskıcı iktidara karşı en önde direnen meslek grubu olmuşlardır. Tüm bunlara rağmen, Türkiye’de avukatlar, onurlu direnişlerini devam ettirmekte, baskıya, zulme ve adaletsizliğe karşı en önde direnmeye devam etmektedirler.

Başta Genel Başkanımıza, Genel Başkan Yardımcılarımıza, Parti Meclisi üyelerimize, İstanbul İl Başkanımıza, tüm yurttaki diğer il başkanlarımıza, tüm belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize; gençlik ve kadın örgütü üyelerimize ve de tüm parti örgütümüze karşı zulmün, baskının ve adaletsizliğin aracı haline gelen, haksız ve hukuka aykırı açılmış olan ceza ve hukuk davalarında İstanbul İl Örgütüne mensup CHP’li avukatlar olarak daima hazır bulunduk, hazır bulunmaya da devam edeceğiz. Tıpkı Gezi, Tahir Elçi, Soma, Hendek, Boğaziçi, Çorlu ve diğer toplumsal davalarda olduğu gibi, bu davaları takip eden yurttaşlarımızla ve meslektaşlarımızla da dayanışmaya da devam edeceğiz. Geçmişten günümüze tüm seçim süreçlerinde olduğu gibi, daima görev bilinciyle; laik demokratik sosyal hukuk devleti şiarıyla sandıklarda direnmeye de devam edeceğiz. Kısacası bu ülkede yeni bir dönem başlayacak ve de avukatlar olarak, bu dönemin gelmesi için elimizden ne gelirse yapmaya da devam edeceğiz.

Tüm bu hukuksuzlukların yanında avukatların meslek sorunları ve ekonomik güvencesizlikleri de çözüm beklemektedir. Öyle ki iktidarın her sene Yargı Paketleri adı altında sunduğu teklifler mesleğin ve hukuk sisteminin içine düştüğü garabetten kurtarmaya yetmemiştir. Mesleğin sorunlarının ana etkenlerinden birincisi hukuk fakültelerinin yapısı ve sayısından kaynaklanmaktadır. Açık olmasına rağmen işlevi olmayan hukuk fakülteleri ve taleple orantısız şekilde açılan kontenjan fazlalığı hukuk eğitimindeki niteliği ve niceliği etkileyen en önemli faktör olup bu noktada yeni hukuk fakültelerinin açılmasının engellenmesi, mevcuttaki kontenjanların sayısının düşürülmesi, hukuk fakültelerinin teorik ve pratik eğitimindeki ezbere dayalı sistemden bir an önce uzaklaşılarak nitelikli bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Hukuk fakültelerinden mezun olanların sadece avukatlık değil, hakimlik, savcılık ve diğer hukuk disiplinlerinde kariyer yapmayı hedefleyeceği bir düzenin inşası şarttır. Böylelikle öngörülemez şekilde artan ve maalesef niteliksiz bir şekilde büyüyen avukat nüfusunu dengelemek mümkün olabilecektir.

Avukatlık mesleğinin ilk adımı olan stajyer avukatlıkta, stajyer avukat meslektaşlarımızın sorunlarının başında sigortasız ve asgari ücretin dahi altında olacak şekilde çalıştırılmaları gelmektedir. Stajyer avukatlar için sigorta zorunluğu ve maaş düzenlemelerinin bir an önce yasalaşması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra genç avukatların çoğu geçim derdi içerisindedir, kendi işini yapan genç avukatlar vergi yükü altında ezilmekte ve ofis masraflarını karşılamakta dahi güçlük yaşamaktadır. İşçi avukatlar ise çok düşük ücretlere çalıştırılmaktadır.

Genç avukatların yaşadıkları ekonomik zorluklar meslekte bir gelecek görememelerine neden olmaktadır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen şunu söylemek isteriz ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu sorunları biliyoruz ve iktidarımızda çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Ülkemizde avukatların yaşadığı tüm bu zorlukların yanı sıra iktidarın çoklu baro gibi bir düzenleme ile avukatlara dayatmak istediği ayrımcılığı da kabul etmiyoruz. Çoklu Baro düzenlemesiyle, meslek birliğini hiçe sayan, baroların toplumsal muhalefetini engellemek isteyen bu yapıyı Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ nun belirttiği üzere iktidarımızda kaldıracağız. Yakın gelecekte Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in inşası ile; yargının iktidarın baskısından arındırıldığı, hakim ve savcılar kurumunun bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuştuğu, AİHM kararlarının uygulandığı ve halkın yargıya güven duyduğu bir düzende hukuk devletinin güvencesi olan avukatlar olarak 5 Nisan’ı daha adil ve daha özgür bir şekilde kutlayacağız.

Burada başta barıştan yana olan, elinde bir karanfille katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi olmak üzere, tevkille gittiği haciz mahallinde öldürülen genç meslektaşımız Av. Ersin Arslan’ı, gencecik yaşında kadın cinayetine kurban giden Av. Dilara Yıldız’ı ve yine ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar eden meslektaşlarımızı ve tüm hayatını kaybeden avukatlarımızı saygıyla anıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi İl Hukuk Komisyonu adına tüm meslektaşlarımızın Avukatlar Günü’nü kutlar, saygılarımızı sunarız.”

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Hande Karacasu Serbest Bırakıldı

Göçmen sorununa değinen ‘Sessiz İstila’ videosunu yayınlayan spiker Hande Karacasu, gözaltına alınmasının ardından serbest bırakıldı. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.