14 Haziran 2021, Pazartesi

İklim Krizi: COP26 Nedir, Glasgow’daki Konferanstan Neler Beklenmeli?

Kasım ayında İskoçya’da yapılacak 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26), dünyada iklim konusunda atılacak adımlarla ilgili beklentileri yükseltti.

Peki COP26 olarak kısaltılan zirveyle ilgili neler biliyoruz?

COP, Türkçe’ye “Taraflar Konferansı” olarak çevrilebilecek “Conference of the Parties” ifadesinin kısaltması. Her yıl düzenlenen zirve, 197 ülkeyi bir araya getirerek, iklim değişikliğinin ve ülkelerin bununla nasıl mücadele edeceğinin tartışıldığı bir platform yaratıyor.

COP zirveleri, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) bünyesinde düzenleniyor.

Küresel ısınmaya yönelik hükümetler arası ilk çevre sözleşmesi olan UNFCCC’nin yürürlüğe girdiği 21 Mart 1994’ten bu yana, COP zirveleri düzenleniyor.

Bu yıl düzenlenecek COP26, 1-12 Kasım tarihleri arasında İskoçya’nın en büyük şehri Glasgow’da yapılacak.

COP26 neden önemli?
COP26, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığı 2015’ten bu yana kaydedilen gelişmenin değerlendirileceği ilk zirve olacak. Yakın geçmişe bakarak neler başarıldığı ve hangi konularda başarısız olunduğunun muhasebesi yapılacak.

Paris İklim Anlaşması, insanlığın iklim felaketinden kaçınmak için ortaya koyacağı “oyun planı” olarak özetlenebilir.

Anlaşmayla birlikte küresel ısınmayla ilgili önemli bir kriter resmen kabul gördü: Küresel ısınmanın, sanayi öncesi dönemlerdeki sıcaklık değerlerinin 1,5°C üzerine ulaşması, gezegende geri döndürülemez etkiler meydana getirebilir.

Bu plana sadık kalmak için eldeki araçlardan başlıcası COP zirveleri. Bu zirveleri, devre arasında futbolcuların toplanıp taktikleri konuşması ve herkesin kendi üzerine düşen görevi onaylaması gibi düşünmek mümkün.


Paris Anlaşması’nın yapıldığı COP21’de herkesin uymakla yükümlü olduğu belirlenen hedefler şunlardı:

Sera gazlarını azaltılmak
Yenilenebilir enerji üretimine hız vermek
Küresel ısınmayı 2°C’nin “oldukça altına” indirmek ve mümkünse 1,5°C ile sınırlamak
İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmeleri için yoksul ülkelere maddi yardım yapmak
Bu zirvede mutabık kalınan konulardan biri de, beş yılda bir “yolun neresinde olduğumuzu” görmek için değerlendirme yapmaktı. Bunun ilki 2020 yılına işaretliydi ancak koronavirüs salgını nedeniyle COP26, 2021’e ertelendi.

Covid-19 salgını neleri değiştirdi?
İklim değişikliği çizimi
Koronavirüs pandemisi yalnızca zirveyi bir yıl ötelemekle kalmadı, birçok çalışmayı da frenledi.

Tersinden, Covid salgını “ekonomik toparlanma” hakkında düşünmemiz için de eşsiz bir fırsat sundu.

Bu sıklıkta uçmak zorunda mıyız? Trafiğin en yoğun olduğu saatlerdeki karbon salınımı, uzaktan çalışma yoluyla azaltılabilir mi? Sanayi devrimi sonrası kentleşmenin yarattığı tahribatı restore etmeyi hedefleyen “kentsizleştirme” bir seçenek olabilir mi? Ve benzeri birçok soru, akıllarda yer etti.

ABD Başkanı Joe Biden şimdiden selefi Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararını geri çevirdi ve iklim dostu politikaların ABD ekonomisinin toparlanma sürecinde öncelik taşıyacağını ilan etti.

COP26’da bir araya gelen tüm ülkelerin iklim değişikliğine karşı net ve kararlı adımlar atması ve uzun erimli hedefler belirlemesi umuluyor.

COP26’nın ne başarması bekleniyor?

COP26’nın birçok hedefi var.

Öncelikle Madrid’de yapılan bir önceki COP25 zirvesinde çözümsüz kalan birçok konu var.

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’in o dönem yaptığı konuşma hatırlanabilir. Greta, dünya liderlerini iklim konusundaki eylemsizlikleri ve bilimsel kanıtları yok saymalarına karşı uyarmıştı.

Bu çağrılar dahi, iklim değişikliğinin sonucu olarak savunmasız ve yoksul ülkelerin uğradığı ekonomik kayıplar gibi kritik konularda görüş birliğine varılmasını sağlayamadı.


Karbon emisyonu kredisi ve karbon piyasası gibi bir sistemi kurmak konusunda da uzlaşılamadı.

Bu mekanizma, çevreyi kirletenlerin, neden oldukları karbon salınımı için ödeme yapmasını, daha yeşil ekonomilerin ise ‘karbon kredilerini’ satmasını amaçlıyor.

Adil görünüyor değil mi? Ancak bir de şunu düşünmek gerek: Zengin ülkelerin gerçek bir değişikliğe yönelmek yerine “parasını verip çevreyi kirletmesinin” önüne nasıl geçilecek? Ve örneğin bir ormanı yok eden ülkenin ne kadar ödeme yapması gerektiğine kim, nasıl karar verecek?

COP26’da tüm bu sorulara yanıt verilemeyebilir. Ama en azından herkesin aynı noktada olduğunu teyit etmek adına iklim hedefleriyle ilgili ortak bir takvim belirlenmesi gerekiyor. Bunun görece kolay olduğunu düşünebilirsiniz, ama maalesef değil.

Bu nedenle Glasgow’daki zirve, yeni hedefler belirlemeden önce eldeki mevcut tabloyu netleştirmeye yarayacak.
Birinci öncelik, ülkelerin 2030’a kadar karbon salınımını azaltmak için daha agresif ve hızlı adımlar atması ve bu yüzyılın ortasına kadar sıfır karbon salınımı hedefine uymalarını sağlamak olacak.

Bir diğer tartışma da doğa bazlı çözümler üzerine olacak. Bunun anlamı, iklim değişikliğiyle mücadelede yine doğanın kendisinden faydalanmak. Örneğin, seller ve kum fırtınalarının önüne geçmek için ağaçlandırma çalışmaları ya da karbon soğurma gibi çözümler üzerine tartışılacak.

Ekosistemleri korumak ve kömür kullanımını bitirmek gibi özel amaçlar için de hedefe dönük girişimler oluşturulması bekleniyor.

Bu zirveye Greta’nın katılması beklenmiyor. Ancak Papa’nın zirvede yer alacağı söylentileri var. Her durumda, COP26 yakından takip edilmeyi hak ediyor.

BBC Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Mehmet Metiner’den AKP’ye Çift Maaş Uyarısı: Siyasi Kırıma Dönüşebilir

AKP’li eski milletvekili ve Erdoğan’ın eski danışmanı Mehmet Metiner, bürokraside çift maaş uygulamasına son verilmesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir