19 Eylül 2021, Pazar

“Mülteci Meselesi, AKP-MHP Bloğunda Bir Çatırdamaya Yol Açacak”

Son günlerde Afganistan’dan Türkiye’ye yönelen göçün ardından ülkede yaşayan mülteciler ile ilgili gerek sosyal medya gerekse siyasilerden ayrımcı söylem ve nefret söylemi toplumdaki mülteci önyargısını artırdı.

Gazeteci yazar ve Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Türkiye’deki mülteci karşıtlığını, hükümetin mülteci politikasını, AKP’nin çözümsüzlüğe varan göç politikasını sitemize değerlendirdi.

Mülteci düşmanlığının temel nedenleri arasında sosyo-ekonomik etkenler olduğunu söyleyen Akdeniz, Savaşlar ve yoksulluk göç üretir. Bunları üreten nedir, kimdir? Kapitalist emperyalist sistem. İlginçtir ki bu krizleri yaratan bu sistem düşman olarak halkın önüne yine bir ‘öteki’ yerleştirebiliyor. Burjuvazi yüzlerce yıllık yönetim tecrübesi ile bu manipülasyonu başarılı bir şekilde gerçekleştirme pratiği kazandı. ‘Ekonomik kriz var bir de mültecilere mi bakacağız’, ‘Bizim halkımız aç mültecileri doyuruyorlar’ gibi söylemler bu pratiğin sokağa birer yansıması. Belki kasıtlı, belki kasıtsız deniz kenarından mülteci görüntüleri de anlık öfke patlamalarına neden olabiliyor. Bunun da arka planında ‘Ben gidemiyorken’ düşüncesi yatıyor kuşkusuz.” diyor.

“İŞ CİNAYETLERİNDE YAŞAMINI YİTİREN MÜLTECİ SAYISI ARTTI”

Türkiye’de Uygulamada zaten sorunlu olan işçi sağlığı ve güvenliği mültecilerde neredeyse hiç uygulanmadığının altını çizen Akdeniz, ‘Mülteciler işimizi elimizden aldı’ söyleminin dolaylı olarak doğruluk payı olsa da göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var. Onlar en ağır işlerde güvencesiz ve en ucuza yer yer bedavaya çalışıyorlar. 4-5 ay çalıştırıp ücretini ödemeden mülteciyi kovan çok işyeri patronu var. İSİG raporlarını da incelediğinizde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren mültecilerin sayısının arttığını görebilirsiniz. Bu durumu patronlar kullanıyor. Mülteciler gelmeden önce ‘Gençler iş beğenmiyor’ söylemi yaygındı. Hatta dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de bu söylemi kullanmıştı. Fakat sahadan haberlerle bu defalarca yalanlandı. Şimdi mülteciler burjuvazinin çeşitli kesimlerinden de itiraf edildiği üzere bir fırsat olarak kullanıldı. En ağır işlerde en ucuza çalıştılar. Bunu Türkiyeli işçilere karşı da kullandı patronlar! Mültecilerle birlikte bu koşulları yukarıya çekmektir hem mültecileri hem yerli işçileri kurtaracak olan. Çalışma izni çıkmalı. Bu iki taraf için ortak bir çözümdür.” diyor.

Ercüment Akdeniz

“MÜLTECİLER ENDİŞELİ”

Siz sürekli olarak mülteciler ile temas halindesiniz mültecilerde de bu çözümsüzlüğe dönük bir öfke ve endişe var mı sorumuza Akdeniz şöyle yanıt veriyor:
Öfke, Suriyeli mültecilerde yeni yeni oluşmaya başladı ama şöyle; ’10 yıl oldu buradayız ne vatandaşlık alabiliyoruz ne geri dönebiliyoruz. Türkiye bize kapılarını açtı teşekkürler ama 10 yıl geçti durumumuz ne olacak’ şeklinde. Orada da nüve halinde iktidara biriken bir tepki var. Denizli’den Suriyeli bir mülteci arkadaşımızın söylemiyle örneklendireyim. Misafir söylemine tepkili. Şöyle anlatıyor durumu:
“Halk bizi maaş alıyor sanıyor. Maaş aldığımız yok, çalışıyoruz. Avrupa da eğitim ve sağlık için para veriyor.”
Endişe tabi ki oldukça yaygın. Suriyelilerde de, Afganlarda da yanı sıra İranlı mültecilerde de endişe var. Çözümsüzlük bir yanda diğer yanda geçinememe ve şimdi de yükselen mülteci karşıtlığı büyük bir endişe oluşturuyor. Ev bulmaktan tutun da sokakta yürüyebilmeye kadar özellikle burjuva muhalefetin yarattığı mülteci karşıtlığı, mültecileri tedirgin ediyor. Sahadan gelen bilgiler karşıtlığın sokakta çocuklara tepki göstermeye kadar vardığını söylüyor.
İranlı mültecilerin endişesi de üçüncü bir ülkeye gidememe durumu. Uluslararası Koruma Başvuruları var fakat 7 yıl, 10 yıldır Türkiye’de olan, gidemeyen mülteciler var. Öte yandan geri gönderilme endişesi de yaygın.” ifadesini kullanıyor.

“MÜLTECİ MESELESİ AKP-MHP İTTİFAKINI ÇATIRDATACAK”

Birçok ülkeden gelen ve Türkiye’de senelerdir belirsiz ve çözümsüz bir şekilde yaşayan ve mevcut hükümet ile mülteci politikasının yurttaş politikasına dönüşmesinin mümkün olmadığını söylüyor Akdeniz, “AKP mülteci nüfusunu hem Suriye hem de AB’ye karşı bir koz olarak kullanma politikası izliyor. İzlediği politikalardan biri bu. Diğeri de onları bir tebaa toplumu görerek neo-osmanlıcı politikalarının dayanağı haline getirmeye çalışıyor. Çözüm olmadığı gibi bunun sürdürülebilir yanı da yok. Nitekim duvara tosladığını, çeşitli gaflarla niyetini açık ettiğini görüyoruz. Tabi ilerleyen süreçte mülteci meselesinin AKP-MHP bloğunda bir çatırdamaya da yol açacağını tahmin etmek mümkün.” diyor.

Adeniz,”Burjuva muhalefet de halkta biriken öfkeden oy devşirme kaygısı ile ‘Geri göndereceğiz’ söylemini öne çıkarmayı tercih etti. Bu oya dönüşür mü dönüşmez mi o da tartışılır. Bu kapı büyük ölçüde halklar arasında düşmanlık yaratmaya açılıyor. Çözümsüzlüğe açılıyor. Türkiye’de doğan mülteci sayısı 1 milyona yaklaşmışken geri gönderme söyleminin gerçekçi olmadığının kendi içlerinde de farkındalığı vardır. Bu söylemin yaratacağı düşmanlığı, yükselteceği ırkçılığı, bir başka tehlike de şiddete dönüşme eylemini nasıl çözmeyi planlıyorlar? Elbette CHP içinde daha çözüm odaklı düşünen çevreler de vardır fakat genel tablo yurttaş politikasından çok geri gönderme söylemi üzerinde durulduğu üzere.” diyor.

“TÜRKİYE GÖÇMEN DEPOSU”

Savaştan kaçan ve Türkiye’ye gelen mültecileri geri gönderme söyleminin gerçekliği olmadığını söyleyen Akdeniz,”
Dört milyon Suriyeli, yarım milyondan fazla Afgan mülteciyi geri dönüş koşulları sağlanmadan geri göndermek tabi ki gerçekçi değil. Bunun için öncelikle savaşın bitmesi, travmaların silinmesi gerekir. Geri döneceği ülkenin normalleşmesi değil iki gün, 2 yılda dahi mümkün görünmüyor. Hele ki Afganistan’da Taliban’ın büyük ölçüde kontrolü ele geçirdiğini düşünürsek Afganlar açısından geri dönüş daha uzak bir ihtimal.” diyor.


Akdeniz, Diyelim ki savaş bitti, ülke normale döndü. Türkiye’de doğan çocuk sayısı 1 milyona yaklaştı. 10 yıl önce doğan çocuklar orta okula gidiyor. Onlar artık buralı. İzmirli, İstanbullu, Adanalı, Hataylı… Suriye’yi hiç görmedi onlar. Geri dönmek istemiyorlar da. Geri dönme durumunda ailemiz bölünür mü endişesi taşıyan aileler de var. Türkiye’den Almanya’ya giden işçileri düşünelim! Emekli olup geri döneceklerdi. Olmadı. Orada evlendiler. Orada çocuk yaptılar. Yazları tatile geliyorlar sadece. Çocukları Türkçe bilmeyen aileler var. Mekanik konuşulsa da göç mekanik bir olgu değil. Birçok sosyal parametre var. Geri gönderme çok yönlü tartışılabilir. Koşullar sağlandığında dönmek isteyen döner. Bu koşulları yaratacak olan da sorunun kaynağı değil elbette. Çözümün bir parçası olursak bu koşulları sağlayabiliriz. Bir diğer nokta da Türkiye’nin göçmen deposu olma meselesi. Geri Kabul Anlaşması Türkiye’ye göçmen deposu olma rolü biçiyor. Bu anlaşma iptal edilmelidir. Göçü yaratanlar göçmenleri paylaşmalıdır. Sorumluluğu da sorunu da bölüşmelidir.” ifadesini kullanıyor.

AFGAN MÜLTECİLERDE 4 YILDIR ARTIŞ VAR”

Taliban’dan kaçan Afgan yurttaşlar Türkiye’ye gelmesi mevcut mülteci krizini siyaset sahnelerinde tekrardan tartışılmaya başlandı. Akdeniz bu durumun bu yıl için geçerli olmadığını son 4 yıldır Afgan’ların geldiğini söylüyor.

Akdeniz, Sınır köylerden çekilen videolar, Türkiye’nin Afganistan’da ileri karakol görme hevesi, tartışmaları alevlendirdi. AB’nin de Afgan göçüne dair kendince bir planı var. Türkiye’nin planı emperyalizmin taşeronluğundan öteye geçmiyor. Niyetlendiği, daha büyük pay istediği, Ortadoğu’da ‘Abilik’ görevine soyunduğu olsa da bağımlı kapitalist ülke olmanın gerçeği budur.

Afgan göçünün gündeme oturması, burjuva muhalefetin çıkışları bir hareketlilik yarattı. Cumhur-Millet iki kutuplu siyasetinden bıkan ama sosyalist partilerle de bağ kuramayan tartışmaya açık bir kitle var. Devrimci Demokratik Halk seçeneği ne derece güçlenirse mülteci sorunu da o derece çözüme kavuşabilir.” değerlendirmesini yapıyor.

AKP’nin göç politikası dışında bir seçeneğin olup olmadığını değerlendiren Akdeniz,” AKP’nin göç politikası, burjuvazinin kucağına itilmiş milyonlarca mülteci işçi olarak değerlendirilebilir. Bu milyonları geri gönderemez. AKP hem bir baskı unsuru olarak kullanıyor, hem de bağlayan uluslararası sözleşmeler var. Çözmek gibi bir gayesi de yok planı da. EMEP Göç Büromuzun hazırladığı ‘10. Yılında 10 Soruda Suriyeli Mülteciler ve Çözüm Önerileri’ başlıklı bir broşür çıkardık. Burada en çok tartışılan 10 soruyu ele aldık. Dağıtımını sürdürüyoruz. Öte yandan elbette birkaç maddede özetlemek zor olsa da 5 maddede güncel konuları ele alarak ortaya koyduğumuz çözüm önerileri var. Bunları da afiş ve bildiri haline getirerek mahallelerde, işçi duraklarında dağıtımını gerçekleştiriyoruz. Ekonomide de, mülteci meselesinde de, seçimler meselesinde de her konuda bizim devrimci demokratik halk seçeneğini ortaya koymamız bu üçüncü seçenek üzerinden bir platformda bir araya gelmemiz gerekiyor. İşi esası işçi enternasyonalizmidir.” diyor.

Ayşegül Kaplan /“Mülteci Meselesi, AKP-MHP Bloğunda Bir Çatırdamaya Yol Açacak”

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Bakanlık Onayladı: El Konulan İBB Arazilerine “Millet Bahçesi” Yapılacak

Tepki çeken Beykoz Çayırı’nın millet bahçesine dönüştürülmesi kararının ardından Güngören’de İBB’nin tüm itirazlara rağmen AKP’li …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir