23 Eylül 2021, Perşembe

Özgür Aybaş: Tekel Bayileri Halkın Parlamentosudur

Koronavirüs pandemisiyle mücadele için alınan önlemler kapsamında genelgede yer almamasına rağmen İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun alkollü içeceklerin satışının yasaklandığını söylemesi birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı. Tepkiler hala sürerken 22 İl Hıfzıssıhha Kurullarına dayandırılarak Valilikler alkollü içki satışına dair yasak kararları yayımladı. 17 günlük tam kapanma döneminde tekel bayilerinin kapalı olmasını, içki satışlarının yasaklanmasını ve mevcut durumu Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş kozmopolitik.com.tr‘ye değerlendirdi.

Özgür Aybaş 2011’den beri sektörde bulunuyor. TBP (Türkiye Tekel Bayiler Platformu) 2013 yılında çıkan akşam 10’dan sonra alkol satışını yasaklayan yasadan sonra artan baskılar ve zincir marketlerin oluşturduğu haksız rekabet sonucu ortaya çıktığını ifade eden Aybaş şu an 81 ilde toplam 12 bine yakın üyelerinin olduğunu söylüyor.

Yüksek vergiler nedeniyle içki tüketimi azalıyor. İçkiden toplanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), miktarı ise her yıl artıyor. Son olarak yılbaşında yüzde 17 oranında yapılan ÖTV zammının ardından içki fiyatları arttı. Yurttaş artık içki satın almıyor, evde içki üretmeye başlıyor. Ancak burada da engellerle karşılaşıyor. Yüksek fiyatlı içki nedeniyle merdiven altı üretim ve sahte içkiden kaynaklı ölüm haberleri de çoğaldı.

Hazine’nin kasasının büyük bölümü ÖTV gelirleri ile doluyor. Geçen yıl sadece içki ve tütün mamullerinden toplanan ÖTV 78,2 milyar lirayı geçti. Bunun 61,8 milyar lirası tütün mamullerinden olurken 16,4 milyar lirası ise içkilerden toplandı. İçkiden toplanan ÖTV miktarı bir yılda yüzde 11,8 arttı.

İçki fiyatlarının sürekli olarak arttığı ve içki alımının düşüş gösterdiği son yıllarda devletin tekel bayilerine herhangi bir yardım yapıp yapmadığını ve zincir marketlerle tekeller arasındaki haksız rekabet durumunu sorduğumuz Aybaş, ”Tekel bayileri birinci sınıf işletmeler olduğu için devlet desteği almıyoruz. Basit işletmelere devlet yardımı yapılıyor. Bizlerin de birinci sınıf olmamızın nedeni bu vergiler. Sigara satışı çok yüksek ancak sigaradan elde edilen kar yok denecek kadar az. Şöyle bir durumda var sigarada taban fiyat uygulaması var tavan yoktur sigarayı taban fiyatının altına satamazsanız ancak alkolde böyle bir uygulama yoktur. Alkolde taban fiyat yok bunu rekabet kurulu ve CİMER’e yazmamıza rağmen herhangi bir gelişme oldu. Bu durum haksız rekabete yol açmakta ve tüketici karşısında bizi zincir marketlere göre kazıkçı konuma sokmaktadır. İçki satışında en büyük haksız rekabet zincir marketlerin yaptığı uygulama. Zincir marketler merkezi alım yaptıklarından dolayı alkol firmaları indirim ve hibe uyguluyorlar bu da tekellere yansıyor. Bir biranın fiyatı 14 lira biz bunu 13.50 liraya satabiliriz ancak zincir marketler bizim aldığımızın da altında alıyorlar ve tüketici karşısında kazıkçı konumuna düşürüyor.” açıklamasında bulunuyor.

Özgür Aybaş

Tekellerin halkın parlamentosu olduğu iddiasında olan Aybaş bu iddiasını, ”Tekel bayileri halkın parlamentosudur çünkü bizler insanlarla iç içeyiz. Bizler sınıfsal ayrımcılığa karşıyız. Yaşasın halkların kardeşliği deriz. Küçük esnafa insanlar gelir derdini anlatır siyaset konuşur. Bizler aslında bir nevi rehabilitasyon merkeziyiz. Biz şu imajı yıkmaya çalışıyoruz akşama kadar kasanın arkasında oturur televizyon izleyen insanlar değiliz. Bizler kitap okuyan ülkenin durumunu analiz eden psikologlarız, sosyologlarız. Bizim meslek grubumuz içinde birçok akademisyen KHKlılar var. Devlet bize başka iş imkânı bırakmadı bizim gibi düşünen insanlara. Biz işimizden memnunuz ama cezalardan yasaklardan baskılardan yıldık. Biz tekel bayileri olarak şeriatın önündeki sarı öküz gibiyiz. Mevzilerimizi korumak zorundayız bu iş alkol meselesi değil. Özel yaşama yeme içme kültürüne kimse müdahale etmemeli biz insanlara kanıksamayın hiçbir şeyi dedik bakın iş buralara kadar geldi. Tekrar ediyorum tekel bayileri halkın parlamentosudur.” şeklinde açıklıyor.

İçki yasağının halkın yeme-içme kültürüne yaşam şekline müdahale olduğunu söyleyen Aybaş aynı zamanda genelge ile yetki saptırıldığının ve bir insanın iki dudağı arasından çıkan ben yasakladım ben ettim tavrının hukuki dayanağı olmayan etik dışı bir yaptırım olduğu görüşünde. Aybaş yaşam tarzına müdahaleyi, ” Alkol ile pandemi arasında bağlantı olduğuna dair bilimsel açıklama yok bir makale hatta bir dipnot bile yok. Bilim kurulu üyesi serap yavuz hanım açıkça şunu söylemiştir biz alkolle ağzımızı çalkalayarak bulaş riskini azaltıyoruz. Bu direkt olarak seküler yaşama müdahaledir. Yeme içme kültürüne özel yaşama müdahaledir. Biz bunu deklare ettikten sonra muhafazakâr kesimden bile bizim haklılığımızı savundular. Esnaf ve sanatkârlar konfederasyonu başkanı bile bu konu karşısında konuşmaya cesaret gösteremedi. Biz tepki gösterince ne alakası var herkes satış yapabilir dedi bir sonraki gün ise mum satılmayacak gibi alakasız bir açıklamada bulundu. 21 ilde bu yasağı çıkardılar. Madem bu şekildeyse 17 gün boyunca zincir marketleri kapatın küçük esnafın gönlünü alın küçük esnaf iş yapsın. Bizim ödemelerimiz iş takvimine göre ilerliyor benim dükkânım kapalı ama bankalar açık. Banka gelin ödemelerinizi yapın diyor benim dükkânım kapalıyken ödemelerimi nasıl yapacak. Rusya örneği veriliyor ama Rusya esnafa destek açıklamasında bulundu. Biz de bu süreçte dükkânımızı açma meraklısı değiliz hasta olma riskine girmek istemiyoruz. Hükümet alkol muhabbetini sulandırdı bu enstrümanı çok iyi kullandı. Toplum mühendisliği yapılıyor ramazan ayı kimse içmez diye madem öyleyse bu konuları hiç gündeme getirmeyin içen içer içmeyen içmez. İnanların evde içmesine bile karıştıysanız bu artık faşizmin ayak sesleridir. Bu orta doğuda bile yoktur. Bir tek Güney Afrika’da uygulanmış. Cumhuriyet tarihinde ilk defa 17 gün boyunca içki satışı yasaklanmış oldu ama şöyle de bir durum var ramazan ayında içki satışı rekoru bu hükümete nasip oldu.” şeklinde açıklıyor.

İçki yasağına gösterilen tepkiyi yeterli bulmayan Aybaş insanların konuşmaktan korkar hale geldiğini ancak bu yasakların özel hayata müdahale olduğunu ve konuşulması gerektiğini ve yasakların ideolojik olduğu konusundaki görüşlerini yineliyor.

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

İngiltere Türkiye’de Yapılan Aşıları Neden Tanımıyor?

Türkiye’den İngiltere’ye giden kişilere otel karantinası zorunluluğu kaldırılsa da Türkiye’de aşılanmış kişiler için ev karantinası …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir