8 Aralık 2021, Çarşamba

Suriyeliler Altındağ’daki Olaylara Ne Diyor?

Burcu Karakaş

İstanbul’un Aksaray ilçesi, savaş nedeniyle Suriye’den Türkiye’ye sığınanlara uzun süredir ev sahipliği yapıyor. Aksaray, yalnızca Suriyeli mültecilerin değil, diğer ülkelerden gelen göçmenlerin de yaşadığı bir ilçe. Yusufpaşa semti ise Suriyeli nüfusun yoğunlukta olduğu yerleşim birimlerinden biri. İlçenin işlek caddelerinden Millet Caddesi, Suriyelilerin işlettiği dükkanlarla dolu. Lokanta, kuaför, kargo şirketleri ve turizm acentaları, Suriyeliler başta olmak üzere çoğunlukla göçmenlere hitap ediyor. Tabelalar iki dilli: Türkçe ve Arapça. Ankara Altındağ’da Suriyelilere ait dükkanların yağmalanması ve evlerin taşlanmasının ardından nabız tutmak için Yusufpaşa’dayız. Korku olmasa da tedirginlik göze çarpıyor.

Güvenlik nedeniyle ismini değiştirdiğimiz Halepli Abdulmalik, sekiz senedir Türkiye’de yaşıyor. Tramvay durağının karşısında yan yana dizilmiş Suriyeli kafe ve lokantaların birinde çalışıyor ve yine bu civarda yaşıyor. Bu yeme-içme mekânının müşterilerinin çoğu Arap. Abdulmalik, “İş yerlerinde Türklerle kısıtlı iletişimimiz var, çok gelmiyorlar. Ama ilişkilerimiz kötü de değil” diyor.

Abdulmalik’in kuzeni Türkiye’den biri ile evlendiği için yerel çevresi var. Türkçe bilmediği için tercüman aracılığıyla sohbet ediyoruz. İşten zaman buldukça sosyal medyayı takip etmeye çalıştığını, en çok Facebook kullandığını, Ankara’da yaşananları da sabah saatlerinde Facebook’ta gördüğünü anlatıyor.

“Çok sayıda yorum vardı. Türkçem çok iyi olmadığı için Arapça yorumları okudum. Kimi korkmuş, kimi öfkeli… Ancak polisin masum insanları koruduğunu söylüyorlar. Hükümetin bu gerilimi kontrol altına alacağını düşünüyorum.”

“Biri kötü bir şey yaparsa herkes ona göre değerlendiriliyor”
45 yaşındaki Abdulmalik’e göre, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin en büyük sorunu, bir Suriyelinin yaptığının herkese mal edilmesi…

“Biri kötü bir şey yaparsa bütün Suriyeliler ona göre değerlendiriliyor. Bununla yaşaması çok zor. Suriyeliler saldırıların ardından ülkelerinde hissettiklerinin aynısını burada hissetti. Yani sanki savaşı geride bırakmamışlar gibi…”

Suriyeli erkekler çalışmak zorunda oldukları için kamusal alanda daha fazla görünür ancak aynı şeyi kadınlar için söylemek zor. Röportaj için ulaştığımız Suriyeli kadınlar konuşmaktan çekindikleri için talebimizi reddediyor. Fakat röportaj talebini geri çeviren yalnızca onlar değil. Suriyeli erkekler arasında da isim vermeden dahi olsa güvenlik endişesi nedeniyle konuşmak istemeyenler var. Ancak konuşanlar arasında kardeşlik vurgusu ile gerilimin kontrol altına alınarak daha fazla büyümeyeceği yönündeki inanç ön plana çıkıyor. İsmini değiştirdiğimiz Nizam da kimliğini saklı tutarak konuşmayı kabul edenlerden… Abdulmalik gibi, Halep’ten gelmiş. Beş senedir Türkiye’ye yaşıyor. Türkçesi kırık olsa da iletişim kurabiliyoruz. O da benzer şekilde, Suriyelilere yönelik önyargılara dikkat çekiyor.

“Bir olay olursa bütün Suriyelilerin o olayla alakası yoktur, öyle değil mi? Ankara’da olanları görünce üzüldüm. Elimden bir şey gelmiyor, ne yapabilirim?”

“Mahallemden memnunum, korkum yok”
Burada Türk arkadaşlarının olduğunu, daha iyi bir hayat için Türkiye’ye geldiğini anlatıyor. Yaşadığı mahalleyi güvenli buluyor. “Arkadaşım onlar benim” diye bahsettiği komşuları ile iyi anlaştıklarını söylüyor. Nizam da haberleri sosyal medyadan, daha çok Twitter’dan takip ediyor. Yaşananlara dair konuşurken temkinli. Ankara Altındağ’da yaşananlara üzülse de İstanbul Aksaray’da yaşayan bir Suriyeli olarak endişeli olmadığını dile getiriyor.

“Biz buraya gelip öylece oturmuyoruz. Kira veriyor, çalışıyoruz. Mahallemden memnunum. Korkum yok. Korkmama gerek yok çünkü Türkler çocuk değil ki…”

Nizam, sosyal medyayı takip ettiği ve Türkçe bildiği için Suriyelilere yönelik ırkçı tepkilerden haberdar. Ülkelerine dönmeleri yönünde paylaşılan mesajları gördüğünde nasıl hissettiğini soruyoruz.

“Kötü hissediyorum. Savaş bitince herkes gitmeyecek Suriye’ye ama dönenler olacak. Şu an nereye gideceğiz? Benim de yaşama hakkım var. Bu kadar…”

“Kötü bir şey yapmıyorum, neden endişeleneyim?”
Yusufpaşa’da bir kuaförde çalışırken tanıştığımız Hıdır, 29 yaşında. Annesi Suriyeli, babası Lübnanlı olan Hıdır, iki senedir Türkiye’de yaşıyor. Genç adam, İstanbul’a çalışmak, geleceğini kurmak için geldiğini söylüyor. Onun da Nizam gibi gerginliğin artabilecek olmasından yana korkusu yok.

“Buraya insanlar saldırı için değil, yaşamak için geliyor. Bence Türkiye çok güzel bir ülke. Herhangi bir endişem yok. Ben kötü bir şey yapmıyorum burada, neden endişeleneyim ki? Türkiye ülkem gibi. İstanbul’u da çok seviyorum.”

Hıdır da mültecilere yönelik önyargılardan bahsediyor. Türkiye’ye farklı Arap ülkelerinden çok sayıda insan geldiğini, aralarında şirket kuran ya da çalışanlar olduğunu ama hepsinin bir olmadığını ifade ediyor.

“Aralarında iyi olmayanlar da var. Mesela, Ankara’da yaşanan olay… Sonuçta bütün Araplar ya da başkaları her zaman iyi insan olacak diye bir şey yok.”

Halepli Abdulmalik de, Nizam gibi, münferit olaylar üzerinden Türkiye’de yaşayan mültecilerin tamamını yargılamanın doğru olmadığını yineliyor. Altındağ’da bıçaklandıktan sonra hayatını kaybeden Emirhan Yalçın’ın ailesine başsağlığı diliyor.

“Gerçekten çok üzgünüz. Henüz olayın ayrıntılarını bilmiyoruz ama bir kriminal olay üzerinden hepimizi aynı kefeye koymasalar… Tek dileğimiz bu.”

DW Türkçe-

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

İmamoğlu Reuters’a konuştu: Aday olacak mı?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olmayı değerlendirip değerlendirmeyeceği sorusuna, ‘adaylık …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir