25 Mayıs 2022, Çarşamba

Tek Başına


Türkçe’ye “Tek Başına” ismiyle çevrilen North Country, oldukça zor koşullar altında Minnesota’daki Eveleth Madeni’nde çalışan ilk kadınların işyerinde karşılaştığı zorlukları ama buna karşı inatlı mücadelelerini konu alıyor.

Filmde anlatılan olay, aynı zamanda ABD’de cinsel ayrımcılık konusunda mahkemeye taşınmış ilk sınıf eylemidir. ABD’nin ilk kadın maden işçilerinden Lois Jenson’un gerçek öyküsü üstüne kurulur.
Josey gördüğü fiziksel şiddete daha fazla dayanamayıp çocuklarını alıp yaşadığı yeri evini ter ederek babasının çalıştığı madende çalışmaya başlar. Madende kadınların çalışması istenmemektedir ve aslında kadın istihdam etmeleri zorunlu olduğu için kadın çalışan almaktadırlar madene. Çalışan erkekler ellerine geçen her fırsatta kadınların işi bırakmaları için gerek psikolojik gerekse fiziksel her türlü şiddeti uygulamayı cinsel istismar uygulamayı kendilerinde hak görmektedirler.

Kadınların hem istihdama hem de işgücüne katılımı, ülkeden ülkeye değişse de, tüm dünyada hala erkeklerin gerisindedir. Kadın istihdamı, ataerkil kapitalist toplum yapısından kaynaklanan hane içinde cinsiyete dayalı eşitsiz işbölümü, çocuk ve yaşlı/engelli bakım hizmetlerinin yetersizliği ve cinsiyetçi işgücü piyasası dolayısıyla olumsuz yönde etkilenmektedir.

Madende de cinsiyetçi işgücü söz konusudur.
Josey’in uğradığı şiddet tecavüz girişimine kadar ilerleyince Josey madenden istifa eder ve taciz davası açar. Bu süreç içinde kadının uğradığı şiddet kızına sahip çıkamadığı için babasına yönelir. Bu noktada cinsiyetçiliğin farklı bir boyutuyla yüzleşir izleyenler.

Geçtiğimiz haftalarda kadının toplumsal hayattaki konumu hakkında yorum yapan erkeklerle karşılaştık bir kez daha.

Yıllar önce TV kanallarında izlenen Çocuklar Duymasın isimli dizide, iş hayatında gördüğümüz sadece bir kadın karakter vardı ve o da ofisteki yetkili erkek tarafından tacize uğruyordu bu durum ekranlarda komedi olarak gösterilerek aslında iş yerinde taciz bilinçaltında belki bilerek belki ataerkil kodların nesillere aktarılması sonucu hiç sorgulanmadan normalleştiriliyordu.

Taciz eden ofis sorumlusu kişi kadınların tayt giymemesi ve çiftlerin kamusal alanlarda öpüşmemesi gerektiği konusunda yorumlarda bulundu. Kadınların kıyafetleri ülkemizde ve dünyada uzun yıllar boyunca erkeklerin konusu oldu. En yazık ki ülkemizde hala erkekler kadınların kıyafetleri üzerinden yorum yapmayı ve neyi giyip giyemeyecekleri konusunda ahkâm kesmeyi seviyorlar. Bir kadının giyeceği kıyafet sadece giyen kişiyi bağlar artı bir herhangi bir kişiyi bağlamaz.

Kamusal alanda çiftlerin öpüşmesine müdahale edilmesi, kadınların kıyafetleri üzerinden baskıya maruz bırakılması belirli bir yaşam tarzına sahip insanların hayatlarına müdahaledir ve özellikle kadınlara psikolojik şiddet uygulayarak yaşam şekillerini baskılamayla kontrol altına almayı beraberinde getirir.
Minesotta’da Eveleth Madeni’nde kadınların iş hayatında kaldığı psikolojik şiddet günümüz Türkiye’sinde kamusal alanda farklı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Bunun haricinde geçtiğimiz haftalarda Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ödül alan Beren Saat yaptığı konuşmayla belirli bir kişiler tarafından hedef tahtasına oturtuldu. Saat, Fatmagül’ün Suçu Ne? Dizisinde içkiyi ve tecavüzü özendirmekle suçlandı.

Bu suçlamayı yapanlar da kadına karşı şiddetin failleridir. North Country filminde Josey uğradığı tecavüzü toplum baskısı sebebiyle saklamak zorunda kalır ve uzun süre bu durumla yaşayıp psikolojik şiddetle başa çıkmak zorunda kalır. Fatmagül’ün Suçu Ne? Dizinde bizle uğradığı şiddetle her türlü baskıya rağmen mücadele eden ve bu şiddetle yüzleşen bir kadın karakter görürüz. Tecavüz olmamış gibi davranınca ortadan kalkan bir durum değildir. Aksine yüksek sesle konuşulması gereken yüzleşilmesi gereken ve mağdurun değil failin yargılanması gereken bir suçtur.

Bu hafta ise Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na ‘’kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’’ suçlaması ile kapatılma davası açıldı.

Platform, yaptığı yazılı açıklamada bu suçlamanın derneğe yönelik “kadın haklarını savunmak kisvesi altında aile mevhumunu yok sayarak aile yapısını parçaladığı” yönündeki iddialardan ve “somut hiçbir olguya dayanmayan” yazılı başvurulardan oluştuğunu kaydetti.

Kadın Bakanlığı’nın 2011 yılında Aile Bakanlığı’na dönüştürülmesiyle birlikte kadın hakları konusunda bir takım durumların değişeceğini ve kadınların daha büyük zorluklarla karşılaşacağının duyurusu niteliğindeydi. Keza o günden bugüne kadın cinayetlerinde, şüpheli kadın ölümlerinde artış, kadınların özlük haklarının geriletilmesinde ve toplumsal hayatta kadının konumu ile alakalı birçok sorunsalla karşı karşıya kaldık.

Aile kurumu altında kadına karşı şiddetin meşrulaştırıldığı, aile içi cinsel şiddetin konuşulmadığı dolayısıyla cezasız kaldığı ve yine aile içinde cinayetlerin üstünün örtülmeye çalışıldığı ya da failin ceza indirimleri aldığı günlerden geçiliyor.

Kadının ya da çocuğun şiddete uğradığı ve bu şiddetle başa çıkmasının beklendiği herhangi bir yapı kutsal değildir. Kadın fizikse ya da psikolojik şiddete maruz kaldığı herhangi bir yapıda zorla tutulamaz.
Ahlak kisvesi altında kadın cinayetlerinin peşine düşen ve faillerin ceza almasını sağlayan bir derneğin kapatılmasını istemek akıllara şu soruyu getirmektedir; hangi ahlak? Kimin ahlakı?
Eveleth Madeni’nde çıkan tek bir ses büyüyerek onların, binlerin, milyonların sesi oldu. Her türlü şiddete karşı yükselen tek bir ses milyonların sesidir.

Şiddeti ahlak ve kurum kutsidiyeti altında meşrulaştıran her zihniyet fail adayıdır. Şiddeti meşrulaştırmaya çalışanlara karşı yapılacak olan ise bellidir yan yana mücadele etmek daha çok ses çıkarmak.

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

İhracatı Kayda Bağlı Mallar Listesine İki Ürün Daha Eklendi

İhracatı kayda bağlı mallar listesine 2 ürün daha eklendi. Yapılan değişiklikle ihracatı kayda bağlı malların …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.