19 Eylül 2021, Pazar

“Yurt Dışına Göç Uzun Vadede Türkiye’yi Kuraklaştıracak”

Yurt Dışına Göç Uzun Vadede Türkiye’yi Kuraklaştıracak – Bugün 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü. Uluslararası Göç Örgütü’nün, 2020 Dünya Göç Raporu’na göre dünya genelindeki göçmen sayısı 272 milyon. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 3,5’ine denk geliyor. Ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle her yıl binlerce kişi Türkiye’den yurt dışına göç ediyor. Yurt dışına göçü Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Besim Can Zırh ve yeni dalga göçmenler Hande Çelikyay, Özge Elif Ceylan Özer ve Arda Özel anlatıyor.

Göç konusunda oldukça hareketli olan Türkiye 2019 yılında yurt dışına 330 bin 289 kişi göç verirken, yurt dışından 677 bin 42 kişi göç aldı. Son yıllardan artarak devam eden Türkiye’den yurt dışına göçü kozmopolitik.com.tr için değerlendiren ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Besim Can Zırh, son yıllardaki göçün literatürde “yeni dalga” olarak yer aldığını söylüyor. Yeni dalga göçün özel bazı rotaları olduğunu söyleyen Zırh, “İngiltere popüler rotalardan birisi. Konut satın alma ya da Ankara Anlaşması ile İngiltere yerleşen pek çok Türkiye vatandaşı var. Ankara Anlaşması Türkiye vatandaşların iş kurma amacıyla İngiltere’de yaşamasını sağlayan özel bir anlaşma. İngiltere 2021 itibariyle Avrupa Birliği’nde ayrılıyor. Bu sebeple sadece 2020 yılında Ankara Anlaşması’na başvuranların sayısı 20 bine yaklaştı.” diyor.

Popüler Göç Rotaları

Bir diğer popüler göç rotasının Almanya’nın başkenti Berlin olduğunu kaydeden Zırh, “Dijital ya da entelektüel meslek sahibi olanlar genellikle Berlin’i tercih ediyor. Almanya’nın artistik alanlarda tanımlı pek çok bursu göçmenleri kendisine çekiyor. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası KHK’larla işlerini kaybeden yüzlerce Barış Bildirisi imzacısı akademisyen Almanya’ya göç etti” diyor.

Türkiyeli göçmenlerin son popüler rotasının Yunanistan’ın başkenti Atina olduğunu kaydeden Zırh, “2008 yılında Yunanistan’ın yaşadığı kriz sonrası küresel alanda hizmet veren çağrı merkezi şirketi, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla konut fiyatlarının ucuz olması sebebiyle, küresel operasyonlarına Atina’ya taşıdı. Türkçe konuşan çalışanlara da ihtiyaç duyan şirket Atina’nın hem ucuz hem de Avrupa Birliği içinde olması sebebiyle Türkiye vatandaşları tarafından tercih ediliyor” diye konuşuyor.

Türkiye Doktorlarını Kaybediyor

Türk Tabipler Birliği tarafında açıklanan verilere göre her geçen yıl yurt dışına giden doktorların sayısı artıyor. 2012 yılında yurt dışına gitmek için 59 hekim sicil başvurusu yaparken bu sayısı 2013 yılında 90’a, 2014 yılında 118’e, 2015 yılında 150’ye, 2016 yılında 245’e, 2017 yılında 482’ye 2018 yılında 802’ye ve 2019 yılında ise bin 42’ye yükseldi. Pandemiyle geçen 2020 yılının Eylül ayı itibariyle 702 hekim yurt dışına gitmek sicil başvurusunda bulundu.

Dr. Besim Can Zırh

Dr. Besim Can Zırh’a göre Yurt Dışına Göç Uzun Vadede Türkiye’yi Kuraklaştıracak. Yetişmiş insanların eğitiminin maddi ve toplumsal maliyeti olduğunu dikkat çeken Zırh, “Göç edenleri sadece yeni mezun olmuş gençler olarak düşünmek yanlış. Doktorlara en çok ihtiyaç duyduğumuz pandemi döneminde doktorlar yurt dışına gitmek istiyor; çünkü özellikle son 10 yılda mesleki güvencelerinde büyük bir aşınma yaşadılar. Tam gün çalışma yasasıyla başlayan sağlık çalışanları karşıtı tutum sağlıkta şiddetin önlenememesiyle devam ediyor. Pandemide zor şartlar altında çalışan doktorlar şiddete uğruyor. Yine pandemi döneminde sosyal medyada gerek meslek örgütlerinin gerekse de bireysel hekimlerin paylaşımlarına gelen yorumlara baktığımızda bu şiddeti görüyoruz.” diyor.

“Gelen Göç, Giden Göçü Dengelemeyecek”

Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2019 yılında, 677 bin 42 kişi olarak kayıtlara geçti. Türkiye’den göç eden ve Türkiye’ye göç eden insanlar arasında bir dengelenme olabilir mi diye sorduğum Zırh’a göre bu pek mümkün değil. Türkiye’ye gelen göçmenlerin genellikle Türkiye’yi geçiş yolu olarak kullandığını kaydeden Zırh, “Göç tarihsel olarak her zaman için doğudan batıya doğru ilerler. Küresel Kuzey’deki hareketlere tarihsel olarak baktığımızda hem ülke içi hem de ülkeler arası göçler böyle bir rota izliyor” diyor.

Belirsizlik Ve Güven Duymama Beni Göç Etmeye İtti”

Hande Çelikyay 29 yaşında bir iletişimci. İstanbul’da yeme içme sektöründe hizmet veren tanınmış bir dijital mecranın satış biriminde çalışan Çelikyay, ağustos ayında Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye taşınmış.

İngiltere’ye göç etmeden önceki hayatını stresli ve kaos içinde olarak tanımlayan Çelikyay, göç etme kararının nasıl aldığını şöyle anlatıyor:

“Satış bölümünde çalıştığım için müşterileri ikna etmek oldukça zordu. Bu zorluğun üzerine bir de patron şirketinde çalışma eklenince işler daha karmaşık bir hâl alıyordu. Patron şirketinde dengeler çabuk değişiyor, kurumsallık yok. Hâl böyle olunca bugün yöneticin olan çalışma arkadaşın ertesi gün seninle sahada satışa çıkabiliyor. Bu durum Türkiye’nin durumunu yansıtıyor. Dengeler çok çabuk değişiyor. Patron şirketi ve tek adam yönetiminin yarattığı ortak duygu olan belirsizlik ve güven duymama beni göç etmeye itti.”

Göç etmesinde birden çok faktör olduğu kaydeden Çelikyay, “Ülkenin sık değişen gündemi, ekonomik daralma, kadın cinayetleri, adalet olan güvensizlik ve en sonunda bir geleceğinin olmayacağı fikri altında eziliyordum” diyor.

“Göçmen” kelimesine olumsuz anlam yüklendiğinde bu kelimenin altında ezileceğini düşünen Çeliyay, “Göçmenlik benim için yolda hissi ve bu sürecin öğrettikleri muazzam” diye tanımlıyor.

“Yeni Nesil Göçmenler Gittikleri Ülkeden Kopuk Yaşamıyor”

Özge Elif Ceylan Özer, 2 yıldır Hollanda’da yaşıyor. İstanbul’da bir etkinlik ajansında stratejik metin yazarı ve sosyal medya yöneticisi olarak çalışan Özer, eşinin iş bulması sebebiyle Hollanda’ya taşınmış.

Neden Hollanda diye sorduğum Özer, “Eşim yazılımcı ve Hollanda’da yazılımcıya ihtiyaç var. Ayrıca meslekler arasında büyük oranda maaş eşitliği sağlanmış. Diğer sebep ise İngilizce ile tüm hayatını sürdürebilirsin. Ben iletişimciyim, bu durum benim işimi yaparken geçerli değil ancak yine de yeni bir dil öğrenmek zorunluluğu yakıcı değil” diyor.

Göçmen kelimesini sevmediğini söyleyen Özer, “1960’lı yıllarda ekonomik sebeplerle gelen göçmenler Hollanda toplumunda kapalı bir hayat sürüyor. Son yıllarda gelen genç ve eğitimli göçmenlerse Türkiye’deki yaşadıkları hayata burada devam ediyor. Ülke değişse bile hayatları değişmiyor. Bu sebeple yeni nesil göçmenleri gittikler ülkeden kopuk yaşamıyor. Bu sebeple kendimi göçmen gibi hissetmiyorum” diyor.

Türkiye’de göç hareketliliğine değinen Özer, “Kadıköy’de yaşadığımız caddede komşu olduğumuz arkadaşlarımızı hepsi şimdi Hollanda’da. Türkiye’den son yıllarda göç eden insanlar benzer hayat görüşüne sahip. Bu sebeple dünyanın neresine giderse gitsinler sahip oldukları görüşe göre yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar” diyor.

“Can Güvenliği Endişe Göç Sebeplerimden Biri”

Arda Özel 27 yaşında Almanya’nın Köln şehrinde oyun tasarımı okuyor ve aynı zamanda bir yazılım firmasında çalışıyor. Göç etmeden önce Türkiye’de sıradan bir öğrenci hayatı yaşadığını söyleyen, “Arkadaşlarımla beraber kaldığım bir evim vardı, siyaset bilimi okuyordum ve kitapçılık, garsonluk, baristalık gibi tipik öğrenci işlerinde çalışıyordum” diyor.

Göç etmesinde 2015 yılında başlayan ve uzun süre devam eden can güvenliği endişesi ve okuduğu bölümü değiştirme isteği olduğunu anlatan Özel, “Almanya’yı seçmemin sebebi oyun tasarımı bölümü ve var olan maddi imkanlarımla okuma fırsatı sunmasıydı” diyor.

Göçmenliği, pek çok anlamda sıfırdan bir hayat başlamak olarak tanımlayan Özel, “Yepyeni bir ülkeye göç ettiğinizde orada kimseyi tanımıyorsunuz, arkadaşlarınız, belki işiniz olmuyor ve hatta belki de dilini bile bilmiyorsunuz. Bunlarla gelen elbette ki bir yalnızlık ve ne yapacağını bilmezlik hissi var. Bunun yanında da senelerdir inşa etmiş olduğunuz hayatınızı bir kenara koyup, onu tekrar kurma telaşınız ve çabanız geliyor” diye devam ediyor.

“Türk İnsanı Değişimlere Hızlı Adapte Oluyor”

Yurt dışında yaşamanın en iyi tarafını, kendi ülkenize ve insanınıza ve kendinize dair yeni şeyleri keşfetmek olduğunu söyleyen Özel, Türk insanının değişimlere ne kadar hızlı adapte olabilğini veya kültürümüzün karmaşıklığını burada geçirdiğim 2. senemin sonlarına doğru daha da iyi kavradım ya da kendime dair bir sürü şeyi, yalnız kaldığım süreçte öğrendim. Bunların hepsi bende, kendimi, toplumumu ve ülkemi daha da iyi anlamak için başka ülkelerde de uzun süre vakit geçirmem gerektiği hissini uyandırdı. Sadece bu yönü için bile imkânı olan herkesin yurtdışında yaşaması ve çalışması gerektiğini düşünüyorum” diye konuşuyor.

Seda Karatabanoğlu – Yurt Dışına Göç Uzun Vadede Türkiye’yi Kuraklaştıracak

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

“Mülteci Meselesi, AKP-MHP Bloğunda Bir Çatırdamaya Yol Açacak”

Son günlerde Afganistan’dan Türkiye’ye yönelen göçün ardından ülkede yaşayan mülteciler ile ilgili gerek sosyal medya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir